ECB raporunda altının yükselişine dikkat çekti: Gelecekte rezerv varlığı olur mu?
Avrupa Merkez Bankası (ECB) euronun uluslararası rolünü inceleyen yıllık raporunu yayımladı. Bankaya göre altın, değerleme etkileriyle küresel rezervlerde ABD tahvillerini geride bırakırken, merkez bankalarının jeopolitik risklere karşı altına yönelimi dikkat çekiyor.
Avrupa Merkez Bankası (ECB), euronun uluslararası rolüne ilişkin yıllık değerlendirmesinde, altının küresel finans sistemindeki konumunun son yıllarda belirgin şekilde güçlendiğini ortaya koydu.
Rapora göre altın, 2025'te küresel rezerv varlıklar içinde yaklaşık yüzde 27’lik paya ulaşarak ABD Hazine tahvillerini geride bıraktı. Aynı dönemde ABD tahvillerinin payı yüzde 22 seviyesine gerilerken, 2024 yılında bu oran yüzde 25 düzeyindeydi.
ECB, söz konusu değişimin önemli ölçüde fiyat etkilerinden kaynaklandığını vurguladı. Altın fiyatlarında 2024 ve 2025 yıllarında yaşanan yaklaşık yüzde 30 ve yüzde 60’lık artışların, rezerv kompozisyonunda mekanik bir ağırlık değişimi yarattığı belirtildi.
Analistler raporda "Bu gelişme büyük ölçüde değerleme etkilerini yansıtıyor. Nominal olarak, altın fiyatı 2025 ve 2024 yıllarında sırasıyla yaklaşık yüzde 60 ve yüzde 30 oranında arttı. Bu da resmi döviz rezervlerindeki altın payını mekanik olarak artırıyor. 2023 yıl sonundaki altın fiyatını kullanarak bu değerleme etkilerini düzelttiğimizde, euro'nun payı (yüzde 16) altının payıyla (yüzde 16) aynı seviyede kalırken, ABD Hazine tahvillerinin payı belirgin şekilde daha yüksek (yüzde 26) olmaya devam ediyor" diye belirtti.
Değerleme etkileri hariç tutulduğunda ise tablo daha dengeli bir görünüm sergiliyor. Sabit fiyat varsayımıyla yapılan hesaplamalara göre euro ve altın yüzde 16’lık payla benzer seviyelerde kalırken, ABD tahvilleri yüzde 26 ile lider konumunu koruyor.
Dünya Altın Konseyi verilerine göre merkez bankaları son dönemde 863 tonluk net altın alımı gerçekleştirdi. Bu miktar, önceki yıllardaki güçlü alım temposuna kıyasla bir miktar yavaşlamaya işaret etse de talebin sürdüğünü gösteriyor.
ECB ayrıca altın talebinin yalnızca portföy çeşitlendirmesi değil, aynı zamanda jeopolitik risklere karşı korunma stratejisiyle de bağlantılı olduğuna dikkat çekti.
Çin, Polonya, Türkiye ve Hindistan gibi ülkelerin son yıllarda güçlü alımlar yaptığı, özellikle Polonya’nın 2025’te en büyük resmi sektör alıcılarından biri olduğu ifade edildi.
Buna karşın ECB, altının yapısal sınırlamalarına da işaret etti.
Fiyat oynaklığı, fiziksel saklama maliyetleri ve likidite esnekliğinin sınırlı olması nedeniyle altının uzun vadede rezerv para birimlerine kıyasla dezavantajlar barındırdığı belirtildi.