Adınız
 
  Soyadınız
 
  E-posta Adresiniz
 
   
 
   
 
 

Üç kriz bir sonuç

Piyasa sistemi, bugüne kadar biri şu an içinde bulunduğumuz olmak üzere üç büyük ekonomik kriz gördü. Ekonomik sistem ne zaman büyük ölçekli bir dönüşümün içine girse bir süre sonra kriz yaşanıyor. Bundan sonra bu tür krizlerle karşılaşmamanın tek yolu, bu tür büyük dönüşümlerde kuralları ve denetimi dönüşüme uygun biçimde dizayn etmek.

Mahfi Eğilmez
 

KAPİTALİZMİN ortaya çıkışı yaklaşık 200 yıl kadar önce sanayi devrimiyle birlikte oldu. Kitlesel fabrika üretiminin yolunu açan sanayi devrimine kadar üretim bireysel olanaklarla ve ağırlıklı olarak el emeğine dayalı araçlarla atölyelerde yapılıyordu. Atölyelerin bazıları küçük, bazıları büyüktü ama hiçbiri fabrika düzeyinde değildi. Dönemin ekonomik modeli ise dışa kapalı, korumacı ve müdahaleci merkantilist modeldi. Sanayi devrimiyle birlikte önce atölyeler sonra da merkantilist sistem dağılıp gitti. Atölye sahiplerinin bir bölümü yeni dönemin sanayicisi olmayı başardı, bir bölümü ise onların fabrikalarında işçi oldu.    
Aşağıdaki tablo ünlü ekonomi tarihçisi Angus Maddison’un dünya ekonomisi üzerine yaptığı çalışmalardan kısaltılarak alınmış verilere dayanıyor. Tablo bize, günümüzün en önemli sanayi ülkelerindeki verilere dayanarak, sanayi devrimi ve onunla birlikte egemen olan kapitalist sistemin dünyanın ekonomik gelişmesine yaptığı katkıyı göstermekte. 1850 yılını kabaca sanayi devriminin başlangıcı olarak alırsak milattan itibaren 1500 yıldaki gelişmenin sonraki 500 yılda katlanarak arttığı ve özellikle de son 60 yılda çok daha fazla hızlandığı net olarak görülmekte. İlk 1500 yılda yalnızca 4-5 kat artmış olan kişi başına gelir, sanayi devrimi ile kapitalizm işbirliğinin gerçekleştiğini varsaydığımız 1850 yılından bu yana (yani 160 yılda) 10-15 kat artmış görünüyor. 
Özetle sanayi devrimi ve kapitalizm işbirliğinin dünya ekonomik gelişmesini son derecede hızlandırdığını söylememiz mümkün. (Bu hızlı gelişimin çevre koşullarını ve sosyal yaşamı bozucu etkileri bu makalenin konusunu oluşturmamaktadır. Ama bu gerçekler de teslim edilmeli.)  

1873’DE BAŞLAYAN UZUN DEPRESYON
Her ne kadar kapitalizmin bir ekonomik sistem olarak ortaya çıkışını 150-200 yıl kadar geriye taşıyıp sanayi devriminin çıkışına bağlasak da bir dünya sistemi haline gelişini özellikle son 100-125 yıla sığdırmamız mümkün. Böyle bir geçmişe baktığımızda sistemin yaşadığı irili ufaklı krizler arasında üç tanesi dikkati çekiyor. İlk kriz “Uzun Depresyon” adıyla anılan ve 1873’de başlayıp 1900’lere kadar yayılan, hatta birçok yorumcuya göre Birinci Dünya Savaşı’na neden olacak kadar uzun süren krizdir. 1873 yılının 9 Mayıs’ında Viyana Borsası’nın çöküşüyle başlayan panik kısa sürede bir sistem krizine dönüştü. Ekonomi tarihi yorumcularının önemli bir bölümü krizin çıkış nedeninin temelinde Fransa-Prusya Savaşı’nın ertesinde Fransa’nın Almanya’ya ödemek zorunda kaldığı büyük savaş tazminatının rol oynadığını öne sürüyor. Bazı yorumcular krizin ABD’yi de etkilemesini iç savaştan sonra ABD’nin izlediği altına bağlı sıkı para politikasına bağlıyor.  Monetaristler krizin kökeninde o dönemde paranın değerini belirleyen altın miktarında yaşanan kıtlık olduğu görüşünü savunuyorlar. Bu görüşlerin hepsinde doğruluk payı olduğunu kabul etmek belki de en mantıklı yaklaşım. Nedeni ne olursa olsun kapitalizmin yaşadığı ilk ciddi kriz budur. Uzun Depresyon 1914 yılında çıkan Birinci Dünya Savaşı’na kadar sürmüştür.


