Merkez Bankası'nın enflasyon sınavı! Uzmanlar beklentisini açıkladı, revizyon şart ama ne kadar?
Merkez Bankası, perşembe günü yılın ikinci Enflasyon Raporu’nu açıklayacak. Karar öncesinde cnbce.com'a değerlendirmelerde bulunan ekonomistler ve uzmanlar, Merkez'in enflasyon hedeflerini mevcut ekonomik görünüm doğrultusunda daha gerçekçi bir şekilde revize etmesi gerektiğini ifade ediyor.
Enflasyonun nisan ayında aylık yüzde 4,18 artması ve yıllık bazda yüzde 32,37'ye çıkmasının ardından gözler enflasyonda ara hedef ve tahmin aralığına çevrildi.
Merkez Bankası, yılın ikinci Enflasyon Raporu'nu perşembe günü açıklayacak. Ekonomistler ve uzmanlar beklentilerini cnbce.com'a açıkladı.
Mahfi Eğilmez: Hedefler gerçekçi olmalı
İktisatçı Mahfi Eğilmez, Merkez Bankası’nın açıklayacağı Enflasyon Raporu’na ilişkin değerlendirmesinde, “Merkez Bankası’nın ne yapacağını bilmiyorum, hiçbir zaman da o konuya girmedim. Ama ne yapması gerektiğini söyleyeyim; hedeflerin mevcut ekonomik görünüm doğrultusunda daha gerçekçi bir şekilde revize edilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Enflasyonu yükselten nedenleri de değerlendiren Eğilmez, yanlış para politikalarının ve faiz oranlarının doğru belirlenememesinin yüksek enflasyona yol açtığını belirtti. Eğilmez, özellikle enflasyon yükselirken faiz indiriminin fiyat artışlarını hızlandırabileceğine dikkat çekti. Eğilmez, yanlış maliye politikaları, vergilendirilmemiş kazançlar ve enflasyon ataleti gibi unsurların da yüksek enflasyonu beslediğini ifade etti.
Toplumun geleceğe ilişkin ekonomik beklentilerinin önemine de vurgu yapan Eğilmez, insanların ekonominin düzeleceğine ve yapısal önlemler alınacağına inanmasının beklentileri olumlu etkileyebileceğini söyledi. 2001 krizinin ardından uygulanan reform sürecini hatırlatan Eğilmez, o dönemde hayata geçirilen yapısal düzenlemelerle birlikte beklentilerin iyileştiğini ve enflasyonun düşüş sürecine girdiğini hatırlattı.
“Yüzde 16’lık hedef gerçekçi değil”
Nasıl Bir Ekonomi Yazarı Alaattin Aktaş, Merkez Bankası’nın geçen yıl politika yaklaşımında önemli bir değişikliğe gittiğini hatırlatarak, tahmin ve hedef kavramlarının birbirinden ayrıldığını söyledi. Aktaş, bankanın artık tahmin aralığını ayrı, hedef oranını ayrı açıkladığını ancak son iki raporda hedefin tahmin aralığının altında kaldığına dikkat çekti.
Nisan ayında enflasyonun beklentilerin üzerinde gerçekleşmesinin ve dört aylık enflasyonun yüzde 14,64’e ulaşmasının tüm hesapları değiştirdiğini belirten Aktaş, savaş ortamının da Merkez Bankası’na hedef revizyonu için güçlü bir gerekçe sunduğunu ifade etti. Daha önce yüzde 19 seviyesinde şekillenebilecek bir hedef güncellemesinin artık yeterli olmayabileceğini kaydeden Aktaş, mevcut gidişatın yıl sonu için yüzde 16’lık hedefi gerçekçi olmaktan çıkardığını dile getirdi.
Aktaş, Merkez Bankası’nın hedefi yüzde 24 civarına çıkarmasının başlangıç hedefinin yarı oranında revize edilmesi anlamına geleceğini ve Banka’nın buna çok sıcak bakmayabileceğini söyledi. Bu nedenle Banka’nın ya yüzde 16’lık hedefi koruyacağını ya da yüzde 19 seviyesine çıkaracağını tahmin etti. Bu beklentinin arkasında ise Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in daha önce yaptığı “yüzde 19” vurgusunun bulunduğunu ifade etti.
Yıl sonu enflasyonuna ilişkin değerlendirmesinde Aktaş, savaşın etkileri, siyasi gelişmeler ve seçim sürecine bağlı para politikası adımlarının belirleyici olacağını söyledi. İlk dört aylık gerçekleşmelerin tarihsel ortalamalarla birlikte değerlendirildiğinde yıl sonu enflasyonunun yüzde 38-39 bandına işaret ettiğini belirten Aktaş, Türkiye’nin şimdiye kadar hiçbir yılda enflasyonu bir önceki yılın yarısına indiremediğini de vurguladı.
“Enflasyon hedefinde 4-5 puanlık revizyon olabilir”
Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, 7 Şubat’taki ilk Enflasyon Raporu toplantısında açıklanan yüzde 16’lık 2026 sonu ara hedefi ile yüzde 21’lik üst bandın, o dönemde dahi piyasa beklentilerine göre iyimser kaldığını belirtti. Yıl başında yıl sonu enflasyon tahmininin yüzde 23 seviyesinde olduğunu ifade eden Demiralp, İran savaşı sonrası beklentilerin yüzde 30’lara yükseldiğini ve bunun, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tahminlerinin neredeyse iki katına işaret ettiğini söyledi.
