Goldman Sachs'tan '2008 krizi' uyarısı: "Tahvil alarmının devamı gelecek"
Goldman Sachs analistlerinin yatırımcılara gönderdiği nota göre, ABD tahvil piyasalarında hareketlilik artarak devam ediyor. Bankanın yayımladığı son analizde, 30 yıllık ABD Hazine tahvili getirisinin 2007'den bu yana en yüksek seviyesine ulaştığı vurgulandı.
Tahvil getirilerinde yükseliş beklentisi
Goldman Sachs Küresel Bankacılık ve Piyasalar biriminde Gerçek Para Faiz Oranı Satışları Başkanı olarak görev yapan Phillip Lee, bu yükselişin arkasındaki temel nedenin beklenenden daha yüksek gelen ve "yapışkan" seyreden enflasyon verileri olduğunu belirtti. Lee'ye göre, dirençli büyüme, mali açıklar, yoğun hazine arzı ve borç sürdürülebilirliğine ilişkin endişeler, yatırımcıların uzun vadeli borçlanma senetlerini ellerinde tutmak için daha fazla tazminat talep etmesine neden oluyor. Phillip Lee, özellikle uzun vadeli getirilerdeki bu yükseliş hareketinin devam edeceğini öngörüyor.
Asya piyasalarında yapay zeka ayrışması
Analiz notunda küresel piyasalardaki diğer önemli gelişmelere de yer verildi. Kuzey Asya piyasaları (Güney Kore, Tayvan ve Japonya), yapay zeka ve yarı iletken bellek üretimindeki güç sayesinde Güney Asyalı rakiplerinin önüne geçmiş durumda. Goldman Sachs Araştırma biriminden Tim Moe, yarı iletken bellek döngüsünün piyasanın fiyatladığından çok daha uzun (3 ila 5 yıl) süreceğini tahmin ediyor.
Çin offshore'larında değer kaybı, Japon piyasasında istikrar
Bölgedeki diğer detaylar ise şöyle:
Çin: Anakara Çin'de işlem gören A-hisseleri, politika desteği ve güçlü kazançlarla yıl başından bu yana yaklaşık yüzde 10 artış gösterirken, offshore hisseleri (MSCI China) yüzde 2 değer kaybetti.
Japonya: Başbakan Sanae Takaichi'nin seçilmesinin ardından gelen siyasi istikrar, kurumsal reformlar ve faiz oranlarının normalleşmesi Japonya piyasasını cazip kılmaya devam ediyor.
Yaz gelirken küresel su krizi ve yatırım ihtiyacı öne çıkıyor
Goldman Sachs analistleri, su altyapısı konusunda da ciddi bir uyarıda bulundu. Jeopolitik rekabet ve iklim değişikliği nedeniyle su kaynaklarının korunması odak noktası haline gelirken, 2040 yılına kadar küresel su altyapısı için gereken yatırımın 11,4 trilyon euro olduğu tahmin ediliyor. Bu ihtiyacın mevcut yatırım seviyelerinin 6,5 trilyon euro üzerinde olduğu belirtilerek, kamu-özel sektör ortaklıklarının ve finansal inovasyonların (mikrofinans, tokenleştirilmiş finansman gibi) önemine dikkat çekildi.