Savaş sonrası petrolde 50 dolar senaryosu: Analistler kritik gelişmeye dikkat çekti
Irak’ın OPEC’ten ayrılma ihtimalini gündeme getirmesi, küresel petrol piyasalarında arz savaşına ilişkin belirsizliği artırdı. Analistler, üretici ülkelerin kota sınırlamalarından vazgeçerek üretimi artırması halinde petrol fiyatlarının varil başına 50 doların altına gerileyebileceğini belirtiyor.
Irak’ın OPEC’ten ayrılma ihtimalini gündeme getirmesi, küresel petrol piyasalarında arz savaşına ilişkin belirsizliği artırdı. Analistler, üretici ülkelerin kota sınırlamalarından vazgeçerek üretimi artırması halinde petrol fiyatlarının varil başına 50 doların altına gerileyebileceğini belirtiyor.
Küresel petrol piyasalarında OPEC’in geleceğine ilişkin tartışmalar yeniden gündeme gelirken, Irak’ın üretim kotalarının artırılmaması halinde örgütten ayrılabileceğine yönelik mesajları piyasalarda yeni bir belirsizlik yarattı.
Uzmanlar, üretici ülkelerin OPEC kotalarına bağlı kalmaması ve üretimi artırması halinde petrol fiyatlarında sert düşüşler yaşanabileceğini belirtiyor.
MarketWatch'ta yer alan habere göre, Mizuho Securities USA Enerji Vadeli İşlemler Direktörü Robert Yawger, OPEC içerisindeki memnuniyetsizliğin örgütün fiyatları kontrol etme kapasitesini zayıflatabileceğini söyledi.
Yawger, tüm üreticilerin mümkün olan en yüksek üretimi gerçekleştirmesi halinde petrol fiyatlarının Kovid-19 döneminden bu yana görülmeyen seviyelere gerileyebileceğini ifade ederek, petrolün varil fiyatının 50 doların altına inebileceğini kaydetti.
Petrol fiyatları savaş öncesi seviyelere geriledi
Küresel gösterge Brent petrolü mart ayında 115 doların üzerine kadar yükselirken, İran'daki savaşın ardından elde ettiği kazanımların tamamını geri verdi.
Cuma günü Brent petrolün varil fiyatı 72,41 dolar seviyesine gerilerken, ABD tipi ham petrol (WTI) ise yüzde 3,2 düşüşle 69,67 dolardan işlem gördü.
Irak ve BAE'nin adımları dikkat çekiyor
Birleşik Arap Emirlikleri'nin mayıs ayında OPEC'ten ayrılmasının ardından Irak da üretim kotalarının artırılmaması durumunda örgütten çıkabileceği mesajını verdi.
Dünyanın en büyük altıncı ham petrol üreticisi konumundaki Irak, son yıllarda üretim kapasitesini artırmak amacıyla milyarlarca dolarlık yatırım gerçekleştirdi. Ancak OPEC üretim kotaları ülkenin üretim artışını sınırlıyor.
Uzmanlar, Birleşik Arap Emirlikleri ile benzer şekilde Irak'ın da pazar payını artırmak amacıyla daha yüksek üretim yapmak istediğine dikkat çekiyor.
ABD'nin yükselişi OPEC'in etkisini azalttı
ABD'nin dünyanın en büyük petrol üreticilerinden biri haline gelmesi, OPEC'in 1970'li yıllardaki fiyat belirleme gücünü önemli ölçüde azalttı.
Ayrıca Venezuela'daki gelişmeler ile İran savaşı da OPEC'in piyasa üzerindeki etkisini zayıflattı. Analistler, küresel arz dengesini sağlama yükünün giderek Suudi Arabistan, Irak ve Kuveyt gibi az sayıdaki ülkenin omuzlarına kaldığını belirtiyor.
Robert Yawger, savaşın yaşandığı son dört aylık süreçte OPEC'in işlevsiz hale geldiğini ve küresel dengeleyici üretici rolünün büyük ölçüde ABD tarafından üstlenildiğini ifade etti.
Hürmüz Boğazı krizin merkezinde yer aldı
KPMG ABD Enerji, Doğal Kaynaklar ve Kimyasallar Sektör Lideri Todd Fowler, Hürmüz Boğazı'ndaki kapanmanın küresel petrol piyasası açısından belirleyici şok olduğunu söyledi.
Fowler, söz konusu gelişmenin küresel arz akışlarını bozduğunu, ülkelerin stratejik rezervlere yöneldiğini ve alternatif üreticilerin arz açığını kapatmak için devreye girdiğini belirtti.
Suudi Arabistan'ın kapasitesi öne çıkıyor
Uzmanlara göre OPEC içerisinde en büyük yedek üretim kapasitesine sahip ülke Suudi Arabistan olmaya devam ediyor.
Suudi Arabistan'ın kısa sürede günlük 2 milyon varilden fazla ek üretimi piyasaya sunabilecek kapasiteye sahip olduğu belirtilirken, bu durumun ülkeye küresel petrol piyasalarında önemli bir etki alanı sağladığı değerlendiriliyor.
Ancak OPEC'in üye sayısındaki azalma ve üretim kısıtlamalarına yönelik artan itirazların örgütün geleceği açısından risk oluşturduğu ifade ediliyor.
Analistler, Birleşik Arap Emirlikleri'nin ardından Irak'ın da OPEC'ten ayrılması halinde piyasa payı rekabetinin hızlanabileceğini ve bunun petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskıyı artırabileceğini belirtiyor.