Borsa İstanbul'da dengeler değişebilir: Uzman isim iki sektöre işaret etti

PAYLAŞ
  • NEO Portföy Araştırma ve Kurumsal İlişkiler Direktörü Şebnem Ayabakan, Borsa İstanbul'da yükselişlerin satış fırsatı olarak değerlendirilebileceğini söyledi.
  • Ayabakan, 2027 yılında şirketlerin likidite sıkışıklığı nedeniyle konkordato ve iflas risklerinin gündeme gelebileceği uyarısında bulundu.
Borsa İstanbul'da dengeler değişebilir: Uzman isim iki sektöre işaret etti

NEO Portföy Araştırma ve Kurumsal İlişkiler Direktörü Şebnem Ayabakan, CNBC-e canlı yayınında Şafak Tükle'nin sorularını yanıtlayarak piyasalardaki son gelişmeleri ve Borsa İstanbul'un görünümünü değerlendirdi.

CNBCE.COM'u öncelikli haber kaynağınız olarak ekleyin Ekle

Küresel piyasalardaki gelişmelerin Borsa İstanbul üzerinde etkili olabileceğini belirten Ayabakan, Nasdaq ve Güney Kore piyasalarındaki olumsuz seyrin yurt içine de yansıyabileceğini ifade etti.

Borsadaki yükselişlerin bir kesim yatırımcı tarafından satış fırsatı olarak değerlendirilebileceğini söyledi.

BIST 100 endeksinin teknik görünümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ayabakan, 10.500-10.700 puan aralığının korunduğunu, 10.300 seviyelerinde ise zorlanma yaşandığını belirtti.

Endekste 10.850-10.900 seviyelerinde alıcıların devreye girebileceği bir sıkışma alanı oluşabileceğine işaret etti.

Ayabakan, sektörler arasında ayrışmaya dikkat çekerek yatırım stratejisini "XBANK al, XUSIN'de sat" sözleriyle özetledi.

2027 için konkordato ve iflas uyarısı

Şirketlerin finansal durumuna ilişkin risklerin giderek daha fazla önem kazandığını belirten Ayabakan, özellikle bayilerin şirketlere olan ödemelerini gerçekleştirmekte zorlanmasının likidite sıkışıklığını artırdığına dikkat çekti.

Bu sorunun yayılma etkisiyle daha geniş bir alana taşınabileceğini ifade eden Ayabakan, ekonomik aktivitedeki yavaşlamayla birlikte 2027 yılında konkordato başvurularının ve iflas eşiğine gelen şirketlerin sayısının gündeme gelebileceğini söyledi.

Konkordato, borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya ödeme güçlüğü yaşama tehlikesi bulunan şirketlerin, alacaklılarıyla mahkeme gözetiminde anlaşarak mali durumlarını düzeltmeyi amaçladığı hukuki süreç olarak biliniyor.

Likidite sıkışıklığı ise şirketlerin varlıkları bulunsa bile kısa vadeli ödeme yükümlülüklerini karşılayacak nakde ulaşmakta zorlanmasını ifade ediyor.