Deprem bölgesinden destek çağrısı: "Toparlanma var, kırılganlık sürüyor"
- 6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen deprem bölgesinde ekonomik toparlanma kırılgan ilerliyor. Üretim ve ihracatta kısmi iyileşmeler görülse de birçok il hâlâ deprem öncesi seviyelerin gerisinde. Ticaret ve sanayi odaları, kalıcı toparlanma için ilave ve uzun vadeli destek çağrısı yapıyor.
- Tersine göç sınırlı kalırken, barınma, eğitim ve sosyal yaşam sorunları kalıcı dönüşleri engelliyor. Organize sanayi bölgelerinde üretim artış gösterse de istihdam kayıpları telafi edilebilmiş değil. Bölge temsilcileri, deprem illerine özel ve sürekliliği olan destek mekanizmalarının şart olduğunu vurguluyor.
6 Şubat 2023… Türkiye, tarihinin en büyük felaketlerinden biriyle sarsıldı. Kahramanmaraş merkezli depremler 11 ili etkilerken, yalnızca can kayıplarına değil, ekonomik ve sosyal dengelerde de derin yaralara yol açtı. Aradan geçen üç yıla rağmen deprem bölgesinde toparlanma çabaları sürüyor. Üretim ve ticari faaliyetlerde kısmi bir iyileşme görülse de, birçok ilde ekonomi hâlâ deprem öncesi seviyelerin gerisinde. Ticaret ve sanayi odaları, toparlanmanın kalıcı hale gelmesi için ilave destek çağrısı yapıyor.
“Esnaf ve sanayicinin finansman yükü ağırlaştı”
Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Torunoğlu, Adıyaman’ın Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde tarım, hayvancılık, tekstil ve küçük sanayi üretimiyle öne çıkan bir il olduğunu belirterek, özellikle tekstil sektörünün kent istihdamında kritik bir rol üstlendiğini söyledi. Deprem süreciyle birlikte tekstil sektöründe yaşanan daralmanın Adıyaman ekonomisini derinden etkilediğini ifade eden Torunoğlu, inşaat sektörü dışında kalan hemen tüm alanlarda ciddi bir küçülme yaşandığını, bu daralmada emek yoğun sektörlerin başı çektiğini dile getirdi. Kentte kurulum aşamasından itibaren yeşil OSB statüsü alan Türkiye’deki tek organize sanayi bölgesinin tamamlanmak üzere olduğunu vurgulayan Torunoğlu, özellikle ihracat odaklı işletmeleri Adıyaman’a yatırım yapmaya davet etti. Deprem bölgesinde faaliyet gösteren esnaf ve sanayicinin finansman yükünün ağırlaştığına dikkat çeken Torunoğlu, “KOSGEB’in deprem bölgesine sağladığı kredilerin geri ödemeleri mutlaka ertelenmeli. Mevcut koşullarda esnafımızın bu borçları ödeyecek gücü ne yazık ki yok” dedi.
“Adıyaman’da toparlanma sınırlı, kırılganlık sürüyor”
Adıyaman Ticaret Borsası Başkanı Gani Bereket, 6 Şubat depremlerinin ardından Adıyaman’da gerek fiziki gerekse mental anlamda önemli bir ilerleme kaydedildiğini ancak ekonomik kırılganlıkların hâlen devam ettiğini söyledi. Bereket, hane sayısı ve nüfusa oranla en ağır hasarı alan iller arasında Adıyaman’ın yüzde 68,1 ile ilk sırada yer aldığını hatırlattı. Deprem sonrası geçici olarak kurulan toplu ve bireysel konteyner iş yerlerinin büyük bölümünün kapandığını belirten Bereket, çarşı projelerinin devam etmesi nedeniyle hâlâ çok sayıda esnafın iş yeri bulmakta zorlandığını ifade etti. İş yeri sayısındaki yetersizlik ve buna bağlı olarak yükselen kira bedellerinin esnafı ciddi şekilde zorladığını vurgulayan Bereket, “Kıt kanaat ayakta kalmaya çalışan esnafımızın, yerinde dönüşüm ve kalıcı çarşı projeleriyle en kısa sürede daha sağlıklı ticaret ortamına kavuşmasını umut ediyoruz” dedi.

