ABD ekonomisindeki bozulmanın önderliğiyle dünya konjonktüründe geri dönüş başladığında Türkiye yönetimi “bize bir şey olmaz” hipotezini geliştirmekle meşguldü. Gerçekten de ilk dönemde bize fazlaca bir şey olmadı. ABD ekonomisi bozulmaya devam ederken AB durumu idare etmeyi, Türkiye de fazlaca bir etkiyle karşılaşmadan ayakta durmayı başardı. Son dönemde ABD kökenli haberler bundan üç dört ay öncekilere göre daha olumlu. Bu gelişme, krizden çıkıldığına ilişkin bir beklenti yaratamasa da krizin beklenene göre daha hafif atlatılacağına ilişkin beklentiler ağırlık kazanmaya başladı.
Aşağıdaki tablo ABD ekonomisinde başlıca göstergelerin son beş yıldaki seyrini gösteriyor. 2008 yılı göstergelerinden GSYH ve GSYH büyümesi tahminlerini, ötekiler ise Mart ayı sonu itibariyle yıllık ortalamayı ifade ediyor.
ABD EKONOMİSİ
GÖSTERGELERİ |
BİRİM |
2004 |
2005 |
2006 |
2007 |
2008* |
GSYH |
Milyar USD |
11,712 |
12,456 |
13,201 |
13,794 |
14,400 |
GSYH büyümesi |
% |
3.1 |
2.9 |
2.6 |
2.5 |
0.5 |
İşsizlik oranı |
% |
5.5 |
5.1 |
4.6 |
4.6 |
4.9 |
Enflasyon (CPI) |
% |
3.3 |
3.4 |
2.6 |
4.1 |
3.1 |
Sanayi Üretim Artışı |
% |
4.3 |
3.6 |
2.8 |
1.7 |
-1.1 |
Yeni ev inşaatı |
Bin adet |
1,950 |
2,073 |
1,812 |
1,344 |
1,035 |
Otomobil ve kamyonet satışları |
Milyon adet |
16.8 |
17.0 |
16.5 |
16.2 |
15.3 |
Perakende satışlarda değişim |
% |
8.1 |
5.1 |
5.9 |
3.4 |
0.7 |
Kapasite kullanımı |
% |
78.5 |
80.2 |
81.7 |
81.6 |
80.6 |
Dayanıklı tük. malı sipariş artışı |
% |
6.4 |
13.8 |
1.1 |
2.9 |
-28.9 |
Dış ticaret dengesi |
Milyar USD |
-618 |
-714 |
-759 |
-709 |
-728 |
Tablo genel bir bozulmayı ifade ediyor. Buna karşılık aylık bazda gelen bazı göstergeler krizin derinleşip derinleşmediği konusunda kuşkular yaratıyor ve beklentilerin daha da bozulmasını önlüyor.
ABD ekonomisinden sonra dünyanın en büyük ekonomisi olan Euro Bölgesi ekonomisinden gelen haberler çok daha umut verici. Büyüme yüzde 2.2’lik bir yıllık ortalamada, enflasyon yüzde 3.5’lik zirveyi gördükten sonra yeniden yüzde 3’e doğru hareketleniyor, işsizlik oranında ise düşüş sürüyor. Özellikle AB’nin en büyük ekonomisi olan Almanya’da büyüme oranı beklenenin üzerinde görünüyor.
ABD ve AB’den gelen haberlere bakarak işlerin düzeldiğini ve dünya ekonomisinin bir toparlanma sürecine girdiğini söylemek mümkün değil. Ama beklentilerin bir nebze düzelmekte olduğu da bir gerçek.

DÜNYA MERSİN’E TÜRKİYE TERSİNE
ABD ve AB’de işler kötüye giderken Türkiye’de durum iyi görünüyor ve siyasetçilerimiz “bize bir şey olmaz” diyorlardı. Oysa buna aldanmamak gerek. Çünkü genelde Türkiye ekonomisinin durumu böyle bir eğilim çiziyor. Yani başlangıçta başka yerlerde kriz çıktığında sağlam duruyor gibi görünüyor ama oralarda kriz bitmeye yöneldiğinde bizde kriz çıkıyor. 1997 yılında Uzakdoğu’da ve 1998 yılında Rusya’da kriz çıktığında bize pek bir etkisi olmamıştı. Bu krizlerin bize etkisi üç yıl sonra geldi ve ekonomiyi perişan etti. Şimdi dünya konjonktüründeki dönüşün etkisi yavaş yavaş Türkiye’ye geliyor.
