Türkiye gündemi seçimlere kilitlendi. Ekonomi, seçimler ekseninde tartışılmaya devam ederken, IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlarla ilişkilerin geleceği de merak konusu... Ali Babacan, uluslararası kuruluşlarla ilişkiler hakkındaki düşüncelerini ve seçimlere ilişkin beklentilerini CNBC-e Business’a anlattı.
IMF ile yapılan mevcut stand-by anlaşması 2008’de tamamlanacak. Sonrası ise ekonomi dünyasının en önemli gündemlerinden biri... Stand-by tamamlandıktan sonra nasıl bir ilişki yürütülmesi planlanıyor?
IMF’nin 184 üyesinden biriyiz. Üyelikten çıkmayız. Bir stand-by daha olup olmayacağına karar vermek için ise henüz çok erken. Şimdiden bu kararı vermenin yanlış olacağını düşünüyoruz. Seçimler geçer, yeni hükümet kurulur ve o günün hükümeti o günün şartlarına göre kararını verir... IMF ile şöyle ya da böyle çalışılacak. Verilecek karar, formatın ne olacağını belirleyecek. Ama biz uluslararası kuruluşlarla çalışmanın faydalı olduğunu düşünüyoruz. Türkiye’nin yaptıklarını tarafsız bir bakışla raporlamanın, yorumlamanın artı bir güven unsuru oluşturduğu kanaatindeyiz. Uluslararası kuruluşlarla çalışmanın getirdiği güven artışı, faizleri düşürmemize yararlı oluyorsa bunu yaparız. Duygusal, tepkisel bir yaklaşımla, önyargılarla ya da kompleksli bir tavırla kahramanlık yapıp milletin yüksek bedeller ödemesine asla izin vermeyiz.
Seçimler nedeniyle bir belirsizlik oluşmasının önüne geçmek için yeni bir stand-by yapılacağını IMF’nin şimdiden ilan etmek istediği doğru mu?
Kesinlikle böyle bir şey yok. IMF ile Mayıs 2008 sonrasının formatı konusunda görüşmedik.
IMF’yle ilgili bir diğer konu da tasarruf paketinin büyüklüğü... Söz konusu tasarruf nasıl yapılacak?
Önemli bir kısmı bütçedeki ödeneklerden, bir kısmı da KİT ödeneklerinden blokajla sağlanacak. Bütçeye bakınca harcamaların yüzde 2’si kadar bir şey...
“ZAM BEKLEYENLER
HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRADI”
KİT tedbirleri, elektrik zammını gündemden düşürdü mü? Tedbirlerin sözde kalacağı, uygulanmayacağı yorumları da yapılıyor...
Bazıları hayal kırıklığına uğradı “nasıl oldu da anlaştılar” diye. Zam bekleyenler vardı. Dört buçuk yıldır maalesef bir grup insan sürekli olumsuz değerlendirmeler yapıyor. Ekonomik, teknik gerekçeleri olsa değerlendirmelerin bazıları tartışılabilir. Ama görüyorum ki ekonomik gerekçesi yok.
IMF eksenli konulardan genel ekonomik tabloya dönersek... İlk üç aylık performansı nasıl değerlendiriyorsunuz?
İlk çeyrekte öncü göstergeler, özellikle dış talep ağırlıklı bir büyüme trendinin devamını gösteriyor. Bunu ihracat rakamlarının geçen Mart sonundan bu Mart sonuna ulaştığı 90 milyar dolara, yatırım ürünleri ithalatı rakamlarına ve inşaat sektörü gelişmelerine bakarak görebiliyoruz. Öncü göstergeler, yılın tamamında da yüzde 5’lik bir büyüme hedefinin taban teşkil ettiğini gösteriyor artık. Yüzde 5 hedef ama yukarı doğru olma ihtimali güçlü. 6 ay önceki değerlendirmelerde böyle değildi. “2007’de büyüme daha da yavaşlar, yüzde 5’in altı olur” deniyordu. İçerideyse daha makul bir talep durumu var. Bunu tüketici kredilerinden de, piyasadaki alışverişten de gözlemliyoruz. Faizlerin de inişine bakarsak tüketici kredileri hacminin bir süre daha kontrollü gitmesini bekliyoruz. Makul iç talep ama kuvvetlenen dış talep, hem enflasyonla mücadele hem de büyüme açısından olumlu bir kompozisyon oluşturacaktır.
Devamı CNBC-e Business Mayıs sayısında... |