“Artan maliyetler vatandaşı zorluyor”
Şehirdeki ekonomik hareketliliğin büyük ölçüde inşaat sektörü kaynaklı ilerlediğine dikkat çeken Bereket, bu durumun kısa vadede canlılık sağladığını ancak yüksek enflasyon ve artan maliyetlerin vatandaşları zorladığını dile getirdi. Açılan her yeni iş yerinin şehir için önemli bir değer yarattığını belirten Bereket, “İşyeri açan her esnafımız istihdama katkı sağlıyor. Altyapı ve üstyapı çalışmaları tamamlandıkça Adıyaman’ın deprem öncesi günlerine döneceğine inanıyoruz” diye konuştu. Deprem sonrası yaşanan yoğun göçün bir bölümünün geçici, bir bölümünün ise kalıcı olduğunu söyleyen Bereket, son dönemde tersine göçün başladığını ancak bunun sürdürülebilir olması gerektiğini vurguladı. İnşaat sektöründe istihdamın yüksek olduğunu ancak projeler tamamlandığında işsizlik riskinin gündeme gelebileceğini belirten Bereket, “Bu nedenle tarım, tarımsal sanayi ve yeni organize sanayi bölgeleri başta olmak üzere alternatif sektörleri hızla devreye almak zorundayız. Adıyaman’ın tarımsal sanayi potansiyeli son derece yüksek” dedi.
“Esnafın borç ödemeleri ertelenmeli”
Esnafın finansman sorunlarına da değinen Bereket, deprem sonrası kullanılan ve iki yıl ödemesiz verilen KOSGEB kredilerinin geri ödeme döneminin başladığını ancak birçok işletmenin bu borçları ödeyecek durumda olmadığını söyledi. Sahada en büyük sıkıntının finansmana erişim ve paranın maliyeti olduğunu vurgulayan Bereket, özellikle tekstil ve inşaat gibi istihdamı yüksek sektörlere yönelik yeni destek paketlerinin açıklanması gerektiğini ifade etti. “Faiz ve sigorta destekleri, esnafımızın ve üreticimizin bu zorlu süreci atlatmasında kritik rol oynayacaktır” diyen Bereket, başta tekstil sektörü olmak üzere lokomotif alanlara daha güçlü destek çağrısında bulundu.
“Tersine göç sınırlı kaldı”
Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hikmet Çinçin, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Antakya’nın tarihinin en yoğun göç hareketlerinden birini yaşadığını belirterek, bu sürecin kentin sosyal hayatını, iş gücü piyasasını ve ekonomik faaliyetlerini derinden etkilediğini söyledi. Deprem sonrası ilk dönemde can kayıpları, barınma sorunu, işyerlerinin yıkımı ve temel hizmetlerdeki aksamalar nedeniyle hem nitelikli hem de niteliksiz iş gücünün büyük ölçüde şehir dışına yöneldiğini ifade etti. Aradan geçen yaklaşık üç yılın ardından, 2025’in ikinci yarısından itibaren sınırlı da olsa bir tersine göç eğiliminin başladığını kaydeden Çinçin, bu dönüşlerin ağırlıklı olarak kamu personeli, organize sanayi bölgelerinde çalışan teknik personel ile inşaat, lojistik ve hizmet sektörlerinde istihdam edilen çalışanlarla sınırlı kaldığını söyledi. Şubat 2026 itibarıyla tersine göçün henüz deprem öncesi nüfus ve iş gücü seviyelerine ulaşacak boyutta olmadığını vurgulayan Çinçin, barınma sorununun tam çözülememesi, eğitim ve sağlık altyapısındaki eksiklikler ile sosyal yaşamın eski dinamizmine kavuşamamış olmasının kalıcı geri dönüşleri sınırladığını dile getirdi.

“Üretimimizi yüzde 65-75 bandına çıkardık”
Ekonomik faaliyetlere ilişkin değerlendirmesinde Çinçin, organize sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren işletmelerin üretimi büyük ölçüde sürdürdüğünü, buna karşılık kent merkezindeki ticaret ve küçük ölçekli işletmelerin ciddi kapasite kayıpları yaşamaya devam ettiğini söyledi. Genel tabloya bakıldığında Antakya’da üretim kapasitesinin deprem öncesine kıyasla yüzde 65–75 bandına ulaşabildiğini belirten Çinçin, bu oranın sektörler arasında belirgin farklılıklar gösterdiğini ifade etti. Deprem sonrası dönemde bazı sektörlerin daha hızlı toparlandığını dile getiren Çinçin, demir-çelik ve metal sanayisinin OSB altyapısının görece az zarar görmesi ve talebin devam etmesi sayesinde üretim kapasitesini hızla artırdığını söyledi. Mobilya sektörünün, Antakya Mobilya İhtisas Sanayi Sitesi’nin depremden etkilenmemesi sayesinde üretim sürekliliğini koruduğunu ve 2025-2026 döneminde ihracatta artış sağladığını belirten Çinçin, ayakkabı sektörünün de Reyhanlı merkezli yapısı ve ihracat bağlantıları sayesinde üretimini büyük ölçüde sürdürdüğünü kaydetti. Uluslararası nakliye ve lojistik sektörünün ise Hatay’ın sınır kapıları ve dış ticaret potansiyeli sayesinde ayakta kaldığını ifade etti.
