Bakan Bayraktar: "Türkiye, petrol ve doğalgaz aramacılığında yeni faza geçti"
- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, "Pakistan'da, Bulgaristan'da doğalgaz arayacağız. Dünyanın muhtelif yerlerinde, Afrika'da yakın zamanda yeni anlaşmaları duyuracağız." dedi.
- Bakan Bayraktar, "17 milyon hanenin doğalgaz ihtiyacını kendi gazımızla kendi sahamızdan karşılar hale geleceğiz." ifadelerini de kullandı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, TRT Haber özel röportajında gündeme dair soruları yanıtladı.
CNBCE.COM'u öncelikli haber kaynağınız olarak ekleyin EkleBayraktar'a, Irak Başbakanı'nın Ankara ziyaretinin ardından imzalanan ve Kerkük petrollerini kapsayan anlaşmanın Türkiye'ye sağlayacağı kazanımlar soruldu.
Bakan Bayraktar özetle şunları söyledi:
"Şimdi tabii Irak'la olan özellikle geçen hafta yoğunlaşan ve anlaşma imzalarıyla artık hukuken de anlam kazanan bir ilişkiler serisi yaşadık geçtiğimiz hafta. Dediğiniz gibi Temmuz ayı aslında çok yoğun geçti Irak'la ilişkiler açısından. Bu tabii çok kritik bir dönemde gerçekleşen bir ziyaretti ve bir çalışma oldu. Çünkü dünya çok büyük bir kriz yaşıyor şu anda. Kriz ve bu çatışma süreci sürekli hale gelmiş durumda malumunuz; işte Hürmüz Boğazı ile ilgili konuştuğumuz konuda, onun dışında Rusya-Ukrayna savaşı devam ediyor. Yani öyle bir dünya "yeni normal"e gidiyor ki Gülçin Hanım, bir sürekli çatışma halini görüyoruz. Ve baktığınız zaman bu yeni dönemde ikinci dikkat çeken husus, enerji altyapılarının temel hedef olduğunu görüyoruz. Yani bugün işte Karadeniz'de, Akdeniz'de son dönemde Mısır LNG tesislerine olan saldırı, Hazar'da yaşananlar, işte Hürmüz zaten çok önemli bir çatışma alanı durumunda. Dolayısıyla böyle bir kritik dönemde İran'la, Irak'la olan ilişkimiz ve Irak'la olan gerçekleştirdiğimiz bu anlaşmalar hakikaten çok önemli.
Anlaşmaların özünde tabii Kerkük'le başlamak lazım, siz de ona değindiniz. Kerkük bizim üzerinde yaklaşık 2,5 yıldır çalıştığımız bir konu aslında. Bunu kamuoyuna tabii ki deklare edemedik çünkü çok ciddi bir çalışma arkasında var. Nihayet imzalar atılınca bunu ilan etme durumuna geldik ama çok uzun süredir üzerinde çalıştığımız bir projeydi.
Tabii ki aslında büyük resme baktığınızda Türkiye olarak biz şunu yapmaya çalışıyoruz: Türkiye'nin mutlak surette enerjideki dışa bağımlılığını düşürmemiz lazım ve bunun için bütün Türkiye'deki kaynaklarımızı; yenilenebilir enerji başta olmak üzere, doğalgaz kaynakları, petrol kaynakları, maden kaynaklarını devreye almaya çalışıyoruz. Ama bunun yanı sıra Türkiye'de edindiğimiz bu tecrübeyi, bu kabiliyeti de yurt dışında projelerde aramayla alakalı yeni bir faza geçmiş durumdaydık. Ben aslında geçtiğimiz programda, yılbaşında sizinle yaptığımız programda burada birkaç bunun aslında mesajını vermiştim. Hatta o programda şunu söylediğimi hatırlıyorum:
Türkiye petrollerini 1 milyon varil günde üretim yapacak bir şirkete dönüştürmek; bunun bir kısmını Türkiye'de ama bir kısmını mutlaka dışarıda üretilebilecek bir hale getirmeye çalışıyoruz. Aslında Irak ve Kerkük anlaşması bunun bir parçası, bir yansıması. Ama bunun dışında da şeyler var; özellikle petrol boru hattı anlaşmaları ve bundan sonrası için konuştuğumuz konular hakikaten Irak'la Türkiye'yi stratejik anlamda birbirine bağlayacak çok önemli adımlar. Tabii iki ülkeye çok faydası var yapacağımız projelerin ama bunun ötesinde aslında bütün bölgeye ve küresel anlamda da enerji piyasalarına katkı sağlayacak projelerden bahsediyoruz.