TCMB’nin geçen yıl “ara hedef” kavramını tanıtırken, olağanüstü gelişmeler dışında bu hedefin değiştirilmeyeceğini ve politika sıkılığının hedefe ulaşmak için ayarlanacağını açıkladığını hatırlatan Demiralp, savaşın Merkez Bankası açısından “olağanüstü” bir gelişme olarak değerlendirilebileceğini kaydetti. Ancak Demiralp, ara hedefte tek seferde 10 puanlık bir revizyon beklemediğini, orta noktanın yüzde 20-21’e, üst bandın ise yüzde 25’e çıkarılabileceğini öngördü. Demiralp, savaşın seyrine bağlı olarak sonraki Enflasyon Raporu’nda üst bandın yeniden revize edilebileceğini de sözlerine ekledi.
“Yıl sonu enflasyon hedefinde revizyon şart”
İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeynep Ökten, mevcut enflasyon görünümünün yıl sonu hedefleriyle uyumlu olmadığını belirterek, hem yıl sonu tahmininde hem de ara hedeflerde revizyona gidilmesinin kaçınılmaz hale geldiğini söyledi. Ökten, Merkez Bankası’nın orta noktası yüzde 18 olan hedefe ulaşmasının mevcut koşullarda oldukça zor göründüğünü ifade etti.
Gıda fiyatlarındaki katılığın sürdüğünü, petrol fiyatlarındaki yükselişin maliyet baskısını artırdığını vurgulayan Ökten, nisan ayında elektrik ve doğalgaza yapılan zamların da enflasyon görünümünü bozduğunu kaydetti. Bu gelişmelerin ardından yıl sonu enflasyonunun yüzde 30-32 bandında şekilleneceğinin netleştiğini dile getirdi.
Merkez Bankası’nın daha gerçekçi bir hedef seti açıklamasının, ekonomi yönetiminin inandırıcılığı açısından kritik önem taşıdığına dikkat çeken Ökten, yalnızca yüksek faiz politikasıyla enflasyonla mücadelede yeterli sonuç alınamayacağını söyledi. Güveni artıracak ve toplum tarafından ikna edici bulunacak kapsamlı bir politika çerçevesine ihtiyaç olduğunu belirtti.
Ökten, savaşın ekonomik etkilerinin daha belirgin hissedildiği nisan ayı enflasyon verisinin beklentilerin üzerinde geldiğini ifade ederken, aslında ilk üç aylık verilerin de Merkez Bankası’nın mevcut enflasyon hedeflerine ulaşmasının mümkün görünmediğine işaret ettiğini söyledi.
Çakmaklı: TCMB “bekle-gör” politikası izleyecek
Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem Çakmaklı, Merkez Bankası’nın uzun süredir iç şoklara karşı hazırlıklı olduğunu ancak bu kez döviz talebini artıran ve enerji fiyatları üzerinden maliyet enflasyonu yaratan uzun süreli bir dış şokla karşı karşıya kaldığını belirtti. Nisan ayında enflasyonun yüzde 4’ün üzerinde gerçekleştiğini hatırlatan Çakmaklı, arz yönlü bu şokun etkilerinin gecikmeli de olsa hissedilmeye başlandığını söyledi.
Arz şokları karşısında faiz artırmanın üretim tarafını daha da zayıflatabileceğini ve bunun enflasyonu körükleme riski taşıdığını ifade eden Çakmaklı, faiz artırılmaması halinde ise beklentiler kanalında bozulmanın derinleşebileceğine dikkat çekti. Enflasyon beklentilerinde bozulmanın başladığını belirten Çakmaklı, bu nedenle Merkez Bankası’nın “iki ucu keskin bıçak” olarak tanımlanabilecek bir dengeyle karşı karşıya olduğunu söyledi.
Bu çerçevede Merkez Bankası’nın “bekle-gör” politikası izlemesinin muhtemel olduğunu ifade eden Çakmaklı, faiz indiriminin enflasyonla mücadeleyi zayıflatacağını, faiz artışının ise arz şokunu derinleştirebileceğini kaydetti. Çakmaklı, rezervlerde hızlı bir erime yaşanması halinde ise Merkez Bankası’nın faiz artırımı gündemine dönebileceğini belirtti.
Enflasyon Raporu’na ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Çakmaklı, yılın ilk dört ayındaki yüksek enflasyon verileri sonrası mevcut hedeflerin artık ulaşılabilir olmadığını söyledi. Merkez Bankası’nın son dönemde ara hedef uygulamasına geçtiğini hatırlatan Çakmaklı, savaş kaynaklı dış şok nedeniyle ara hedefin yukarı yönlü revize edilmesinin yüksek ihtimal olduğunu ifade etti. Çakmaklı, yeni tahminin yüzde 20’nin üzerine çıkarılabileceğini, üst bandın ise yüzde 27-28 seviyelerine yaklaşabileceğini öngördü.
Savaşın yalnızca petrol fiyatları üzerinden değil, artan küresel belirsizlik nedeniyle de enflasyonist baskı yarattığını vurgulayan Çakmaklı, dış şokların karar alıcıları ikna etme açısından iç şoklara göre daha güçlü gerekçeler sunduğunu belirtti. Mevcut koşullarda yıl sonu enflasyon hedefinin tutmasının mümkün görünmediğini ifade eden Çakmaklı, savaşın seyrinde ani bir değişim olmaması halinde yıl sonu enflasyonunun yüzde 30’a yakın gerçekleşebileceğini söyledi.