“Hatay’a özel ilave desteklere ihtiyaç var”
Devlet desteklerine ilişkin değerlendirmesinde Çinçin, deprem sonrası uygulanan mücbir sebep hali, vergi ertelemeleri, SGK prim kolaylıkları ve kredi desteklerinin bölgenin tamamen ekonomik çöküş yaşamasını önlediğini söyledi. Ancak mücbir sebep uygulamasının 30 Kasım 2025 itibarıyla sona ermesinin Hatay ekonomisi açısından ciddi bir risk oluşturduğunu belirten Çinçin, birçok işletmenin hâlen deprem öncesi cirolarına ulaşamadığını, vergi ve SGK yükümlülüklerinin yeniden başlamasının nakit akışını zorladığını ve KDV iade süreçlerindeki gecikmelerin finansman baskısını artırdığını ifade etti. Bu nedenle mevcut desteklerin yeterli olmadığını vurgulayan Çinçin, Hatay’a özgü ilave ve uzun vadeli desteklere ihtiyaç olduğunu söyledi. Çinçin, mücbir sebep uygulamasının Hatay özelinde uzatılması ya da yeniden başlatılması, SGK ve BAĞ-KUR primlerinde ilave muafiyetler, KGF destekli kredilerde faiz oranlarının düşürülmesi, KDV iade süreçlerinin hızlandırılması ve genç girişimci istisnasının deprem bölgesinde devam etmesi gerektiğini dile getirdi.
"İhracat deprem öncesi seviyenin yüzde 87’sine ulaştı"
Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Buluntu, 6 Şubat’ta art arda meydana gelen depremlerin kentte üretim altyapısından lojistiğe, istihdamdan enerjiye kadar birçok alanda ağır hasarlara yol açtığını söyledi. Buna karşın iş dünyasının büyük yıkım karşısında güçlü bir refleks gösterdiğini belirten Buluntu, üretimden ve ihracattan vazgeçilmediğini vurguladı. Buluntu, “Deprem öncesinde 2022 yılında 1 milyar 464 milyon dolar olan ihracatımız, afetin etkisiyle 2023’te 1 milyar 20 milyon dolara gerilemiş; 2024 yılında ise 1 milyar 128 milyon dolar olarak gerçekleşmişti” dedi. Asıl toparlanmanın 2025 yılında gerçekleştiğine işaret eden Buluntu, yıl sonunda ihracatın bir önceki yıla göre yüzde 13,4 artışla 1 milyar 278 milyon dolara yükseldiğini, böylece deprem öncesi seviyenin yaklaşık yüzde 87’sinin yeniden yakalandığının altını çizdi.

“Üretim kapasitesi yüzde 90’a çıktı”
Depremden en fazla etkilenen sektörlerin başında tekstil ve hazır giyimi metal mutfak eşyaları, gıda ve tarıma dayalı sanayi ile mobilya ve yapı malzemelerinin geldiğini hatırlatan Buluntu, bugün gelinen noktada büyük ölçekli firmaların üretim kapasitelerinin yüzde 80-90’a, KOBİ’lerin ise yüzde 70-75 bandına ulaştığının altını çizdi. Tersine göç ile birlikte istihdamda da toparlanma olduğunu belirten Buluntu, “2023 yılı sonunda yaklaşık 156 bin olan sigortalı çalışan sayısı, 2025 Temmuz ayı itibarıyla 201 bine yükseldi” dedi. 6. Bölge teşviklerinin 2026 sonuna kadar devam edeceğini ifade eden Buluntu, sanayicilere verilecek ek teşviklerin de yakın zamanda hayata geçirildiğini dile getirdi.
“İstihdam desteği artırılmalı”
Kahramanmaraş Ticaret Borsası Başkanı Mustafa Narlı ise depremlerde ağır hasar alan organize sanayi bölgelerinde onarım çalışmalarının yüzde 70 toparlandığını söyledi. Kahramanmaraş’ın 2025’te 1 milyar 278 milyon dolarla ivmeyi yukarı taşıdığının altını çizen Narlı, ek destek talebinde bulundu. Deprem öncesine göre istihdamın yüzde 20 düştüğünü belirten Narlı, tersine göçü hızlandırmak ve istihdam artışı için 3 bin TL olan SGK desteğinin 5 bin TL’ye çıkarılmasının önemine dikkat çekti. Narlı ayrıca enerji desteğinin de artırılması gerektiğini vurguladı. Sanayiciye enerji desteğinin yüzde 20’ye çıkarılmasını istediklerini söyledi.