"Bir takvim var mı?"
"750 bin varillik bir kapasiteden, günlük kapasiteden bahsediyoruz ama bunun günlük kapasiteye kademeli olarak geleceğini söylediniz. Bir takvim var mı?" sorusu üzerine Bakan Bayraktar şu ifadeleri kullandı:
"Şimdi 750 bin varil aslında konular böyle biraz iç içe geçmiş durumda, onun için biraz daha anlatmakta fayda var. Öncelikle Kerkük anlaşmasına çok kısa değineyim. Kerkük, İngiliz petrol şirketinin yaklaşık 100 yıldır petrol ürettiği bir yer. Biz de bir anlamda aslında 100 sene sonra neredeyse Kerkük'te bu petrol sahalarına bir anlamda ortak oluyoruz. Orada bir tane Amerikalı ortağımız var. Yani İngiltere, Amerika, Türkiye üçlüsünün ortak olduğu çok büyük bir petrol rezervine sahip.
Yaklaşık şu anda tahminler 3 milyar varillik bir petrol rezervinden bahsediyoruz. Hani bunu bugünkü rakamlara dönersek 250 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklükten bahsediyoruz. Günlük üretiminin 1.2 milyon varillere çıkabileceği bir potansiyel var ve hani dünyanın en iyi şirketleriyle Türkiye Petrolleri burada ortak bir şekilde bu faaliyeti yürütecek.
Ama bunun dışında bizim Irak'la geliştirmeye çalıştığımız enerjide birçok proje var. Bunlardan bir tanesi; diyoruz ki biz Silopi'den, Habur'dan Basra'ya kadar uzanacak bir petrol boru hattı inşa edelim. Aslında şu anda Irak-Türkiye boru hattı ve bu bahsettiğiniz 750 bin varillik anlaşma, şu anda Silopi'ye gelecek Irak petrolünün yaklaşık 750 bin varilin Ceyhan'a akması, oradan bir kısmının Türkiye'deki rafinerilere ama diğer kısmının da dünya piyasalarına açılmasıyla alakalı.
Buradaki bizim hattımızın kapasitesi 1,5 milyon varil ve bu ta 1970'lerden beri inşa edilen ve bizim o günden bugüne kadar çalışır vaziyette tuttuğumuz iki tane boru hattı, 650 kilometre Silopi-Ceyhan arası. Ama ilk orijinalde bu hat dizayn edilirken Kerkük'e kadar uzanan ve Kerkük petrollerini Türkiye'ye götürmesi hedeflenen bir boru hattıydı. Şimdi gelinen noktada biz diyoruz ki aslında Hürmüz krizi bize şunu söyledi, herkese şunu söyledi: Mutlaka alternatif güzergahlara, alternatif rotalara ihtiyacı var dünyanın. Yani bütün petrolünüzü siz, Irak için söylüyorum ve Körfez'deki birçok ülke için söylüyorum, işte Hürmüz'den geçerek dünya piyasalarına götürürseniz orada olabilecek şu anda bir çatışma ortamı var, yarın Allah korusun bir kaza olabilir, başka bir şey olabilir; dolayısıyla alternatif ve çeşitlendirme çok önem arz ediyor. Biz şu anda alternatiflerden bir tanesi, konuştuğumuz projelerden, evet, şu anda bu 750 bin varili mevcut hatlarımızdan taşıyabiliriz.
Biz mevcut hatlarımızdan 1,5 milyon varil taşıyabiliriz aslında ve diyoruz ki bunu miktarını da artırabiliriz, yani 2-2,5 milyon varillere çıkabiliriz ve boru hattını da Basra'ya kadar uzatalım; gerek Irak'ın üretimi bir kısım üretimini veya Kuveyt, Körfez ülkelerinden "Bu hattı ben kullanmak istiyorum ya, petrolümün tamamı Hürmüz'den geçmesin burada başımıza ne geleceği belli değil" diyenleri de bu güzergahtan biz dünya piyasalarına açabiliriz diyoruz.
