Türkiye pazarına yerli ortakla giren birçok yabancı şirket, ilerleyen yıllarda yola tek başına devam etme kararı alıyor. Yönetim uzmanları yabancılar için “Türkiye’yi tanıdıkça daha cesaretli hareket edip yerli ortağa ihtiyaç kalmadığını düşünebiliyorlar” diyor.
Meryem Tek
BİR ortaklık düşünün. Bir tarafında bir dünya devi var. Diğer tarafta da yıllardır bu dünya devinin Türkiye’deki eli ayağı olmuş bir yerli ortak. Uzun senelerdir markanın Türkiye temsilciliğini yapmış, adeta marka ile özdeşleşmiş. Hatta kimileri daha da ileri giderek Türkiye’de üretim tesisleri kurmuşlar. İki ortak, markalarıyla pazarda belli bir paya sahip olmuşlar. Bayiler açılmış, satış ve dağıtım ağı kurulmuş. Ve bir gün yabancı ortak ansızın yola tek başına devam etme kararı alıveriyor.
2002 yılında Türkiye pazarına girmek için arayışlara giren Güney Koreli LG, Türkiye’de iş ortağı olarak Digicom’u seçti. Aradan geçen altı yılın ardından, Türkiye operasyonlarını doğrudan kendisi idare etme kararını aldı. Yaşanan bu ayrılık şimdi iki şirketi davalık etmiş durumda.
Bu hikaye, Türk iş dünyasının oldukça sık karşılaştığı bir durum. Ayrılıklar her zaman dava konusu olmuyor tabii. Başta otomotiv sektörü olmak üzere hemen hemen tüm sektörlerde geçmişte benzeri gelişmeler yaşandı. Bu sektörler arasında akla önce otomotivin gelmesi de vukuatların sayısıyla ilgili.
Toyota, Honda, Hyundai, Mazda, Nissan Türk ortağıyla yollarını ayıran otomotivcilerden ilk akla gelenler… Ayrılma noktasına gelip de sonra bir “orta yol” bulanları hiç saymıyoruz bile. Ya diğer sektörler? Onlarda da durum çok farklı değil. Peki ama bunun nedenleri ne? Yabancı ortaklar güle oynaya yola çıktıkları yerli ortaklarını, bir süre sonra yarı yolda bırakıp Türkiye pazarındaki operasyonlarını tek başlarına yürütme kararı alıyorlar?
YERLİ ORTAK
TERCİH NEDENİ
İlk önce yabancı yatırımcıların Türkiye’yi seçme nedenleriyle başlamak gerekiyor. Yatırımcıların ve yatırım danışmanlarının bu konuda belirttiği pek çok farklı faktör var ama tümünün fikir birliği içinde oldukları şunlar: Ülkenin genç nüfusu, artan kişi başına düşen gelir ile tüketim potansiyeli, stratejik coğrafi konum.
Ernst&Young Türkiye Finansman Danışmanlık Hizmetleri Bölüm Başkanı Müşfik Cantekinler’in değerlendirmeleri de aynı yönde. Cantekinler, bu avantajları dikkate alan yabancıların Türkiye’de yatırım yapmak istediklerinde yerli bir ortak ile birlikte adım atmaya sıcak bakabildiklerini söylüyor. Ona göre, yabancılar üretecekleri ürün veya sağlayacakları hizmet sadece iç pazara yönelik ise bunu yerli bir ortakla yapmayı avantajlı buluyorlar. Çünkü bu tür ortaklıklarda yerli ortak, iç pazarın gelenek ve göreneklerini, tüketici alışkanlıklarını, iş yapış şekillerini biliyor. Özellikle kamu ve özel sektör ile ilişkileriyle kolayca dağıtım kanalları oluşturabiliyor. Yabancı ortak ise know how’ını getiriyor ve başarılı bir şekilde ortaklık oluşmuş oluyor.
Devamı CNBC-e Business’ın Eylül sayısında... |