100 günlük savaşın ardından büyük soru: ABD ve İran ne kazandı?
ABD ile İran arasında yaklaşık dört ay süren savaşın ardından imzalanan mutabakat, çatışmaları sona erdirmiş görünse de uzmanlara göre tarafların temel hedeflerinin büyük bölümü gerçekleşmedi. New York Times yazarı Neil MacFarquhar'a göre çözülmüş sorunlardan çok yeni belirsizlikler kapıda.
ABD Başkanı Donald Trump, 28 Şubat'ta İran'a yönelik askeri operasyonu başlatırken bunu Ortadoğu'yu dönüştürecek ve İran'dan kaynaklanan tehditleri sona erdirecek tarihi bir adım olarak tanımlamıştı. Ancak yaklaşık 100 gün süren çatışmaların ardından ABD ile İran arasında varılan mutabakatın bölgedeki temel sorunları çözüp çözmediği tartışma konusu oldu.
New York Times'ta yayımlanan kapsamlı analizinde gazeteci Neil MacFarquhar, savaşın ardından oluşan tabloya ilişkin uzman görüşlerini derledi. Analize göre ne savaş ne de sonrasında imzalanan mutabakat, ABD ve İsrail'in İran'a ilişkin temel güvenlik kaygılarını ortadan kaldırdı.
İran'ın nükleer programı ortadan kalkmadı
Uzmanlara göre İran'ın nükleer programı ciddi zarar görse de tamamen sona erdirilemedi. Programın geleceği yeni müzakerelere bırakıldı. Aynı durum İran'ın balistik füze kapasitesi için de geçerli. Mutabakat bu konuda herhangi bir düzenleme içermiyor.
İran'daki rejim değişmediği gibi, ülkenin bölgesel etkisi ve vekil güçleri de varlığını sürdürüyor. Özellikle Lübnan'da Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmaların devam etmesi, bölgesel istikrarın hâlâ kırılgan olduğunu gösteriyor.
ABD istediğini aldı mı?
Analizde yer verilen görüşlere göre Washington, askeri gücünü kullanmasına rağmen ilan ettiği hedeflerin tamamına ulaşamadı.
Massachusetts Institute of Technology öğretim üyesi Caitlin Talmadge, ABD'nin savaşın başında sahip olduğu en önemli kozun askeri müdahale tehdidi olduğunu, ancak bu kozun artık kullanılmış olduğunu belirtiyor. Talmadge'a göre Washington savaşın kapsamını büyütmek istemediği için anlaşmaya yöneldi ve bu durum ABD'nin pazarlık gücünü zayıflattı.
Uzmanlar ayrıca İran'ın ABD üslerine yönelik saldırılarının Amerikan askeri caydırıcılığı algısına zarar verdiğini savunuyor.
İran ekonomik kazançlar elde ediyor
Mutabakatın en dikkat çekici yönlerinden biri İran'ın elde etmesi beklenen ekonomik avantajlar oldu.
Anlaşma kapsamında ABD deniz ablukasının kaldırılması, milyarlarca dolarlık dondurulmuş varlığın serbest bırakılması, yaptırımların sona erdirilmesi ve Körfez ülkelerinin katkısıyla oluşturulacak 300 milyar dolarlık yeniden inşa fonu gündemde bulunuyor.
İran Meclis Başkanı Mohammad Bagher Ghalibaf ise savaşın en önemli sonucunun Hürmüz Boğazı üzerindeki etkinin ortaya çıkması olduğunu savunuyor. İran yönetimi, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği boğazı stratejik bir baskı unsuru olarak kullanabileceğini göstermiş oldu.
İsrail'de hayal kırıklığı
Analize göre savaşın en büyük siyasi hayal kırıklıklarından biri İsrail tarafında yaşandı.
İsrail yönetimi, İran'ın askeri kapasitesini uzun yıllar boyunca etkisiz hale getirmeyi hedefliyordu. Ancak ortaya çıkan anlaşma, Tel Aviv'in önceliklerini büyük ölçüde dışarıda bıraktı.
İsrailli eski istihbarat yetkilisi Danny Citrinowicz, mutabakatı "İsrail'in İran stratejisinin çöküşü" olarak nitelendirdi. Ayrıca Trump'ın son dönemde Başbakan Benjamin Netanyahu'na yönelik eleştirileri, iki müttefik arasındaki görüş ayrılıklarını daha görünür hale getirdi.
Lübnan en kırılgan halka olabilir
Uzmanlar, mutabakatın en zayıf noktasının Lübnan olduğunu düşünüyor.
İran'ın bölgedeki en önemli müttefiki olan Hezbollah'ın askeri kapasitesini yeniden inşa etmeye çalıştığı belirtilirken, İran'a aktarılacak yeniden yapılanma kaynaklarının bir bölümünün örgüte ulaşabileceği değerlendiriliyor.
Bu nedenle Lübnan'daki çatışmaların tamamen sona erip ermeyeceği konusunda ciddi soru işaretleri bulunuyor.
Körfez ülkeleri yeni denge arayışında
Savaş sırasında Hürmüz Boğazı'nın kapanması ve enerji altyapılarına yönelik saldırılar, Körfez ülkelerini de derinden etkiledi.
Bölgedeki birçok ülke artık güvenlik konusunda yalnızca ABD'ye bağımlı kalmak istemiyor. Analizde, Körfez ülkeleri ile İran arasında karşılıklı yatırımlara dayalı yeni bir ekonomik yakınlaşma ihtimalinin konuşulduğu belirtiliyor.
"Uzun savaşın sonunda büyük değişim yok"
New York Times'ın analizinde görüşlerine yer verilen birçok uzmanın ortak noktası, savaşın ardından ortaya çıkan tablonun beklentilerin çok gerisinde kaldığı yönünde.
Washington merkezli Center for Strategic and International Studies bünyesinde çalışan Ortadoğu uzmanı Paul Salem, ABD'nin İran üzerindeki en önemli baskı aracını kaybettiğini savunarak, "Bu kadar uzun ve yıkıcı bir savaşın sonunda ortaya çıkan anlaşma büyük ölçüde somut sonuç üretmeyen bir mutabakat görünümünde" değerlendirmesinde bulundu.
Analize göre yaklaşık dört ay süren savaşın ardından bölgede güç dengeleri değişmiş olsa da İran'ın nükleer programı, füze kapasitesi, vekil güçleri ve İsrail-İran rekabeti gibi temel sorunların büyük bölümü çözülmeden varlığını koruyor. Bu nedenle birçok uzman, savaşın sona ermesine rağmen Ortadoğu'da kalıcı istikrarın hâlâ uzak bir hedef olduğu görüşünde.