Aşağıdaki tablodaysa Türkiye’ye ilişkin göstergelerdeki gelişmeler yer alıyor. Tabloda 2008 yılına ilişkin sütunda GSYH ve GSYH büyümesi tahminleri, ötekiler son durumu gösteriyor.
TÜRKİYE EKONOMİSİ
GÖSTERGELERİ |
BİRİM |
2004 |
2005 |
2006 |
2007 |
2008* |
GSMH (USD) |
Milyar USD |
390.4 |
481.5 |
526.4 |
652.0 |
730.0 |
GSMH Büyümesi |
% |
9.4 |
8.4 |
6.9 |
4.5 |
4.0 |
TÜFE (Yıl sonu) |
% |
9.3 |
7.7 |
9.6 |
8.4 |
9.7 |
İşsizlik oranı |
% |
10.3 |
10.3 |
9.9 |
9.9 |
11.6 |
Cari işlemler dengesi |
Milyar USD |
-15.6 |
-22.9 |
-31.3 |
-38.0 |
-45.0 |
Doğrudan yabancı sermaye girişi |
Milyar USD |
2.9 |
9.7 |
20.1 |
21.9 |
10.0 |
Mevduatta döviz oranı |
% |
41.0 |
30.9 |
33.5 |
29.9 |
29.5 |
Kredi/mevduat oranı |
% |
45.7 |
56.5 |
64.6 |
71.4 |
73.3 |
MB döviz rezervi |
Milyar USD |
36.0 |
49.4 |
59.3 |
70.5 |
74.0 |
Tabloya baktığımızda büyümenin düştüğünü, enflasyonun ve işsizlik oranının yükselmekte olduğunu, cari işlemler açığının rekor kırmaya devam ettiğini, Türkiye’nin son yıllardaki en önemli başarısı olan doğrudan yabancı sermaye girişlerinin azaldığını görüyoruz. Toplam mevduat içinde yabancı paraya dayalı mevduat oranının yükselmemesi ve mevduatın krediye dönüşmesindeki artışın devam etmesi, olumlu gelişmeler olarak alınmalı. Merkez Bankası’nın döviz rezervi son aylarda yılbaşına göre bir miktar azalma göstermiş olsa da geçen yıl sonuna göre yüksek bir düzeyi gösteriyor.
Bu tablo bize Türkiye ekonomisinde bazı kritik göstergelerin bozulmakta olduğunu ifade ediyor. Bunlar içinde en önemlisi cari açık. Cari açığın 40 milyar doları aşmış bulunması ve yıl sonunda 45 – 50 milyar dolar arasında bir yerde olmasının beklenmesi, bu sefer cari açığın nasıl finanse edileceği sorusunu yeniden gündemin ilk sırasına taşımış bulunuyor.
HİPOTEZİN TEST EDİLME ZAMANI
Türkiye giderek artan cari açığıyla Türk ekonomi literatüründe “finansman bulunmazsa cari açık zaten olmaz” diye ifade edilebilecek olan bir hipotezin test edilmesi aşamasına doğru hızla ilerliyor gibi görünüyor. Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının düşmeye başlaması, Türkiye’yi yeniden yabancı kaynak bulma sıkıntısına doğru çekiyor. Geldiğimiz noktadan çıkışın üç seçeneği var: İlki azalan yabancı sermayeyi artan borçlanma ile ikame etmek, ikincisi büyümenin düşmesi sonucu ithalatın azalması ve cari açığın daralması, üçüncüsü kurların yükselmesi. Dördüncü bir seçenek de bu üçünün bir arada olduğu karma seçenek. Türkiye böyle bir karma seçeneğe doğru ilerliyor. Bu da faizlerin artarak yeni bir maliyet yükü getirmesi anlamına geliyor. Zaten Merkez Bankası ilk artırımı yaparak bu sinyali verdi.
ABD ve AB ekonomilerinde sıkıntılar baş gösterdiğinde Türkiye ekonomisinde pek bir sıkıntı oluşmadı. Şimdi o ekonomilerde toparlanma belirtileri görülürken Türkiye ekonomisi yavaş yavaş bozulmaya başlıyor. Tam bu sırada yerel seçimleri düşünerek IMF’yi göndermek ciddi bir hata oldu. Bu adımla Türkiye, maliye politikasını gevşeterek ekonominin daha da bozulmasına altyapı hazırlamış olacak. Zaten bunun ilk belirtisi faiz dışı fazlayı düşürerek yeni harcamalara kaynak yaratmak adımıyla, ikinci belirtisi de ödenmemiş sosyal güvenlik primlerine af uygulanması kararıyla ortaya çıkıverdi.
Bütün bu gelişmeler Türkiye’de önümüzdeki dönemin dünyadakinden yine farklı olacağını ortaya koyuyor.
|