“Malatya 6 Şubat öncesine dönebilmiş değil”
Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, 6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen Malatya’da esnafın, tüccarın ve sanayicinin hâlâ ayağa kalkma mücadelesi verdiğini söyledi. Depremde bin 237 vatandaşın hayatını kaybettiğini hatırlatan Sadıkoğlu, yapı stokunda Hatay’dan sonra en fazla hasar alan ilin Malatya olduğunu, ticari alanlardaki hasarda ise ilk sırada yer aldıklarını vurguladı. Mücbir sebep süresinin sona ermesiyle başlayan vergi ödemeleri ve KOSGEB deprem kredilerinin geri ödemelerinin özellikle KOBİ’leri zorladığını ifade eden Sadıkoğlu, en hareketli sektörün hizmet sektörü olmasına rağmen burada da nitelikli personel ihtiyacının sürdüğünü söyledi. TÜİK verilerine göre deprem sonrası Malatya’dan 103 bin kişinin nüfus kaydını alarak başka illere göç ettiğini belirten Sadıkoğlu, göç edenlerin büyük bölümünün nitelikli iş gücü olduğunu ve kentin hâlâ hem beyaz hem mavi yakalı personele ihtiyaç duyduğunu vurguladı.

Sadıkoğlu: Malatya OSB’ye yeni yatırımcı gelmiyor
Sadıkoğlu, Malatya Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan fabrikaların depremden fiziki olarak büyük zarar görmediğini ancak göçe bağlı olarak istihdamda ciddi kayıplar yaşandığını söyledi. Deprem öncesi OSB’de 42 bin olan çalışan sayısının bugün 30 bine düştüğünü belirten Sadıkoğlu, deprem sonrası yeni faaliyete başlayan fabrika olmadığını, aksine kapanmalar yaşandığını ifade etti. OSB’deki fabrika sayısının 403’ten 377’ye gerilediğini dile getirdi. Yeni yatırımcıların Malatya’yı tercih etmemesinin en önemli nedenlerinden birinin arsa fiyatları olduğunu vurgulayan Sadıkoğlu, “Deprem öncesi OSB’de dönüm fiyatı 200 bin TL civarındayken bugün 2 milyon 500 bin TL’ye çıkmış durumda. Elazığ’da 300 bin TL, Adıyaman’da 600 bin TL, Kahramanmaraş’ta ise 750 bin TL seviyelerinde. Bu tablo yeni yatırımcıyı Malatya’dan uzaklaştırıyor” dedi.
“İhracatta geriliyoruz, teşviklere acil ihtiyaç var”
Malatya’nın ihracat performansının da olumsuz etkilendiğine dikkat çeken Sadıkoğlu, Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre ilin 2022 yılında en fazla ihracat yapan iller sıralamasında 33’üncü sıradayken 2025’te 39’uncu sıraya gerilediğini söyledi. 2025 yılı toplam ihracatının bir önceki yıla göre yüzde 21,3 düşüşle 334 milyon 979 bin dolar olarak gerçekleştiğini belirtti. İhracatçı firmalar için ham madde, enerji ve işçilik maliyetlerinin büyük bir yük haline geldiğini vurgulayan Sadıkoğlu, iç piyasada da ciddi bir nakit daralması yaşandığını ifade etti. Buna rağmen sanayicilerin üretmeye ve ihracat yapmaya devam ettiğini söyleyen Sadıkoğlu, “Asrın felaketini yaşamış bir şehir olarak her alanda desteğe ihtiyacımız var. Rekabet gücü zayıflayan firmalarımıza can suyu olacak teşvikler bekliyoruz” dedi. 2018’den bu yana yararlanılan 6. Bölge teşviklerinin 2026 yılı sonunda sona ereceğini hatırlatan Sadıkoğlu, Malatya’nın yeniden ayağa kalkabilmesi için bu sürenin en az üç yıl daha uzatılmasını talep etti. Doğu Anadolu Bölgesi’nde üretim ve istihdam potansiyeli en yüksek illerden birinin Malatya olduğunu vurgulayan Sadıkoğlu, plan kapsamında sanayi bölgelerinin demiryolları ve limanlara bağlanması, çalışanlar için lojmanlar ve çocukları için sanayi ve teknoloji kolejleri gibi sosyal imkânların öngörüldüğünü hatırlattı. Bu imkânlardan Malatya’nın mahrum bırakılmasının depremin yaralarını derinleştireceğini belirten Sadıkoğlu, şehrin sanayi koridoruna dahil edilmesini en üst düzeyde talep ettiklerini söyledi.







