2025'te refah uçurumu kapanmadı: Avrupa'nın en zengin ve en fakir ülkeleri
Avrupa’da satın alma gücüne göre kişi başına düşen milli gelir (GDP per capita in PPS) ülkeler arasında belirgin farklar göstermeye devam ediyor. 2025 yılına ilişkin Eurostat verileri belli oldu. Türkiye ise bu tabloya AB dışından ama yakın bir referans ekonomisi olarak dahil oluyor.
Avrupa’da refahın zirvesi: Lüksemburg ve İrlanda
Eurostat’ın 2025 verileri, Avrupa ekonomileri arasındaki refah uçurumunun hâlâ güçlü bir şekilde varlığını sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Avrupa Birliği ortalaması 100 kabul edildiğinde bazı ülkeler bu seviyenin çok üzerine çıkarken, bazıları belirgin biçimde altında kalıyor.
Satın alma gücüne göre kişi başına gelirde Avrupa’nın zirvesinde küçük ama yüksek katma değerli ekonomiler yer alıyor. Bu sonuçlara göre Avrupa Birliği içinde yalnızca 10 ülke AB ortalamasının üzerinde yer alıyor. Diğer ülkelerin büyük bölümü ortalamanın altında kalıyor.
AB ortalamasına göre en yüksek seviyedeki ülkeler:
Lüksemburg: Yüzde 239
İrlanda: Yüzde 237
Hollanda: Yüzde 134
Danimarka: Yüzde 127
Avusturya: Yüzde 117
Almanya: Yüzde 115
Belçika: Yüzde 115
İsveç: Yüzde 110
Malta: Yüzde 110
Finlandiya: Yüzde 101
Avrupa’nın alt liginde kimler var?
Listenin alt sıralarında çoğunlukla Doğu ve Güney Avrupa ülkeleri bulunuyor. Polonya ve Portekiz de yaklaşık yüzde 81 seviyesinde bulunarak AB ortalamasının belirgin biçimde altında kalıyor.
AB ortalamasının en az yüzde 20 altında kalan ekonomiler şu şekilde sıralanıyor:
Bulgaristan: Yüzde 68
Yunanistan: Yüzde 68
Letonya: Yüzde 71
Slovakya: Yüzde 75
Macaristan: Yüzde 76
Hırvatistan: Yüzde 78
Romanya: Yüzde 79
Estonya: Yüzde 79
Büyük Avrupa ekonomilerinin performansı
Avrupa Birliği’nin en büyük dört ekonomisi arasında kişi başına gelir açısından farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Bu sonuçlar Almanya’nın büyük ekonomiler içinde AB ortalamasının üzerinde yer alan tek ülke olduğunu gösteriyor. Fransa, İtalya ve İspanya ise ortalamanın hafif altında seyrediyor.
Almanya: AB ortalamasının yüzde 115’i
Fransa: Yüzde 98
İtalya: Yüzde 96
İspanya: Yüzde 92
Rekor seviyelerin arkasında özel durumlar var
Eurostat, özellikle Lüksemburg ve İrlanda verilerinin dikkatli yorumlanması gerektiğini vurguluyor. Bunun iki temel nedeni var:
1. Lüksemburg’da sınır ötesi çalışan sayısı çok yüksek. Bu çalışanlar ekonomiye katkı sağlıyor ancak ülke nüfusuna dahil edilmiyor.
2. İrlanda’da çok uluslu şirketlerin fikri mülkiyet gelirleri ve sözleşmeli üretim faaliyetleri GSYH’yi önemli ölçüde büyütüyor. Bu nedenle ortaya çıkan gelirin önemli bir kısmı ülke dışındaki şirket sahiplerine aktarılabiliyor.
Veriler, Avrupa ekonomileri arasında belirgin bir Doğu-Batı refah ayrımı olduğunu gösteriyor. Batı ve Kuzey Avrupa ülkeleri bu alanlarda daha yüksek performans sergilerken, Doğu Avrupa ekonomileri görece daha düşük üretkenlik seviyelerinde kalıyor. Bu farkın arkasındaki başlıca ekonomik faktörler şöyle sıralanıyor:
-İşgücü verimliliği
-Çalışan başına üretim
-İstihdam yoğunluğu
Avrupa’da ortalama gelir seviyesi
2025 yılında Avrupa Birliği genelinde satın alma gücüne göre kişi başına ortalama gelir 41.600 euro olarak hesaplandı. Veriler, AB içinde 10 ülkede kişi başına gelirin 35.000 euronun altında kaldığını da ortaya koyuyor.
Bazı ülkelerde bu seviyenin oldukça üzerine çıkıldığı görülüyor:
Lüksemburg: 99.300 euro
Hollanda: 55.600 euro
Danimarka: 52.800 euro
Almanya: 47.900 euro
Fransa: 40.700 euro
Bulgaristan: 28.300 euro
Türkiye bu tabloda nerede?
AB üyesi olmamasına rağmen Türkiye, Avrupa ekonomileriyle karşılaştırmalı analizlerde sık sık referans olarak kullanılıyor.
Satın alma gücüne göre kişi başına gelir açısından Türkiye’nin seviyesi AB ortalamasının yaklaşık yüzde 72’si olarak hesaplanıyor.
Bu oran Türkiye’yi şu konuma yerleştiriyor:
1. Bulgaristan ve Yunanistan gibi AB’nin en düşük gelirli ülkelerinin üzerinde,
ancak AB ortalamasının belirgin şekilde altında.
2. Başka bir ifadeyle Türkiye, Avrupa ekonomileri içinde orta-alt gelir grubuna yakın bir konumda bulunuyor.
Aday ülkeler ile karşılaştırma
AB’ye aday veya potansiyel aday ülkeler incelendiğinde Türkiye’nin bölgesel rakiplerine göre daha yüksek bir seviyede olduğu görülüyor. Bu tablo Türkiye’nin Balkan aday ülkelerine kıyasla daha güçlü bir ekonomik ölçeğe sahip olduğunu gösteriyor.
Satın alma gücüne göre kişi başına gelir (AB=100):
Bosna-Hersek: Yüzde 35
Arnavutluk: Yüzde 42
Kuzey Makedonya: Yüzde 42
Sırbistan: Yüzde 52
Karadağ: Yüzde 53
Türkiye: Yüzde 72
Avrupa’da gelir farkı büyüyor
2025 verilerine göre Avrupa Birliği vatandaşlarının yalnızca üçte biri, kişi başına gelirin AB ortalamasının üzerinde olduğu ülkelerde yaşıyor. Avrupa Serbest Ticaret Birliği (EFTA) ülkeleri ise refah seviyesinde AB’nin oldukça üzerinde yer alıyor. Norveç, yüzde 160, İsviçre, yüzde 151, İzlanda, yüzde 131 seviyesinde. Bu ülkeler yüksek katma değerli üretim yapıları ve güçlü sosyal devlet modelleriyle Avrupa’nın en yüksek gelir seviyelerine sahip ekonomileri arasında bulunuyor.
Bu durum Avrupa içinde ekonomik bütünleşme süreci ilerlese de refah farklarının hâlâ güçlü biçimde devam ettiğini ortaya koyuyor.
Türkiye açısından bakıldığında ise tablo iki yönlü okunuyor:
1. Balkan aday ekonomilerinden daha güçlü bir seviyede.
2. Batı Avrupa’nın yüksek verimlilik ve gelir seviyesine ulaşmak için hâlâ önemli bir mesafe kat etmek zorunda.