Siber korsanlar, artık ünlü mafya babası Al Capone’la özdeşleşen “paravan” taktiğiyle hareket ediyor. Polis asıl suçluyu bulduğunu sanıyor ama ele geçirdikleri hiçbir şeyden haberi olmayan paravan bir internet kullanıcısı çıkıyor. Kendinizi Al Capone tarzı siber saldırıdan korumak istiyorsanız bu yazıyı dikkatle okuyun.
SABAH büronuza geliyor ve her zamanki gibi ilk iş olarak elektronik postanızı açıyorsunuz. Karşınıza “I LOVE YOU” yazan bir mesaj çıkıyor. “Madem beni seviyorsun, kim olduğunu öğreneyim” diyerek mesajın üzerine tıklıyorsunuz ve dünyanız kararıyor. Bilgisayar ekranı pır pır etmeye ya da kararmaya başlıyor, hatta bu durum işyerindeki diğer bilgisayarlara da sıçrıyor ve kimse çalışamaz hale geliyor. Teknisyenler gelip çözüm üretene kadar iş işten geçiyor. Sistemlerinizdeki veriler bir yana, belki de müşteri ve para kaybediyorsunuz. Geçmiş olsun! Siber suç kurbanı oldunuz.
“Hacker, spyware, spybot, adware, botnet, phishing, pharming, rootkits, worm, trojan, spam...” Bu terimler size hiçbir şey ifade etmeyebilir. Ancak 1 milyarı aşkın insan gibi düzenli internet kullanıyorsanız, en kısa sürede bu ve buna benzer terimlerin ne anlama geldiğini öğrenmenizde yarar var. Zira siz de her an yukarıda belirtilen yaşanmış örnektekine benzer bir “siber suç” kurbanı olabilirsiniz.
Sıkı bir internet kullanıcısıysanız, 4 Mayıs 2000 tarihinde Filipinler’den yıldırım hızıyla yayılan “I LOVE YOU” virüsünün bir anda Asya, Avrupa ve ABD’yi nasıl sardığını mutlaka hatırlayacaksınızdır. Hani, İsviçre federal idaresinin internet ağını 24 saat devre dışı bırakan; ABD’de 200’den fazla çalışanı olan şirketlerin yüzde 65’inin bilgisayar sistemlerini çökerten; Fransa’da da L’Oréal ve Ubisoft gibi firmaları çalışamaz hale getiren virüs...
Bilgisayar ve internetin doğrudan veya aracı olarak kullanılmasıyla gerçekleştirilen siber suçlar, hırsızlık, şantaj, terör, kaçakçılık, pornografi, dolandırıcılık, para aklama, cinayet tertibi gibi klasik suçlara ek olarak; virüs yayma, web sitesi çökertme, endüstriyel casusluk, veri hırsızlığı, elektronik posta adreslerine izinsiz giriş, “hacktivism”, siber terör, casus program yerleştirme, şahısların banka koordinatlarının sanal ortamda çalınması gibi “high-tech” suçları da suç antolojisine ekliyor.
TARİHİN İLK SİBER
SUÇU 26 YAŞINDA
“Captain Zero” lakaplı Ian Murphy’nin 1981 yılında AT&T telekom şirketi bilgisayar sisteminin şifrelerini kırıp, tüm telefon faturalama işlemlerini düşük tarifeye ayarlaması tarihin ilk siber suçu olarak biliniyor. Olayın o dönem yaptığı yankı, başrollerini Robert Redford, Dan Aykroyd ve River Phoenix’in paylaştığı “Sneakers” adlı filme de esin kaynağı olmuştu.
Fakat o günden bugüne çok şey değişti. Bilgisayar ve internet korsanları olarak bilinen “hacker”lar ve onlarla beraber siber suçlar 1983 Hollywood yapımı “War Games” filmiyle su yüzüne çıktı. “Brain” adlı ilk bilgisayar virüsü 1985 yılında Pakistan’da doğdu ve IBM sistemlerini vurdu. Dünyanın ilk siber-etnik savaşı 1999 yılında Sırplar ile Kosovalılar arasında yaşandı. İnternet korsanları aynı yıl Beyaz Saray, NASA ve Pentagon’un web sitelerinin şifrelerini kırmayı başardı.
KİM BU HACKER’LAR?
NEYİN PEŞİNDELER?
Bilgisayar ve internet dünyası gibi “hacker galaksisi” de sürekli bir metamorfoz içinde. Küçük yaşlarda evlerindeki basit bilgisayarları kullanarak, kendilerini kanıtlamak amacıyla başkalarının sistemlerini çökerten “War Games” kuşağı hacker’lar için internet bugün gerçek anlamda bir ganimet.
Devamı CNBC-e Business Mayıs sayısında...
|