Bu çiftlikte para geçmiyor! Tarlada çalışan ücretsiz konaklıyor
Konya’da unlu mamuller dükkanını kapatıp köye yerleşen Bulut çifti, ezber bozan bir uygulamaya imza attı. Çiftliklerinde kurdukları "köy oteli"nde misafirlerden para talep etmeyen çift; konaklama ve yemek ücretini tarladaki emekle, bir de getirilen meyve fidanıyla ödettiriyor.
Şehrin gürültüsünden, beton binaların gri soğukluğundan kaçıp toprağa dokunmak isteyenler için Konya’nın Karatay ilçesine bağlı Esentepe Mahallesi’nde ezber bozan bir hikaye yazılıyor. Pandemi döneminde unlu mamuller dükkanını kapatıp dede mirası topraklara dönen Timur Bulut (37) ve Mersin'deki kafe işletmeciliğini geride bırakıp hayatını onunla birleştiren Handan Bulut (32), çiftlik kapılarını Türkiye'nin dört bir yanından gelen misafirlere açıyor. Ancak bu çiftlikte ne lüks oda servisi var ne de cüzdan çıkaran bir resepsiyon... Burada tek geçer akçe: Alın teri ve bir adet meyve fidanı.
Para geçmiyor, emek konuşuyor
Sosyal medya üzerinden kendilerine ulaşan doğasever aileleri, çiftlik bahçesine inşa ettikleri mütevazı "köy oteli"nde ağırlayan Bulut çifti, konaklama veya yeme-içme için hiçbir ücret talep etmiyor. Çiftliğe adım atan misafirler, 2-3 günlük periyotlarda köy hayatının tam merkezine çekiliyor. Sabahın erken saatlerinde tarlaya inen konuklar; tohum ekiyor, yabani ot temizliyor, bahçeden kendi elleriyle topladıkları kabak, biber ve salatalıklarla kahvaltı sofrasını kuruyor.
Eşinin restoran tecrübesiyle hazırlanan lezzetli yemeklerin ise tatlı bir şartı var: Çalışma performansı. Timur Bulut, misafirleriyle kurdukları bu özgün bağı şu sözlerle özetliyor:
"İnsanları toprağa dokunmaya davet ediyoruz. Ücretlerini bahçede, tarlada döktükleri alın teriyle ödüyorlar. Performansı iyi olan misafirlerimiz Handan’ın o mükemmel yemeklerinden faydalanıyor. Yemekleri bir aile gibi aynı sofrada yiyoruz. Birkaç gün geçirmemize rağmen, veda ederken sanki aylardır birlikteymişiz gibi üzülüyoruz. Türkiye'nin her yerinden paha biçilemez dostluklar kazanıyoruz."
Geleceğe bırakılan iz: Dikili bir ağaç
Gelen misafirlerden para yerine yalnızca bir istekleri olduğunu vurgulayan Handan Bulut ise hayallerindeki 8 dönümlük meyve bahçesini anlatıyor:
"Şehir hayatından yorulup buraya yerleştiğimde çok heyecanlıydım. Çiftliğimizin arkasındaki araziyi ağaçlandırmak istiyoruz. Gelen misafirlerimizden buraya dikilmek üzere bir meyve fidanı getirmelerini rica ediyoruz. Bu yıl fidanını diksin, seneye gelsin kendi ağacından meyvesini toplasın istiyoruz. 'Benim de burada bir dikili ağacım var' diyebilmeleri bizim için en büyük mutluluk."
Betonların arasından toprağın şifasına
Adana’dan yıllık iznini değerlendirmek ve küçük çocuğunu toprakla buluşturmak için çiftliğe gelen Yusuf ve Ayşe Koştur çifti ise deneyimlerini hayranlıkla anlatıyor. Şehirde betonların arasında büyüyen çocuklarının doğayla tanışmasının paha biçilemez olduğunu belirten Ayşe Koştur, kendi elleriyle topladıkları sebzelerle kahvaltı hazırlamanın ve stres atmanın hem kendilerine hem çocuklarına terapi gibi geldiğini ifade ediyor.
Ekim ve hasat dönemlerinde 7-8 işçi çalıştıran Bulut çifti, kontenjan sınırlılığı nedeniyle aynı anda yalnızca bir aileyi konuk edebilse de, misafirperverlikleri ve doğaya sadakatleriyle Türkiye’ye ilham veren bir yaşam modeline imza atmaya devam ediyor.