ABD-İran Savaşı'nda 2. raunt: Piyasaları tehdit eden 5 risk
İran Savaşı'nda çatışmaların yeniden başlamasıyla bölgede tansiyon yükseldi. Taraflar arasındaki son gelişmeler, saldırıların seyri ve savaşın bölgesel etkilerine ilişkin öne çıkan başlıklar CNBC tarafından derlendi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’la ateşkesin sona erdiğini açıklamasından bu yana geçen 10 günde, tarafların karşılıklı askeri müdahaleleri Hürmüz Boğazı'ndaki sevkiyatı ve küresel enerji piyasalarını yeniden büyük bir belirsizliğe sürükledi.
CNBC'de yer alan bir analize göre, bölgedeki son gelişmeler 5 farklı piyasa riskini barındırıyor.
1. Hürmüz Boğazı Trafiğinde Düşüş
Lloyd’s analist ekibine göre, çatışmaların yeniden başlamasından bu yana kritik öneme sahip bu su yolundan geçen gemi trafiği azaldı ve gemiler transponderlerini kapalı halde boğazdan geçiyor.
Ticaret istihbarat firması Kpler’e göre, hafta sonu boğazdan sadece 30 gemi geçti. ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a saldırmasından önce Hürmüz Boğazı’ndan günlük 100’den fazla gemi geçiyordu.
Ancak Trump yönetimi, boğazın açık kaldığını ve ABD askeri koruması altında her gün milyonlarca varil petrolün sevk edildiğini belirtti.
2. Petrol Fiyatları Hızla Yükseliyor
Yeniden alevlenen çatışmalar petrol fiyatlarında büyük bir artışa neden oldu ve uluslararası gösterge Brent petrol fiyatı yükseldi. ABD ham petrol vadeli işlemleri, 20 Temmuz’da bir aydan uzun bir süre sonra ilk kez 90 dolar seviyesini aştı ve aynı gün bir ay içindeki en yüksek seviyesine ulaştı.
ABD Enerji Bilgi İdaresi’ne göre Hürmüz Boğazı, günlük yaklaşık 20,3 milyon varil petrol ve ham petrolün geçtiği kritik bir enerji geçiş noktasıdır. Bu miktar, dünya deniz yoluyla yapılan petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 25’ini oluşturmaktadır. Petrol akışının yaklaşık yüzde 90’ı Asya pazarlarına ihraç edilmekte olup, başlıca hedef ülkeler Çin ve Hindistan’dır.
Energy Aspects’in kurucusu ve piyasa istihbaratı direktörü Amrita Sen, stok tamponlarının büyük ölçüde tükenmiş olması nedeniyle, Ağustos ayına kadar devam edecek aksaklıkların Körfez üretimini düşürebileceğini ve ham petrol fiyatlarını tekrar üç haneli rakamlara çıkarabileceğini ifade etti.
3. İran’ın Misilleme Yapabilme Yeteneği
İran hâlâ ABD’ye, müttefiklerine ve bölgedeki varlıklarına zarar verebilecek güce sahip bulunuyor. İsrail’in ticari gemilere yönelik saldırıları endişe yaratırken, son vurulan geminin Yunan nakliye şirketi Dynacom’a ait olduğu bildirildi. İsrail medyası, geminin Hürmüz Boğazı’nda bilinmeyen bir cisimle vurulduktan sonra alev aldığını kaydetti.
ABD Merkez Komutanlığı’nın İran’ı 10 gece üst üste bombalamasına ve ticari gemilere saldırmak için kullanılan yetenekleri zayıflatmayı hedeflediğini açıklamasına rağmen, Tahran füze ve insansız hava araçları fırlatmaya devam ediyor. Son dönemde Amerikan üslerine ev sahipliği yapan ülkelere yönelik saldırılarda üç ABD askeri daha hayatını kaybetti.
ABD Başkanı Donald Trump, Tahran’ın ölümlerin bedelini "birçok kez ödeyeceğini" söyleyerek, boğazın İran hariç herkese açık olduğunu ifade etti.
4. Çıkış İçin "İyi Seçenek Yok"
Katar ve Pakistan gibi bölgesel arabulucular ABD ve İran’a 10 günlük bir ateşkes teklifi sundu, ancak Washington görüşmelerin başarısız olma olasılığına karşı hazırlık yapıyor. İsrail de savaşın birkaç gün içinde tam ölçekli, koordineli bir harekata dönüşme olasılığına karşı hazırlıklarını sürdürüyor.
Observer Research Foundation’da jeopolitik alanında kıdemli araştırmacı olan Clemens Chay, durumu "kontrol altında tutulan ancak genişleyen bir tırmanma döngüsü" olarak tanımladı. Chay’e göre Washington’ın "iyi bir seçeneği" bulunmuyor; ABD ya İran’ın yıpratma savaşına katlanmak, bölgesel muhalefete rağmen gerilimi tırmandırmak ya da tavizler vermek durumunda.
İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kozunu elinde tuttuğunu belirten yetkili, Hürmüz ve Bab el-Mandeb Boğazı’nın eş zamanlı olarak kesintiye uğramasının küresel ekonomi için ciddi sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu.
5. Tahliye Vanası Tehlike Altında
Husi militanları Suudi Arabistan’a karşı derhal geçerli olmak üzere deniz ambargosu ilan ederek, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki tankerlere yönelik saldırılarının tetiklediği petrol tedarikindeki aksaklığı daha da kötüleştirme tehdidinde bulundu.
Husi milisleri, ABD-İran savaşı sırasında ticari gemi trafiği ve Suudi Arabistan’dan yapılan petrol ihracatı için kritik bir geçiş noktası olan Bab el-Mandeb Boğazı’nı kapatmakla defalarca tehdit etti.
Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından bu yana Suudi Arabistan, günde milyonlarca varil petrolü bir boru hattı aracılığıyla Kızıldeniz’deki bir ihracat terminaline yönlendirdi. Bu ihracatlar çatışma sürecinde küresel petrol piyasaları için bir rahatlama vanası görevi gördü. Bab el-Mandeb Boğazı’nın kapatılması, bu varillerin geçişini engelleyerek sevkiyat krizini artırma riski taşıyor.