Şu anda 20 milyon varillik bir petrol akışının olduğu bir coğrafya Hürmüz ve şu anda burada bir çatışma ortamı var. Yine biraz önce konuşmamın başında ifade ettiğim gibi burası şu anda enerji altyapısının hedef haline geldiği bir yer. Dolayısıyla burada bir alternatif güzergah, güvenli, istikrarlı bir güzergaha gelmesi herkes için kazanç. Bütün dünya için kazanç. Bugün işte şimdi biraz önce yayından önce sizinle de konuştuk, bir açıklama geliyor: "Efendim Hürmüz krizi aşılıyor, işte eli kulağında barış anlaşması" deniyor, petrol fiyatları aşağı geliyor. Tabii onun getirdiği riskler de var ama yani sonuçta dünya petrol piyasalarının dengeli olması için dünyaya bizim her gün 100-103 milyon varil günlük bir arzı sunmamız lazım. Öyle olursa daha dengeli fiyatlar... İşte herkes sonuçta daha ucuz enerji istiyor. O anlamda bu boru hatları herkesin aslında kazanacağı bir denklemi oluşturuyor.
Biz bunu tabii Irak özelinde söylüyorum, bu petrol boru hattından gelecek petrolü Ceyhan'da bir depolama projesine, orada belki bir rafineri, petrokimya projesine ortak bir şekilde ve buradan oluşturulabilecek gelirleri de Kalkınma Yolu'nu yani Fav Limanı'ndan işte bizim Ovacığa'a gelecek, Türkiye'ye gelecek ve oradan da Avrupa'ya gidecek bir Kalkınma Yolu projesinin finansmanı için ayırabileceğimize inanıyoruz. Dolayısıyla böyle çoklu bir şeyden bahsediyoruz.
Ama geçen hafta sürpriz gelişmelerden bir tanesi; Sayın Cumhurbaşkanımızla Irak Başbakanı'nın görüşmesi esnasında, heyetler arası görüşmede Türkiye'nin ihtiyacı olan bizim ülke olarak günde 1 milyon varil petrole ihtiyacımız var, ham petrole. Irak tarafı bu petrol tedarikini kendisinin sağlayabileceğini hani bu üretimi aslında yeterli bunun için ve bunun için niyetli olduğunu belirtti.
Yani şöyle bu petrolün tedariki ve taşınması tabii Türkiye'ye gelmesi ama bu bahsettiğimiz şey tamamen Türkiye'nin ihtiyacı için kullanılacak 1 milyon varilden bahsediyoruz. Dolayısıyla böyle bir teklifi Sayın Cumhurbaşkanımız da buna çok olumlu yaklaştılar. Hatta bana basın toplantısında dikkat etmişsinizdir "Artık farklı yerlerden petrol almamıza gerek yok, işte komşumuz Irak bunu tedarik edebilir" gibi bir talimat da buyurdular. Dolayısıyla şunu ifade etmek istiyorum: Bu da ayrı bir proje. Yani birçok proje aslında Irak'la konuşuldu, iç içe geçmiş durumda. Irak'ın ciddi bir elektrik ihtiyacı var, o elektrik ihtiyacının Türkiye üzerinden karşılanması... Yani bizim şu anda Irak'la 17 milyar dolarlık bir ticaret hacmine ulaşmış durumdayız.
O anlaşmayı imzaladık. Bir yıllık bir anlaşma, onu daha tabii uzatmak ve dediğim gibi daha büyütmek istiyoruz esas itibarıyla. Bütün bu anlaşmalarla beraber Irak'la Türkiye'nin ticaret hacmi çok kısa bir süre içerisinde iki katına çıkabilir. Yani biz 30-35 milyar dolarlara yıllık ticaret hacminde ulaşabilecek bir potansiyelden bahsediyoruz burada. Dolayısıyla ümit ediyorum yeni Irak yönetimiyle, Sayın Başbakanla o da çok bu konuda istekli, işte elektrik hatlarından bahsediyorum, şu anda Irak'ın çok ciddi bir elektrik problemi var. Altyapı sorunları var ama biz buna kısa vadede, orta vadeli ve uzun vadeli çözümleri de kendilerine sunduk. Bunlardan bir tanesi şu anda elektrik ihracatı yapıyoruz, burada miktarın artırılmasını Sayın Başbakan Sayın Cumhurbaşkanımızdan rica ettiler. Dolayısıyla çok yoğun bir ilişki projelerin olduğu, ilişkilerimizin daha iyiye gideceği bir sürece doğru inşallah gidiyoruz.