1929 BÜYÜK BUHRANI
İkinci kriz “Büyük Bunalım” ya da “Büyük Depresyon” adıyla anılan ve 1929 yılında başlayıp 1935’e kadar süren krizdir. Birinci Dünya Savaşı’na girilirken ülkelerin çoğu altın standardı denilen bir para sistemine sahipti. Kâğıt para, altın karşılığı olarak basılıyor ve dolayısıyla döviz kuru da altın kuru üzerinden oluşuyordu. Dünya savaşı çıktıktan sonra paraya şiddetle ihtiyaç duyan Avrupa ülkeleri, altın standardını terk ederek karşılıksız para basmaya başladılar. Karşılıksız para basımı enflasyona neden oldu. Avrupa ülkelerinin paralarının karşılıksız kalması ve enflasyonun hızlanması yatırımcıların paralarını ve altınlarını, altın karşılığı para basmayı sürdüren ABD’ye yollamalarına ve bu gelişim de New York’un dünya finans merkezi unvanını Londra’nın elinden almasına neden oldu. Bu dönemde dünyadaki altın servetinin aşağı yukarı yüzde 40’ı ABD’de toplanmıştı. Bu büyük servet ABD’de müthiş bir ekonomik sıçramaya yol açtı. Değerler şişmeye, balonlar oluşmaya başladı. Borsada değerler astronomik hızlarla yükseldi. Herkes varını yoğunu bu alanlara yatırmaya başladı. Hükümetlerin altın girişini özendirmek için altın standardını sürdürüp deflasyonist politikalar izlemesi fiyatları düşürmeye, dolayısıyla ekonomik faaliyetleri geriletmeye başladı. Bunun devamında 1929 yılının Ekim ayında ABD borsasında aşağıya doğru gidiş başladı. 24 Ekim 1929’da ekonomi tarihine Kara Perşembe olarak geçen seanslarda borsa tam anlamıyla çöktü. Bir gün içinde borsada 4 milyar doların üzerinde kayıp yaşandı. Krizde 4 bin dolayında banka battı. Çöküş, kısa sürede dünyaya yayıldı ve yaklaşık on yıl süren bir krize dönüştü. 
Büyük Bunalım’ın en önemli nedenleri şöyle sıralanabilir: Birincisi o dönemde ABD’de üretimin sayılı holdingin elinde toplanmış olması... Bunlardan birkaçının bunalıma girmesi demek, genel bir krize girilmesi anlamını da taşıyordu. İkincisi, bankalarla ilgili bugünkü gibi kapsamlı kurallar, denetim mekanizmaları ve mevduat sigortası sistemi mevcut değildi. Üçüncüsü, ekonomi politikası bugün klasik ekonomi politikası olarak adlandırılan ve ekonomiye devlet müdahalesi yapılmaması esasına dayanan yöntemle yürütülüyor, ekonomideki bozulmaya karşın altın standardına ve para basmamaya dayalı politika sürdürülüyordu. Adeta Adam Smith’in görünmez elinin gelip ekonomiyi kurtarması bekleniyordu. 1929 bunalımı, kapitalist sistemin karşılaştığı en büyük krizdir.  Milyonlarca insan işini kaybetmiş, ekonomiler küçülmüş, karşılıklı ticaret büyük ölçüde sekteye uğramıştır. Pek çok ülke altın ve döviz rezervlerini koruyabilmek için ithalat kısıtlamalarına ve paralarını devalüe etmeye yönelmişlerdir. Bazı ülkeler yabancı parayla işlemleri yasaklamışlardır. Sonuçta uluslararası ticaret hızla daralmış, istihdam ve yaşam standartları düşmeye başlamıştır.

