ABD'de istihbarat camiasının, kendi başkanını yalanlayacak şekilde İran'ın nükleer silah programını 2003'te durdurduğunu açıklaması, savaş rüzgarlarını bir süreliğine kesmiş olabilir. Ama uzmanlar Bush-Cheney ikilisinin, her şeye rağmen hâlâ İran’a saldırabileceğini düşünüyorlar.
Ümit Enginsoy
ABD'DE aralarında CIA'in de yer aldığı 16 istihbarat kuruluşunun İran konusunda ortaklaşa hazırladığı son Ulusal İstihbarat Tahmini (NIE) raporunun 3 Aralık'ta yayınlanması, belki Türkiye'de pek de büyük bir yankı uyandırmadı. Ama televizyon dilinin klişe tabiriyle, “Washington'un gündemine bomba gibi düştü." Çünkü raporun en önemli kısmında İran'ın nükleer silah programını 2003'te sona erdirdiği duyuruluyor ve dolayısıyla Başkan George W. Bush'un politikalarına sert bir darbe vuruluyordu.
Aslında NIE raporunun bir kısmında İran’ın enerji programı çerçevesinde uranyum zenginleştirmeye devam ettiği ve bunun aynen sürmesi durumunda Tahran'ın 2010-2015 yılları arasında nükleer silah geliştirebilecek bir noktaya ulaşabileceği de anlatılıyordu. Ama bu tespit, 2003'te askeri nükleer programın durdurulduğu yönündeki tespitin yanında çok daha hafif kalıyor ve Bush'un tezlerini zayıflatıyordu.
Zira Bush, Irak'ın işgalinin ardından bir numaralı dış politika önceliğini İran'ın nükleer programına vermiş, hatta Ekim sonu ve Kasım başında yaptığı iki farklı konuşmada da İran'ın nükleer silah sahibi olması durumunda Üçüncü Dünya Savaşı'nın çıkabileceğini savunmuş, mutlaka tedbir alınması gerektiğini de büyük bir ısrarla vurgulamıştı.
İSTİHBARAT
CAMİASININ İNTİKAMI
Peki ne oldu da, bizzat Bush'un kendi istihbarat ekibi, NIE raporuyla başkanını can evinden vurdu? Bu sorunun yanıtı bulmak için çok da uzak olmayan geçmişe, Irak operasyonunun ilk günlerine dönmek gerekiyor. Hatırlanabileceği gibi, o dönemde savaşa gerekçe gösterilen Saddam Hüseyin'in kitle imha silahları programlarına ilişkin kanıtların sahte ve abartılmış olduğu ortaya çıkmış fatura da istihbarat camiasına kesilmişti. Camianın bu son raporunun temelinde o günlerde yaşadıklarını tekrar yaşama endişesiyle sorumluluktan kaçma, hatta belki biraz da Irak’ın intikamını alma istekleri var... Nitekim siyasi denilebilecek NIE raporuyla başkanının önüne bir set çekmeyi -en azından şimdilik- başardıkları da bir gerçek.
Sonuçta NIE raporu, hem Bush, hem de yönetim içindeki ve çevresindeki sertlik yanlısı çevreler için büyük bir darbe oldu. Kendisini İran ile hayati bir mücadele içinde gören ve askeri seçeneği canlı tutmaya çalışan İsrail de, bu raporla kalbinden vurumuş oldu.
Ama bu rapora rağmen ABD yönetiminin ve yandaşlarının hemen pes etmeleri de beklenmedi. Nitekim öyle de oldu. Bush, ilk açıklamasından itibaren NIE raporunun işine gelen taraflarına dikkat çekerek, İran'ın hâlâ çok tehlikeli olduğunu ve üzerindeki uluslararası baskının sürdürülmesi gerektiğini vurguladı. Sertlik yanlılarının önde gelen isimlerinden ABD'nin Birleşmiş Milletler’deki eski daimi temsilcisi John Bolton, NIE değerlendirmesinin tamamen yanlış olduğunu savunarak İran'ın ABD'yi ve dünyayı kandırmaya çalıştığını anlattı. Hatta Ortadoğu'dan sorumlu ABD'nin Merkez Komutanlığı CENTCOM'un eski komutanı emekli Orgeneral John Abizaid, en ileriye giderek, soğuk savaş döneminde eski Sovyetler Birliği nükleer açıdan nasıl caydırıldıysa, İran'ın aynı şekilde caydırılması gerektiğini savundu.
Devamı CNBC-e Business’ın Ocak sayısında...
|