Adınız
 
  Soyadınız
 
  E-posta Adresiniz
 
   
 
   
Türkiye’de TV üretimi öldü mü?
 

Türkiye’de TV üretimi öldü mü?

Türk elektronik üreticileri, televizyon konusunda gerileme sürecinde. Türkiye’nin TV üretimini yeniden hızlandırma şansı var mı yoksa yolun sonuna mı gelindi? Sektöre yıllarını veren Profilo Holding CEO’su Körezlioğlu’nun sözleri manidar: “Çok yoruldum.”

Meryem Tek

ÇOK değil daha birkaç yıl öncesinde Türkiye, televizyon üretiminde rekor üstüne rekor kırıyor, dünyanın önde gelen üretici ülkeleriyle başa baş rekabet ediyordu. Avrupa'da hatırı sayılır mağazalara doğrudan satış yapıyor, ihracatta da rekor üstüne rekorlara imza atıyordu. Geleceğe ilişkin beklentiler ise daha da büyüktü. Ancak birden bire bu parlak tablo tersine döndü. Televizyon üretimi yapan şirketlerin kimi ekonomik darboğazla karşı karşıya kaldı, kimileri de zarar yazan ya da kârı gerileyen bilançolarla... Kısa süre öncesine kadar ihracatta lokomotif ürün gözüyle bakılan televizyonun üretiminde ve ihracatında neden bu noktaya gelindi? Türkiye'nin bu konuda hâlâ bir şansı var mı, yoksa bu savaşta tamamen yenik mi düştü?
Bu soruya yanıt ararken önce geçmişe kısaca bir göz atmakta yarar var. Türkiye’nin televizyon üretiminde ciddi bir söz sahibi haline gelmesi, Avrupa pazarında ortaya çıkan talepten kaynaklandı. AB ile Gümrük Birliği’ne geçişle birlikte gümrükler kalkınca Türkiye’de üretilen TV’ler Avrupalı tüketiciler ve mağazalar için oldukça avantajlı hale geldi. Çünkü Türkiye’deki üreticiler hem daha düşük maliyet hem de coğrafi yakınlık avantajına sahipti. Türk tüketicilerin 3 birim fiyat ödediği cihazlar, 1 birim fiyatla Avrupa’ya satılıyordu. Çünkü devlet üreticilere ihracat desteği veriyordu. Bu “tatlı seyir” televizyon üretim kapasitelerini bir anda milyon adetlere çıkardı. Yurt dışı pazarlarda ciddi pazar paylarına ulaşıldı.

LCD VE PLAZMA YATIRIMI
YAPILAMADI
Profilo Holding CEO’su Göksen Körezlioğlu, yapılan ihracatların ve elde edilen pazarların hiç de tesadüfi olmadığını ısrarla vurgulasa da genel inanış tam aksi yönde. Televizyon sanayini yakından izleyen kimi uzmanlara göre, Avrupa bu pazarı, üreticilerin önüne altın tepsi içinde sundu. Uzakdoğu ülkelerine kota koyarak Türk TV’lerinin satışlarını (işine o zaman öyle geldiği için) destekledi. Öyle ki bir süre sonra bu pazarlarda Türk firmaları birbirleriyle rekabet eder duruma geldiler. O rekabet de genelde fiyat üzerinden yapılıyor, fiyatlar düştükçe düşüyordu. Bütün bunlar yaşanırken, ihracata dayalı tüm endüstrilerde olduğu gibi TV üretiminde rekabet gücünü artıracak altyapı kurulmaya çalışılmadı. 5-10 yıl sonra bu sektörün nereye gideceği ile rakip ülkelerin ne durumda olacağı hesap edilmedi.
Göksen Körezlioğlu’na göre ise aslında sektör bunun hesabını yaptı ve bugünleri gördü. Ancak sektör, kendi büyümesini sürekli kılabilecek adımlar için (LCD ve Plazma monitörlerin üretimine yatırım) devletten destek göremedi. Bu yüzden o yatırımı tek başına yapmanın riskini göze alamadı. Dolasıyla sektör bugünkü tablo ile karşı karşıya kaldı. Körezlioğlu, bu süreçte üreticilerin yaptığı en büyük hatayı “yüksek kapasitelerde üretim tesisleri kurulması” olarak gösteriyor ve şunları söylüyor: “Şu anda Türkiye’de yılda 22-23 milyon adetlik üretim kapasitesi var. İç piyasanın ihtiyacı 3 milyon adet. Geriye 18-19 milyon adetlik bir kapasite kalıyor ki, bu çok yüksek, buna müsaade edilmemeliydi.”

Devamı CNBC-e Business’ın Haziran sayısında...

 
Hemen üye olmak için tıklayınız.
 
     


 
Mahfi Egilmez
  Mahfi
Eğilmez
   
   
 

 

© 2006-2010 Doğuş İletişim

Doğuş Yayın Grubu Dergileri: National Geographic Türkiye | National Geographic Kids | CNBC-e Business | Motor Boat & Yachting | Robb Report | Billboard Türkiye