5 maddede euro neden değer kaybediyor? Yıllık kayıp yüzde 5'e yaklaştı
Ekim ayının başlarında euro, 17 ayın en düşük seviyesine gerilemeşti. Avrupa Birliği'ne üye ülkelerden 21'inin ortak para biriminin düşüşündeki 5 neden sıralandı.
Ekim ayı başında euro, Avrupa'daki enerji şoku ve Fransa'nın mali görünümüne ilişkin endişelerle 17 ayın en düşük seviyesine geriledi.
Avrupa Birliği'ne üye ülkelerden 21'inin ortak para birimi euro, Avrupa genelinde tırmanan mali ve siyasi belirsizliklerin baskısıyla dolar karşısında değer kaybetmeye devam ediyor.
Fransa'nın mali disiplinsizlik, siyasi kriz ve sokak eylemlerinin eş zamanlı derinleştiği tarihi bir dönemden geçmesi, İspanya'daki erken seçim kararı ve İtalya'nın borç kırılganlığı, küresel piyasalarda 2012'deki Euro Bölgesi borç krizinin dinamiklerini yeniden tetikledi.
Küresel tahvil piyasasındaki dalgalanmalar, Ortadoğu'daki gerilimlerin beslediği yüksek enerji maliyetleri ve yapışkan enflasyon, euro üzerindeki değer kaybı baskısını sadece günlük değil, orta vadeli bir trende dönüştürdü.
Ocak ayında test ettiği 1,21 seviyesindeki zirvesinden bu yana kademeli bir düşüş trendinde olan euro/dolar paritesi, söz konusu gelişmelerin etkisiyle 1,11 seviyesine kadar geriledi.
Böylece Mayıs 2025'ten beri en düşük seviyesini gören euronun yıl genelindeki toplam kaybı yaklaşık yüzde 5 oldu.
Geçen aylarda tahvil piyasalarındaki dalgalanmalardan büyük ölçüde etkilenmeyen euronun artık bu endişelerin merkezine yerleşmesi, finans dünyasında kalıcı kırılganlık işareti olarak yorumlanıyor.
Fransa bütçe ve faiz baskısıyla kırılıyor
Euronun zayıflamasındaki ana etken, Euro Bölgesi'nin ikinci büyük ekonomisi olan Fransa'dan gelen endişeler oldu.
Fransa'nın 10 yıllık devlet tahvili getirileri, jeopolitik risklerin küresel tahvil satışlarını tetiklemesiyle yüzde 5 sınırına dayanarak 2002'den bu yana en yüksek seviyeyi gördü.
Fransa Ulusal İstatistik Enstitüsü (INSEE) ve hükümet verilerine göre, ülkenin genel kamu açığı Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYH) yüzde 5,8'e ulaşarak AB'nin yüzde 3'lük tavan sınırını aştı. 1974 yılından bu yana bütçe fazlası veremeyen ülkede nominal büyüme oranlarının borçlanma faizlerinin altında kalması, ekonomiyi yapısal bir borç tuzağına sürükledi.
Fransa'nın toplam nominal borç stoku 3 trilyon 596 milyar euro ile tarihi zirveye ulaşarak GSYH'nin yüzde 119'una tekabül ediyor.
Bu borç yükü Maastricht kriteri olan yüzde 60 sınırının üzerinde bulunurken, Fransa ile Almanya'nın borçlanma maliyetleri arasındaki makas, 2012'deki büyük borç krizinden bu yana en geniş seviyesine ulaştı.
Euro Bölgesi'ndeki güvensizlik ortamı yalnızca Fransa ile sınırlı kalmadı.
İspanya'da konut piyasası politikaları üzerinden tırmanan kriz, Başbakan Pedro Sanchez'in kasım ayı için erken parlamento seçimi kararı almasıyla siyasi riskleri AB'nin dördüncü büyük ekonomisine taşıdı.
Küresel piyasalarda yaşanan tezat bir durum da euroyu baskı altında tutuyor. ABD, 40 trilyon doları aşan tarihi borç yüküne ve yaklaşan seçimler nedeniyle harcama disiplini gösterememesine rağmen küresel bir cezalandırmayla karşılaşmıyor.
Aksine, Ortadoğu merkezli jeopolitik riskler tırmandıkça küresel sermaye, doları en güvenli liman olarak kodlamaya devam ediyor.
Analistler, euro/dolar paritesindeki hareketin sadece doların gücüyle ilgili olmadığını, doğrudan Fransa'daki durumun oluşturduğu euro zayıflığından kaynaklandığını belirtiyor. Euro Bölgesi'nde ortak bir para birimi olmasına rağmen ulusal finans piyasalarındaki parçalanmış yapının, bölgeyi bu tür şoklara karşı savunmasız bıraktığı ifade ediliyor.