"Yani bütün yollar aslında Türkiye'ye çıkıyor"
"Şimdi boru hatlarından bahsettik, Kerkük zaten başlı başına sıcak bir başlık, elektrik var. Farklı bir iş birliği alanı da bunlar dışında gündemde mi Irak'la?" sorusu üzerine Bakan Bayraktar şu cevabı verdi:
"Konularımızdan bir tanesi örneğin gaz. Doğalgaz ilk etapta Irak ihtiyacı için konuştuğumuz projelerden bir tanesi ki Irak'taki doğalgaz santrallerine gaz ihtiyacı var ki elektrik üretilebilsin. Dolayısıyla belki ilk etapta Türkiye'nin altyapısını kullanarak, Türkiye'deki doğalgazı kullanarak bunun bir kısmını Irak'a ihraç etmeyi konuşuyoruz şu anda.
Ama daha büyük projemiz aslında bu Basra'ya uzatmayı düşündüğümüz petrol boru hattına, elektrik iletim hatlarının yanına bir doğal gaz boru hattı yapıp belki ilerde Katar doğal gazını, Körfez'de üretilecek doğal gazı artık ters akışla bu sefer Irak üzerinden Türkiye'ye ve Türkiye üzerinden de Avrupa'ya gitmesiyle alakalı da büyük bir projeyi de konuşuyoruz. Tabii alternatif güzergah olarak Katar gazı Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye üzerinden de Türkiye'ye gelebilir. Yani bütün yollar aslında Türkiye'ye çıkıyor.
Türkiye'nin çok güçlü bir altyapısı olması, yani gazlaştırma tesislerimiz, depolama tesislerimiz, boru hatlarımız... Türkiye'de bakın 20 bin kilometrenin üzerinde yüksek basınçlı boru hattımız var, çelik hatlarımız var; 20 bin kilometre. 220 bin kilometre doğalgaz hatlarımız var şehirlerimizde, vatandaşlarımızın evlerine, iş yerlerine doğalgaz götürmek için. Dolayısıyla bu altyapı aynı zamanda bu işte bahsettiğimiz bağlantısallığı sağlayan, bu projeleri hayata geçirmemize yardımcı olan en önemli unsurlar.
Yani şöyle Ceyhan tabii şu anda zaten aslında önemli bir rolü var. Biliyorsunuz Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattından şu anda ham petrol akışı devam ediyor. Bütün yıla baktığınızda ortalama 550-600 bin varil günde bir petrol akışı var Ceyhan'a ve Ceyhan üzerinden de dünyaya bu petrol açılıyor. Onun yanı sıra bu düşündüğümüz projelerle, yani Irak-Türkiye boru hattı, işte 750 bin varilden anlaşmasını yaptık; onu biz 1,5'a hatta 2-2,5 milyon varile götürmeyi hedefliyoruz. Dolayısıyla bunların bir kısmı Ceyhan üzerinden dünyaya ticareti yapılacak, bir kısmı da dediğim gibi Türkiye'deki rafinerilere ve Türkiye'de kurulabilecek petrokimya tesislerine pekala hammadde sağlayabilecek.
"Stratejinin neticelerini de yavaş yavaş almaya başladık"
"TPAO ile devam edelim. Sadece siz biraz önce altını çizdiniz, bu konuştuğumuz başlıklarla sınırlı değil. 1 milyon varil eşdeğeri hidrokarbon üreten bir şirket olma hedefinde. Bazı anlaşmaları da zaten gördük. İlk derin deniz sondajında durum ne? Ben Somali ile beraber sormuş olayım ama başka hedefler de var muhakkak." sorusunu Bakan Bayraktar şu şekilde cevapladı:
"Şimdi yine şunu ifade etmem lazım. Türkiye bu özellikle 2016'daki Milli Enerji ve Maden Politikasıyla yeni bir faza geçti petrol ve doğal gaz aramacılanda. Ve malumunuz işte kendi gemileriyle, kendi ekipmanıyla denizlerde petrol arayan, doğal gaz arayan bir ülke olacağız hedefini ortaya koydu o zaman. Onun dışında özellikle Türkiye'de karalarda gidilmedik hiçbir yer bırakmayacağız, her yerde arayacağız hedefini ortaya koydu. Ve bunların da çok kısa bir zaman içerisinde, yani petrol sektörü açısından söyleyeyim çok kısa bir süre içerisinde biz neticelerini almaya başladık. Yani 2016 bu stratejinin ortaya konduğu yıl. Gemilerimizin, ilk geminin 2017 yılı Temmuz ayında ben Norveç'e gidip pazarlığını yaptım o zaman müsteşar yardımcısıydım. 2017 yıl sonunda ilk Fatih gemimiz Türkiye'ye geldi.