KÜRESEL FİNANSAL KRİZ
Dünya ekonomisinin bu büyük bunalımdan çıkışı büyük ölçüde İngiliz iktisatçı John Maynard Keynes’in formüle ettiği devlet müdahaleleri yoluyla olmuştur. Canlanmanın ilk sonuçlarının alınmaya başlandığı sıralarda İkinci Dünya Savaşı çıkmıştır. Savaşın çıkışı büyük ölçüde Almanya’nın ekonomik bunalımdan gördüğü zararın nedenlerine dayalıdır. Savaşın sonlarına doğru dünya kapitalizminin karşılaşacağı bu tür bunalımları daha kolay atlatabilmek için uluslararası bir işbirliğine gitmenin ve bunu kurumsallaştırmanın gerekli olduğu anlaşılmıştır.
Üçüncü büyük kriz, içinde yaşadığımız küresel finans krizidir. Her ne kadar ilk aşamada finans sözcüğü de işin içine katılmış olsa da gelinen noktada konu finans krizi olmaktan çıkmış, bir ekonomik krize dönüşmüştür. Bu krizin çıkışı büyük ölçüde emlak fiyatlarının mortgage kredileriyle şişirilmesine ve çoğunluğu bu tür değerlere dayalı kağıtların satılmasına dayanmaktadır. Dünyadaki birçok ülke birçok değişik önleme başvurmuş olsa da kriz halen devam etmektedir.  

ÜÇ KRİZDEN ÇIKARILAN ORTAK SONUÇ
Ekonomik sistem büyük ölçekli dönüşümlerin içine girdiğinde bir süre sonra krize neden olmaktadır. 1873 tarihli Uzun Depresyon, merkantilizmden kapitalizme geçişin sancıları sonucunda çıkmıştır. Kapitalizme geçiş kuralları ve denetimiyle birlikte uygulanması gereken büyük bir dönüşümdür. Ne var ki uygulama böyle olmamış, kurallar ve denetim hep çok gecikmeli olarak gelmiş, gelene kadar da kriz yaratan ortam gelişmiştir. 1929 tarihli Büyük Depresyon, ticaretin bütün dünyada serbestleştiği ve finansal kapitalizme geçiş aşamasının yaşandığı bir dönemde çıkmıştır. Ekonomik sistemde yine büyük bir dönüşüm yaşanmaya başlamış, kuralları ve denetimi beklemeksizin yapılan uygulamalar sonuçta yine kriz yaratmıştır. 2008 Küresel Krizi ise kapitalizmin küreselleşmesinin ardından çıkmıştır. Bu kez yaşanan büyük dönüşüm sermaye hareketlerinin serbest kalması ve bütün dünyanın tek bir oyun alanına dönmesi aşamasında ortaya çıkmıştır. Kurallar ve denetim yine bu yeni dönüşüme ayak uyduramamış ve başıboş kalan sistem yine kriz yaratmıştır.  
Bundan sonraki dönemlerde bu tür krizlerle karşılaşmamanın tek yolu bu tür büyük dönüşümlerde kuralları ve denetimi bu dönüşüme uygun biçimde dizayn etmekten geçiyor. Şimdilerde birçok kurum, bu kurallar ve denetim üzerinde çalışıyor. Ne var ki olan oldu, kriz çıktı. Yani bu kez de dönüşümün gerektirdiği yeni kurallar ve denetim düzeltmeleri arkadan gelecek. Çıkarabileceğimiz ortak sonuç bundan ibarettir. Ne yazık ki benzer teşhisler ve tedaviler geçerli değil. Çünkü kapitalist sistem her girdiği krizden önce önemli bir değişimden geçmiş bulunuyor. Kuş gribi ve domuz gribinden hareketle bir analiz yapmak mümkündür. İkisinin de adında grip olmasına karşın hem semptomları hem de tedavileri farklı. Yani kuş gribi için kullanılan tedavi yöntemi domuz gribinde yarar sağlayamayabiliyor. Bunlar da kriz olmakla birlikte hepsi de farklı semptomlar gösteriyor ve dolayısıyla farklı tedaviler gerektiriyor. Yapılacak en akıllıca şey dönüşümün yönünü belirleyip ona göre kural ve denetim değişikliğine gitmek ve önleyici tedbirleri baştan almak.

