Kurulalı tam 15 yıl oldu. Ve 15 yıl boyunca hiçbir rakibini yanına bile yaklaştırmadı. Atlattığı onca badireye rağmen hem Çukurova Grubu’nu, hem patronu Mehmet Emin Karamehmet’i sırtında taşımayı daima başardı. Hâlâ çok değerli, kârlı ve parlak... Peki bu kadar güçlü kalmasının sırrı ne?
Burak Mavi
SEKİZ ay kadar önceydi. Suna ve İnan Kıraç Vakfı, İstanbul’un tasavvuf tarihine ışık tutan Mevlevilik konulu bir sergiyi Rusya’nın önde gelen telekomünikasyon şirketi Altimo’nun sponsorluğunda sanatseverlerle buluşturuyordu. Sema eden, ney üfleyen dervişlerin büyüsünden olsa gerek, sergi için İstanbul’a gelen Altimo Başkan Yardımcısı Kirill Babaev’in ağzından, tuhaf bir cümle dökülüverdi. Babaev, bir an için Rus soğukkanlılığı ve ketumluğundan kurtulup ortağı oldukları Türk GSM devi ile ilgili olarak “Turkcell şu anda piyasanın yüzde 70’ine sahip ve bu doğal değil” deyivermişti. Sonra hemen toparladı: “Piyasaya güçlü oyuncular geldiğinde pazar payı değişecektir ve biz buna hazırız…”
Rus Altimo iki yıl önce Turkcell’e ortak olduğunda şirketin değeri 13 milyar dolar civarındaydı. Babaev bu cümleyi kurduğunda şirketin değeri artık 20 milyar dolara ulaşmıştı bile. Nispeten hızlı ve dolgun kârın çekiciliğine rağmen Babaev’in memnuniyeti ve şaşkınlığı kurduğu cümlelerden anlaşılıyordu.
Aslında Babaev bu konuda tek başına değildi. Yurt dışındaki birkaç girişim dışında kimsenin 15 yıldır Turkcell’in pazardaki hakim durumunu nasıl koruduğu hakkında en küçük bir teorisi bile yok. Şimdiye kadar Georgetown Üniversitesi’nde bir kez tez konusu oldu Turkcell, ardından California State Üniversitesi’nde işletme yüksek lisansı yapan öğrencilere ders olarak okutulmaya başlandı. Yine de bir iş modeli olarak Turkcell’in şifreleri hâlâ gizemini koruyor.
Turkcell, her şeyiyle tamamen orijinal bir şirket. Ortaklık yapısını anlayabilmek için bile basit bir matematik zekadan daha fazlasına ihtiyacınız var. Turkcell’in Rusların iç içe geçmiş matruşka bebeklerine benzeyen karmaşık hisse yapısını anlamaya çalışmak, bir labirentte çıkış aramaya benziyor. Labirentin çıkış kapısında, elinde sadece yüzde 13 civarında hisse olmasına rağmen oluşturduğu karmaşık ortaklık yapısı sayesinde Turkcell’i yönetebilme gücünü kimseye kaptırmayan Mehmet Emin Karamehmet’in imzası var. Karamehmet, bu ortaklık yapısıyla en yakın mesai arkadaşı ve Turkcell’in fikir babası Murat Vargı’nın dediği gibi, “Şapkasından tavşan çıkarıyor...”
DÜOPOL PAZARDA
REKABET
Babaev, Turkcell için “Piyasaya güçlü oyuncular geldiğinde pazar payı değişecektir…” demişti. Acaba Turkcell’in pazardaki hakimiyeti tek başına rakiplerinin “zayıflığı” ile açıklanabilir mi? Bunun için en başa, Mecidiyeköy’deki bir ofis katına, Turkcell’in ilk toplantısına dönmek gerekiyor. Yıl 1993… Mehmet Emin Karamehmet 49 yaşında, masanın hemen başında oturuyor. Murat Vargı ise sol yanında. 500 milyon dolarlık bir borcun altına imza atmışlar ama yüzler gülüyor.
1986 yılında Türk Telekom ve Nokia arasında yapılan anlaşma sonucunda satışa sunulan araç telefonları Türkiye’de mobil iletişimin ilk uygulamasıydı. Yedi yıl sonra 406 sayılı Kanun’da değişiklik yapılınca bu kez mobil iletişimin ikinci halkası olan GSM’in önü açıldı. Açılan ruhsat ihalesini iki konsorsiyum kazandı. Mecidiyeköy’deki ofis katında bir masanın etrafında toplananlar Telekom Finlandiya (Sonera), Ericsson Telekomünikasyon, Çukurova ve Kavala Grubu'nun temsilcileriydi. Yani Turkcell konsorsiyumu… 1 Temmuz 1993’te Türk Telekom ile sözleşme imzalamışlardı.
SÖZLEŞME ŞARTLARI
NASIL ESNEDİ?
İkinci sözleşmede imzalar bir gün sonra, Detecon, Alcatel, Siemens, Teletaş ve Simko'dan oluşan Telsim konsorsiyumu ile atıldı. Ama bu sözleşmeler ileriki yıllarda sıkça esnetildi. Gün geldi bu esnetmenin nedeni Meclis’te bile soruldu. 20’nci dönem Konya Milletvekili Veysel Candan sözleşmenin, gelir paylaşımını Telsim ve Turkcell’in vergiler düştükten sonra yüzde 32.9’unu almaları, kalanının PTT’ye aktarılması şeklinde düzenlediğini söylüyordu. Sonradan bu oran, Turkcell ve Telsim lehine yüzde 32.9’dan yüzde 85’e yükselmişti. Toplam abone sayısı 150 bine ulaşan firmayla hemen lisans anlaşması yapılacak, 400 bine ulaştıktan sonra da ikinci, üçüncü firmalara lisans verilecekti. Gereken abone sayısına 1996’da ulaşılsa da üçüncü lisans için Türk-İtalyan ortaklığı Aria’nın pazara adım attığı 2000 yılını beklemek gerekecekti; ki o tarihte Turkcell ve Telsim’in abone sayısı toplamı 15 milyona yaklaşmıştı bile... Turkcell ve Telsim’in ilk sözleşmelerinde imtiyaz süreleri 15 yıllıktı ve lisans için operatörlerden her biri 500 milyon dolar ödeyecekti. Bu arada devlet Turkcell ve Telsim’le lisans anlaşmalarını imzalayıp paraları tahsil etmek için 1998 yılına kadar bekleyecekti. Üstelik hiçbir ek ödeme talep edilmeden lisans süresi 25 yıla çıkarılacaktı. Hatta, lisans süresinin başlangıcı da fiilen hizmet vermeye başladıkları 1994 değil, 1998 olacaktı...
Devamı CNBC-e Business’ın Temmuz sayısında. |