Türkiye artık en çok gemi siparişi alan beşinci ülke. Ama bu iyimser olmak için yeterli değil. Tersaneler son iki yılı kriz öncesinde aldıkları siparişlerle geçirdi. Ardından daralma başladı. Uzmanlar “2010’da fırtına çıkabilir” diyor.
Burak Mavi
GEÇTİĞİMİZ ay, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım Türkiye’nin en çok gemi siparişi alan beşinci ülke olduğunu açıkladı. Gemi inşa sanayisi son 10 yılda adeta kendi başarı öyküsünü yazarak üretimini, altyapısını ve ihracatını katladı. Çok değil 2000 yılında Türkiye, adet bazında en çok sipariş alan 10’uncu ülkeydi. Aradan geçen on yılda beşincilik koltuğuna oturdu. Üstelik bunu devlet desteği olmadan yaptı.
2002 yılında Türkiye’deki tersane sayısı sadece 37 iken, 2009 yılı itibariyle bu rakam 65’e çıktı. Yapılan yatırımlarla tersanelerin toplam kapasitesi ise altı kat arttı. Özellikle 2003 yılından sonra küresel piyasalardaki bahar havasının etkisiyle Türkiye’de tersane yatırımları hızlandı. Şu anda yapımı planlanan, kimi proje kimi inşa aşamasında 60 yeni tersane var. Bu tersanelerin tamamlanmasıyla birlikte Türk gemi inşa sanayisi dünya sıralamasında zirveye ortak olabilir.
Gemi teslim rakamlarına bakıldığında da bu çarpıcı değişim kolayca fark ediliyor. 1998-2002 yılları arasında toplam 142 gemi teslim edebilen Türk tersaneleri, 2003-2008 döneminde 661 gemi teslim etti.
Türk tersaneleri uzun süren fırtınalı bir dönemde gemi direğini kırmadan yol almayı başardı. Ardı ardına gelen ekonomik krizlerden sonra, 2001 yılında ihracat odaklı yeni bir strateji izlemeye başladılar. İhracatla büyüme stratejisi kısa zaman içinde meyvesini verdi. 1998-2002 yılları arasında 1.2 milyar dolar olan Türk gemi inşa sanayisinin ihracatı, 2003-2009 yılları arasında 9.5 milyar dolara ulaştı. Sadece krizin etkisindeki 2009 yılında yapılan ihracat 1.6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.
2010 TERSANELER İÇİN
KADER YILI OLACAK
Ortada büyük bir başarı var. Ne var ki madalyonun diğer yüzünde gemi inşa sanayisinin tam olarak bir kırılma noktasında durduğu görünüyor. Yaklaşan büyük bir fırtına var.
Sektördeki büyüme rakamları olup biteni net olarak ortaya koymaya yetmiyor. Durum tam olarak şöyle:
2000 yılından itibaren canlanan piyasada tersaneler siparişlerini artırmalarına rağmen, maliyetlerdeki yükseliş nedeniyle kârlılıklarını aynı oranda artıramadılar. Bir yandan 2003 yılı sonrasında artan gemi sac fiyatları, diğer yandan 2002 yılından 2008 ortalarına kadar sürekli değer kaybeden dolar kuru, tersanelerin finansal durumunu bozdu.
Aslında, gemi inşaa sektöründe en önemli ayrıntı, tersanelerin siparişleri ne zaman aldığı. Örneğin sektör raporlarına göre 2005’te teslim edilen gemilerin yüzde 80’e yakını, tersanelerce düşük fiyatlarla 2002 ve 2003’te sipariş alınan gemilerden oluşuyor. Tersaneler kârlılıklarının zirvesini 2007 yılında yaptılar. Bir sene sonra ise bu kez küresel mali krizle yüz yüze kaldılar. Fakat krizin etkisini hemen hissettikleri söylenemez. Çünkü önceden aldıkları siparişleri yetiştirmekle meşguldüler. Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri Birliği (GİSBİR) Yönetim Kurulu Üyesi Birol Üner, “Denizde kriz çok daha uzayacak gibi görünüyor. 2009 bitmemiş işlerin son dönemiydi. 2010 çok daha karanlık olacak” diyor.
Devamı CNBC-e Business’ın Mart sayısında... |