Şimdi şuraya gelmek istiyorum: Çok kısa bir süre içerisinde; 2020 yılı Türkiye'nin Karadeniz'de Sakarya Doğal Gaz keşfini yaptığı yıl. 2021 yılı Gabar keşfi. Yani o stratejinin neticelerini de yavaş yavaş almaya başladık. Bunlar bir taraftan da bizim Türkiye'de daha güçlü bir temele sahip olmamızı; daha ayakları yere sağlam basan, daha iddialı, daha kendine özgüveni artmış bir Türkiye Petrolleri ve bir bakış açısına sahip olmamıza sebebiyet verdi.
Onun için de bunun gücüyle, tabii çok güçlü bir siyasi iradeyle biz şimdi işte Somali'den bahsediyorsunuz... Irak Kerkük'te 100 yıl sonra Türkiye Kerkük'e giriyor. Dolayısıyla biz şimdi artık Pakistan'da... yine aslında geçen hafta böyle çok haber olmadı ama Bulgaristan'da bir, Karadeniz'de Bulgaristan'ın offshore'unda denizlerinde bir sahada yüzde 33'lük bir pay aldık. Orada arama yapacağız, doğal gaz araması yapacağız. Ve dünyanın muhtelif yerlerinde, Afrika'da yani yakın zamanda yeni anlaşmaları inşallah duyuracağız.
Ben özellikle bu yıl başında Türkiye Petrolleri'nin ülke dışında, yani enerji diplomasimizi kullanarak ülke dışında çok farklı projelerde ortaklıklar yoluyla veya münferit projelerde yer alacağını ifade etmiştim. İşte Somali bunlardan bir tanesi. Somali'de tek başımıza yürüyoruz, operatörlüğünü biz yapıyoruz. Şimdi Çağrı Bey gemimiz orada sondaj yapıyor. Şu anda sondajda neredeyiz derseniz, bizim 3.450 metrelik su derinliği olan bu deniz sahasında yaklaşık 4.000 metrelere geldik. Yani deniz tabanından sonra 500-600 metrelere ulaşmış durumdayız. Sondajımız devam ediyor. Yani bu sondaj 7.000 metrelere kadar gidebilir.
İlk kuyu için bir zamanlama sorulması üzerine Bakan Bayraktar şunları söyledi:
"Önümüzdeki haftaları görmemiz lazım. Yani çok kolay bir operasyon olmadığını söyleyebilirim. Çok zor bir operasyon, deniz şartları farklı. Ama gemilerimizin kabiliyeti çok yüksek. Dolayısıyla ekibimiz çok tecrübe kazandı. Yani Karadeniz'de biz onlarca kuyu açtık. Karadeniz de kolay bir deniz değil. Yani orada da 2.100 metre su derinliğinde çalışıyoruz. Bütün bunlarla beraber Somali'den inşallah hayırlı bir netice almayı hedefliyoruz.
Ama işte bu Kerkük, Kerkük'e girişimiz... Yakın zamanda ben malumunuz böyle iş imzalar atılmadan hiçbir şey açıklamıyorum. Ama biz bu yolda bakın yıl başında ben buradaki programa gelmeden önce Exxon'la bir anlaşma imzalamıştık. Bu programdan sonra Chevron, BP, Shell, Total'le, Fransız Total şirketiyle anlaşmalar imzaladık. Şimdi bu iş birliği anlaşmaları somut projelere dönüyor. Yani BP anlaşması Kerkük'te somut, net bir projeye, ticari bir projeye dönmüş durumda. Diğerleri de yavaş yavaş dönecek.
Ülke bazlı ortaklıklarla ilgili sorulan soruya Bakan Bayraktar, "Yani şöyle söyleyeyim, Afrika'dan başlayayım. Afrika'da Gine-Bissau, Angola, Liberya... Şimdilik şirketlerini söylemeyeyim, projeleri söylemeyeyim. Libya çok yoğun çalışıyoruz. Libya'da aslında iki tane saha almış durumdayız yine yabancı ortaklarımızla, biri denizde biri karada. Ama çok daha büyük bir proje üzerinde çalışıyoruz.