Avrupa Merkez Bankası üzerinde faiz baskısı artıyor
Euro Bölgesi'nde gözlenen mali ve siyasi bozulma, enflasyonist baskılar ve yükselen petrol fiyatları, Avrupa Merkez Bankasının (ECB) para politikası kararlarındaki hareket alanını sınırlandırıyor.
Yaşanan güven kaybı ve ABD ile Avrupa arasındaki faiz farkının açılması nedeniyle piyasalar, bankanın sıkı para politikası patikasına yönelik beklentilerini aşağı yönlü revize etti.
Daha önce gelecek yıl için üç faiz artışı fiyatlanırken, bölgedeki ekonomik yavaşlama ve tırmanan borç riski nedeniyle bu beklenti 2 defa 25 baz puanlık artışa indirildi.
Analistlere göre, Euro Bölgesi genelinde yapısal sorunlar çözülmediği ve siyasi tansiyon düşmediği sürece euro üzerindeki satış baskısının sürmesi öngörülüyor.
Ekonomistler, yeni bir borç krizinin kaçınılmaz olmadığını ve Fransa'nın mali bir iflasa sürüklenmeyeceğini belirtse de mevcut konjonktürde euronun dolar karşısında yeniden güçlü bir değer kazanma trendine girmesinin uzak bir ihtimal olduğunu kaydetti.
Ekonomi yönetiminde "yapısal kriz" tartışması
ING Almanya Başekonomisti Carsten Brzeski, konuya ilişkin yayımladığı analizde, Fransa'da derinleşen siyasi kaosu Avrupa'nın ekonomik istikrarını tehdit eden yapısal sorunların bir yansıması olarak değerlendirdi.
Fransa'nın 2020'den bu yana halihazırda altı başbakan değiştirdiğini hatırlatan Brzeski, bütçe açığını son yirmi yılda yüzde 3'lük sınırın altına sadece iki kez indirebilen Paris yönetimine karşı Avrupa Komisyonu ve ECB'nin sert kararlar alması gerektiğini belirtti.
Brzeski, "Mali kurallara uyulmasını sağlamak için baskıyı artırmaktan başka seçenek yok. Aksi takdirde bu kurallar sadece çiğnenmiş olmakla kalmayacak, tamamen geçerliliğini yitirecek." değerlendirmesinde bulundu.
Carsten Brzeski, siyasi istikrarsızlık ve belirsizliğin ekonomi üzerinde iz bırakmasını ve Euro Bölgesi'nin ikinci büyük ekonomisini durgunluğa yaklaştırmasını beklediğini belirtti.
ING Küresel Piyasalar Araştırma Başkanı Chris Turner ise Fed'in şahin duruşu ve tırmanan tahvil getirileri nedeniyle euro/dolar paritesinin gelecek iki çeyrek boyunca 1,10 ile 1,15 bandında baskılanmaya devam edeceğini kaydetti.
Fransa'daki bütçe krizini, seçimlerin tetiklediği 2018 İtalya borç krizine benzeten Turner, eurodaki daha ağır kayıpların ancak Fransa'nın meclisten geçireceği mali uyum programıyla önlenebileceğini, paritenin yönündeki ana riskin ise ABD ara seçimleri sonrası Beyaz Saray'ın izleyeceği stratejiler olacağını sözlerine ekledi.
5 maddede euronun değer kaybetme nedeni
1. Fransa'nın bütçe açığı ve artan borç yükü: Yüksek kamu borcu ve borçlanma maliyetlerindeki artış, yatırımcıların Fransa'ya yönelik risk algısını yükseltiyor.
2. Avrupa'da siyasi belirsizlik: Fransa'daki siyasi kriz, İspanya'nın erken seçim kararı ve İtalya'nın borç kırılganlığı euroya yönelik güveni zayıflatıyor.
3. Tahvil piyasalarındaki satış baskısı: Fransa ile Almanya'nın tahvil getirileri arasındaki farkın açılması ve Avrupa genelinde borçlanma maliyetlerinin yükselmesi, yeni bir borç krizi endişesini güçlendiriyor.
4. Enerji maliyetleri ve enflasyon baskısı: Ortadoğu'daki gerilimlerin yükselttiği enerji maliyetleri, Avrupa'da enflasyon ve ekonomik yavaşlama risklerini artırıyor.
5. Doların güçlenmesi ve ECB'nin faiz alanının daralması: ABD ile Avrupa arasındaki para politikası beklentilerinin ayrışması ve ECB'nin ilave faiz artışlarına ilişkin beklentilerin zayıflaması, euronun dolar karşısında baskı altında kalmasına yol açıyor.
ING'den euro açıklaması
ING stratejisti Francesco Pesole, Fransa'nın borçlarına ilişkin endişeler nedeniyle son dönemde gerileyen euronun, dolar karşısında kısa vadeli temel göstergelere göre yaklaşık yüzde 1,5 düşük değerlenmiş durumda olduğunu belirtti.