MİLATTAN BU YANA KİŞİ BAŞINA GSYH

ÜLKE/
YILLAR

 1

1000

1850

1873

1919

1929

1932

2006

Fransa

473

425

1.597

1.922

2.811

4.710

3.959

22.786

Almanya

408

410

1.428

1.999

2.586

4.051

3.362

19.993

İtalya

809

450

1.350

1.524

2.845

3.093

2.948

19.802

İngiltere

400

400

2.330

3.365

4.870

5.503

5.148

23.013

Kanada

400

400

1.330

1.842

4.019

5.065

3.671

24.951

ABD

400

400

1.806

2.604

5.680

6.899

4.908

31.049

Veriler 1990 uluslararası Geary-Khamis dolarıyla hesaplanmıştır. Geary-Khamis doları, 1990 yılında ABD dolarının ABD’deki satın alma gücü esas alınarak hesaplanmış hipotetik bir ölçü birimidir. İki kavrama dayanmaktadır: Satın alma gücü paritesi ve malların uluslararası ortalama fiyatları.

 
 
 
Mahfi Eğilmez'in Diğer Yazıları
  Bize bir şey olacak (Haziran 2008)
  Kriz derinleşiyor (Mayıs 2008)
  “Bize bir şey olmaz” hipotezi (Nisan 2008)
Krizden çikis(Mayıs 2010) Krize karşı bireysel ve kurumsal çözümler (Mart 2008)
Mart kapidan baktirdi(Nisan 2010) Krizde önleme de dikkat etmek gerek (Şubat 2008)
Komsuda pisen kriz(Mart 2010) 2008’e girerken (Ocak 2008)
2010 tahminleri(Şubat 2010) Değişen Türkiye (Aralık 2007)
2009 biterken(Ocak 2010) Eski sorunlar yeniden gündemde (Kasım 2007)
Küresel sistem ve Türkiye(Aralık 2009) Sonbahar tartışmaları (Ekim 2007)
Yeni küresel finans mimarisi(Kasım 2009) Seçim sonuçları ve ekonominin geleceği (Ağustos 2007)
IMF, Dünya Bankası ve Türkiye(Ekim 2009) Seçim sonrasında ekonomi politikası (Temmuz 2007)
Türkiye'nin reyting sorunu(Eylül 2009) Seçime doğru (Haziran 2007)
Ekonomi politikası salınımları(Ağustos 2009) Türkiye birinci lige nasıl çıkar? (Mayıs 2007)
Üç kriz bir sonuç(Temmuz 2009) Dalgalanmalar sürecek (Nisan 2007)
Kapitalizmin geleceği(Haziran 2009) Küresel sorunlar (Mart 2007)
Kriz hız kesiyor(Mayıs 2009) AKP’nin beşinci yılı (Şubat 2007)
Küresel kriz önlemleri ve Türkiye (Nisan 2009) 2007’ye girerken (Ocak 2007)
IMF anıları (Mart 2009) Topal ördek (Aralık 2006)
Krizden başka şey konuşmaz olduk (Ocak 2009) AB büyüsü bozulmamalı (Kasım 2006)

 

 
  Hemen üye olmak için tıklayınız.  
     


© 2006-2010 Doğuş İletişim

Doğuş Yayın Grubu Dergileri: National Geographic Türkiye | National Geographic Kids | CNBC-e Business | Motor Boat & Yachting | Robb Report | Billboard Türkiye