İnşallah oradan bir netice aldıracağız. Onun dışında tabii Orta Asya; Kazakistan, Azerbaycan'da ilgilendiğimiz sahalar var. Irak ve şimdi Pakistan'da sahalar almıştık, orada çalışmaya başlıyoruz fiili olarak. Pakistan'da aslında biraz gecikmeli başlıyoruz, bu savaş bizim oradaki operasyonumuzu etkiledi.
Siz Oruç Reis dediniz, Oruç Reis'in yeni görev yeri Pakistan bu arada, oraya gidecek. Yakın bir zamanda Bangladeş'te deniz sahalarıyla ilgili bir süreci başlatıyoruz. Dolayısıyla böyle yoğun bir çalışma içerisindeyiz. İnşallah hepsini böyle peyderpey hızlı bir şekilde hayata geçiririz" dedi.z
"Türkiye'deki 8 milyon evin doğalgaz ihtiyacı kendi gaz sahamızdan sağlanacak"
"Sakarya'da üretim sürüyor, peki ne aşamada?" sorusuna Bakan Bayraktar şu cevabı verdi:
"Şimdi ya bu vurguladığınız şey çok önemli. Bizim yani siz bizim projelerimizi çok yakından takip ediyorsunuz. Sahadaki gelişmeleri de biliyorsunuz. Hakikaten bizim kendi mühendislerimizin, kendi çocuklarımızın bu projelerde yer alması ve bunları yapıyor olması bizi çok daha güçlü kıldı. Ve çok önemli bir özgüven kazandı Türk mühendisi bu anlamda.
Petrol mühendislerimiz, jeologlarımız çok zor operasyonları yapar hale geldi. Bunu da biraz açık söyleyeyim, özellikle Akdeniz'de ilk sondajları yaptıktan sonra orada yabancı şirketlerin bizi bir anlamda terk etmesi siyasi saiklerle... Yani ticari olarak değil, hepsi olmak istedi ama farklı siyasi duruşlardan dolayı bizi bir anlamda terk ettiler ama hani "kötü komşu insanı ev sahibi yapar" ya, o misal biz kendi başımıza bu işleri yapmaya başladık. Çok önemli bir kabiliyet geliştirdik ve şimdi onu da dediğimiz gibi yurt dışında kullanılır hale geldik. Ama ve bu sayede de bize çok farklı teklifler... yani bu ortaklıkların arkasında biraz da o var. Yani sizin altyapınızı kullanmak istiyorlar. Efendim Bulgaristan'da Shell bizimle çalışmak istiyor.
Ama bizim hakikaten gözbebeğimiz Sakarya gaz sahası. Orada da bu sene daha önce de ifade etmiştik aslında, bu sene önemli bir zaman dilimi. Çünkü biz ilk üretimi gerçekleştirdik. Ağustos ayı 2023 itibarıyla karaya gazı getirdik. Nisan ayında, Nisan 2023'te Sayın Cumhurbaşkanımızın katılımıyla güzel bir tören, büyük bir orada gaz yakma töreni yapmıştık hatırlarsanız. Ve üretim Ağustos'ta hanelerle, ticarethanelerle yani şebekeyle buluştu. Ve bugün 4 milyon hanenin doğal gaz ihtiyacı, evin doğal gaz ihtiyacı şu anda Sakarya gaz sahasından geliyor. Şimdi hedefimiz ikinci fazda bu senenin sonunda bu rakamı 8 milyona çıkarmak.
Faz 2'de takvim net. 2026 sonunda biz üretimimizi Sakarya gaz sahasından iki katına, 20 milyon metreküpe çıkaracağız. Ama ben böyle çok metreküpler efendim şeyler konuşuyorum, variller konuşuyorum; insanımızın anlayacağı şekilde söyleyelim:
Türkiye'deki 8 milyon evin doğal gaz ihtiyacı kendi gaz sahamızdan sağlanacak. Faz 2 bu senenin sonu itibarıyla... 2026 sonu itibarıyla... 2028'e geldiğimizde bu 16-17 milyon haneye çıkacak.
40 milyon metreküp evet, siz deyin 40 milyon metreküp; 40-45 milyon metrekübe ulaşmış olacağız günlük üretimimiz. Ama bu şu demek: 17 milyon hanenin doğalgaz ihtiyacını kendi gazımızla kendi sahamızdan karşılar hale geleceğiz."











