15 yıl öncesinde ismini kimsenin bilmediği bir yerdi Elazığ’ın Koruk köyü. Şimdi Doluca’dan Kavaklıdere’ye kadar pek çok şarap markası her bağbozumunda bu köye taşınıyor. Öküzgözü ve Boğazkere üzümleriyle meşhur köye, yılda 1.5 milyon YTL giriyor.
Çiğdem Yücesoy Subaşı
DÜNYANIN en iyi üzümlerini yetiştiriyor, Türkiye’nin tüm şarap firmaları her yıl yollarını aşındırıyor, yılda 1.5 milyon YTL para kazanıyor... Bahsettiğimiz yer bir köy. Hem de Doğu’nun, belki de Türkiye’nin en zengin köyü… Nerede mi? Burası Doğu Anadolu’nun iç bölgelerinde yer alan Elazığ’ın Koruk köyü. Elazığ’a 36 kilometre uzaklıktaki köy, Keban Baraj Gölü’ne bakan bir yamaçta kurulu. 500-600 yıllık bir geçmişe sahip köye Tunceli ve Sivas’tan göç edenler yerleşmiş. Öküzgözü, Boğazkere, Kösetevek ve Köhni cinsi dünyanın en nadide üzümleri burada yetişiyor. Bu üzümler bağbozumunda köylülerin cebine milyon dolar girmesini sağlıyor.
Koruk’un zenginleşmesinin geçmişi son 15 yıla dayanıyor. Bu tarihe kadar köylüler elindeki tarlalara arpa, buğday ekimi yapıyordu. Üretim ise çoğunlukla kendi ihtiyacını karşılayabiliyordu. Ta ki üzüm çubukları dikmek akıllarına gelene kadar. Çevrede bulunan üzüm bağları Tekel’in Buzbağ fabrikasında değerlendiriliyor ve köylülerin cebine iyi para giriyordu. Fiyatlar bugünkü gibi değil… Örneğin özelleştirilmeden önce 2005 yılında üreticilere verilen fiyat kilogram başına 92.5 YKr.
Atatürk’ün talimatıyla kurulan Tekel Buzbağ Şarap Fabrikası bir anlamda Koruk köyünün önünü açtı. Bağcılık gelişti. Ancak asıl tetikleyici unsur üzümün para etmesi oldu. Özel sektör şarap firmaları, Elazığ bölgesini keşfedince Tekel’e karşı iyi fiyat vererek üzüm toplamaya başladı. Okumak ya da çalışmak için köyden göç edenler bağların para etmeye başladığını görünce geri döndü. Birikimlerini yatırıma çevirerek bağ kurdu. Bağlarda yetişen üzümlerin iyi kazanç getirmesiyle son 15-20 yılda üretici sayısı arttı. Bu üreticilerden biri de Yaşar Dilek. Sözü kendisine bırakalım: “Köyün ilk bağını babam yapmıştı. Bir dönümdü ve sadece kendi ihtiyacımız için üzüm üretiyordu. Sonra bir baktık Kavaklıdere, Doluca gelip civardan üzüm alıyor. Biz de bağcılık yapmaya başladık. Ben Elazığ’da esnaflık yapıyorum. Ama sekiz yıl önce köyümde 30 dönümlük bir bağ yaptım. Bu büyüklükte bir bağ, yılda 25 bin YTL para getiriyor.”
Rekabet üzüm fiyatlarını artırınca köylüler tarlalarını birer birer bağa çevirmeye başlamış. Önce bölgenin iyi kalitede üzüm yetişen köyü Hal’den çubuklar alınmış. Bu çubuklar büyüyüp de ürün vermeye başlayınca Koruk’un da atmosferi ve toprağının altın kadar kıymetli olduğu fark edilmiş. Derken tüm tarlalar teker teker bağa çevrilmiş. 15-20 yıl önce başlayan bağcılık şimdi bütün köye yayılmış.
10 BİN DÖNÜM BAĞ VAR
Elazığ Üzüm Üreticileri Birliği Başkanı Hüsamettin Kaya, birkaç yıl önce fakir olan köylülerin bağcılıkla gelirlerini 1.5 milyon YTL’ye kadar çıkardıklarını anlatıyor. Evet, yanlış duymadınız bu köye her yıl 1.5 milyon YTL gelir geliyor. Bu gelirin tek kaynağı ise üzüm… Köyün üzüm bağlarının olduğu alan 10 bin dönüm. Yılda 15 bin ton ürün elde ediliyor.
Alevilerin yaşadığı köy, Elazığ’ın üzümde en verimli ve en kaliteli üretimin yapıldığı Kuzuova bölgesinde yer alıyor. Bu bölgenin de en kıymetli ve en verimli topraklarına sahip. Toprağı, havası, iklimi ve kliması gibi özellikleriyle Öküzgözü ve Boğazkere’nin en iyi yetiştiği yerlerden biri. Yani tüm dünyanın önem verdiği üzüm cinslerinin… Öküzgözü, ismini yuvarlak ve koyu renkli tanelerinden alıyor. Yapıcı, kalıcı, kırmızı meyvemsi, dolgun, hafif tanenli özellikleriyle yıllandırmaya uygun şarapların üretiminde kullanılıyor. Bir diğeri de Boğazkere. Orta büyüklükte yuvarlak ve kalın kabuklu tanelere sahip kırmızı şaraplık üzüm. Adını damakta bıraktığı burukluk hissinden alır. Kiraz, vişne, böğürtlen, karadut, kekik, baharat aromalarına sahip üzümlerden yıllandırmaya uygun şaraplar yapılıyor.
Hem bu özellikleri hem de rekoltenin yüksek olması nedeniyle bu köy tüm şarap üreticilerinin de ilgisi altında. Her yıl haziran-temmuz aylarında üreticilerin akınına uğruyor. Anlaşmalar yapılıyor. Üreticiler buranın şarabını almak için kuyruğa giriyor. Doluca, Kavaklıdere, Diren bu üzümleri almak için yarışıyor.
400 haneli köyün nüfusu özellikle yaz aylarında bin 500 kişiye çıkıyor. Köyün zenginliği sosyal yaşama da yansımış. Çoğunluk yılın büyük bölümünü şehirde geçiriyor. Elde ettiği gelirle şehirde evler, arabalar almış. Köydeki evler de yenilenmiş. Kerpiç evler, 2-3 katlı betonarme binalara dönüşmüş. Hatta bahçelerine havuz yapılmış. Eskiden köylerde yapılan düğünler şimdi beş yıldızlı otellere taşınmış.
Traktörler alınmış. Bağlara yüksek terbiye sistemiyle üretim amaçlı yatırımlar yapılmış. Köylülerin tarlaları da değerlenmiş. Arazilerin metrekaresi 1.5-2 YTL’ye kadar yükselmiş.
Devamı CNBC-e Business’ın Temmuz sayısında. |