İstanbul neden bu kadar yağmur topladı? Yağışların arkasındaki 3 faktör
İstanbul'da etkili olan sağanağın ardından Boğaz'ın bazı kıyı kesimlerinde deniz suyunun rengi kahverengiye dönüştü. İTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, kentteki şiddetli yağışta sıcak deniz suyu, Balkanlar'dan gelen soğuk hava ve poyraz olmak üzere 3 nedenin etkili olduğunu belirtti.
Rekor yağış 3 faktörün birleşmesiyle oluştu
İstanbul'da ölçülen rekor yağışın nedenlerine ilişkin değerlendirmede bulunan İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, üç faktörün birleşimine dikkati çekti.
Kadıoğlu, “İstanbul'daki şiddetli yağışta, Karadeniz'in yaklaşık 19,5-20 dereceye ulaşan su sıcaklığının, Balkanlar'dan gelen soğuk hava ve deniz üzerinden nem taşıyan poyrazla birleşmesi etkili oldu” dedi.
Sular neden yükseldi?
Kuzey ilçelerinde kısa sürede düşen şiddetli yağışın etkisine dikkati çeken Kadıoğlu, bu nedenle kent geneline tek bir sarı uyarı vermenin riskin yerini ve şiddetini anlatmaya yetmeyeceğini vurguladı.
Yağış miktarının, metrekareye düşen suyun yüksekliği üzerinden ölçüldüğüne işaret eden Kadıoğlu, "1 milimetre yağış, metrekareye 1 litre, yani 1 kilogram su düşmesi demektir. Metrekareye 100 kilogram yağış, suyun akmadığı ve sızmadığı durumda 10 santimetre yüksekliğinde bir tabaka oluşturur. Beykoz'da ölçülen yağış, 100 metrekarelik bir çatıya yaklaşık 24 ton su düşmesi anlamına geliyor." bilgisini verdi.
"İklim değişikliği tehlikeyi büyütüyor, afeti biz büyütüyoruz"
Rekor yağışın ardındaki etkenlerden bahseden Kadıoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
"İstanbul'daki şiddetli yağışta Karadeniz'in yaklaşık 19,5-20 dereceye ulaşan su sıcaklığının, Balkanlar'dan gelen soğuk hava ve deniz üzerinden nem taşıyan poyrazla birleşmesi etkili oldu. Sıcak denizler atmosfere nem sağlayarak kuvvetli yağışları besleyebilir ancak tek bir yağış olayını doğrudan iklim değişikliğine bağlamak için özel bir atıf çalışması yapılması gerekir. İklim değişikliği aşırı hava olaylarının şiddetini artırabilir. İklim değişikliği olmasaydı da dere yatağına yapılmış bina su alacaktı, bodrumdaki pano yine elektrik verecekti, alt geçit yine dolacaktı. İklim değişikliği tehlikeyi bir miktar büyütüyor, afeti biz büyütüyoruz. El Nino da İstanbul'daki yağışın doğrudan nedeni olarak gösterilemez."
Kadıoğlu, beton ve asfalt yüzeylerde yağışın neredeyse tamamının toprağa sızamadan yüzey akışına geçtiğine ve yerçekimiyle en alçak noktalara, dere yataklarına, alt geçitlere ve bodrum katlara aktığına değindi.
Aşırı yağışın tek başına afete neden olmadığını, yanlış arazi kullanımı, dere yataklarındaki yapılaşma, yetersiz altyapı ve geciken idari kararların zararı büyüttüğüne işaret eden Kadıoğlu, "Yağmur bir tehlike. Afet, o tehlikenin bizim hazırlıksız, yanlış yere kurulmuş ve yanlış işletilen kentimizle buluştuğunda ortaya çıkan sonuçtur. Bu tanıma göre İstanbul'da yaşananlar yerel ölçekte bir afettir. Ama 'doğal afet' demeyelim. Yağmur doğaldır, afet insan yapısıdır." ifadelerini kullandı.
"Yağmur suyu ve atık su hatları birbirinden ayrılmalı"
İstanbul'daki taşkınların meteorolojik koşulların yanı sıra havzanın yapısı ve insan müdahalesiyle şekillendiğini anlatan Kadıoğlu, dere yataklarının yol, otopark ve konut alanlarına dönüştürülmesinin riski artırdığına dikkati çekti.
İstanbul'da yağmur suyu ve atık su sistemlerinin büyük ölçüde birleşik çalışmasının da sorun oluşturduğuna değinen Kadıoğlu, aşırı yağışlarda kanalizasyonun geri tepebildiğini ve bodrumlara giren suyun sağlık riski oluşturduğu uyarısında da bulundu.
Çözümde dere yataklarını yeniden açmak var
Kadıoğlu, altyapı çözümlerinin yalnızca daha büyük borular döşemekle sınırlı olmadığını vurgulayarak şunları kaydetti:
"Üstü kapatılarak yol, otopark ve konut alanlarına dönüştürülen dereler yeniden açılmalı, dere yataklarını daraltan dolgular kaldırılmalı. Çatı suları depolanmalı, parklar ve meydanlar yağış sırasında suyu geçici olarak tutabilecek şekilde tasarlanmalı. Yağmur suyu ve atık su hatları birbirinden ayrılmalı. Taşkın haritaları hazırlanmalı ve bu haritalar dikkate alınmadan riskli alanlarda yapılaşmaya izin verilmemeli. Sorun yalnızca boruların yetersizliği değil, suyun doğal akış yollarının kapatılması ve kentlerin buna göre planlanmamasıdır."
Elektrik panoları ve jeneratörlerin taşkın seviyesinin üzerine alınmasını, riskli alanlardaki bodrum kullanımının sınırlandırılmasını ve otopark girişlerinde su bariyerleri kurulmasını öneren Kadıoğlu, taşkın tehlike haritalarına dayalı bir "sel yapı yönetmeliği" hazırlanması gerektiğini kaydetti.
Vatandaşların adresleri üzerinden taşkın riskini öğrenebileceği haritaların yayımlanmasını isteyen Kadıoğlu, alt geçitlerde su seviyesi 15 santimetreye ulaştığında otomatik kapanan bariyerler ve dere kenarlarında erken uyarı sistemleri kurulması önerisinde bulundu.
Boğaz kahverengiye döndü
İstanbul'da sağanak yağışın ardından, İstanbul Boğazı'nın bazı kıyı kesimlerinde denizin rengi kahverengiye döndü.
Kentte önceki gün akşam saatlerinde başlayan, dün etkisini artıran ve bugün de aralıklarla süren sağanak, Boğaz'ın bazı noktalarında deniz suyunun renginin değişmesine neden oldu.
Yağışla birlikte karadan taşınan çamurlu suyun denize karışması sonucu, Boğaz'ın kıyı kesimlerinde kahverengi görünüm oluştu.
Özellikle Eminönü sahilinde belirginleşen kahverengiliğin, kıyıdan yaklaşık 200 metre açığa kadar yayıldığı gözlendi.
Deniz yüzeyindeki renk değişiminin, Eminönü kıyılarından Topkapı Sarayı açıklarına kadar uzanan alanda etkili olduğu görüldü.
Kaynak: AA