Airbus Türkiye Başkanı Ward açıkladı: Türkiye’nin havacılıkta asıl gücünü ne belirleyecek?

Batıkan Altaş
PAYLAŞ
  • Airbus Türkiye Başkanı Simon Ward, CNBC-e.com’a özel röportajında Türkiye’nin havacılıkta geleceğini belirleyecek unsurları, yerli teknoloji üretiminin önemini ve Hürjet’in İspanya’ya ihracatını değerlendirdi.
Airbus Türkiye Başkanı Ward açıkladı: Türkiye’nin havacılıkta asıl gücünü ne belirleyecek?

Airbus yöneticileri, geçtiğimiz günlerde 20 yıllık pazar tahminlerini içeren bir rapor yayımladı. İstanbul'da düzenlenen sunumda paylaşılan raporda, Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu (CIS) bölgesinde 2026-2045 döneminde artan yolcu trafiğine bağlı olarak 8 bin 190 yeni yolcu uçağına ihtiyaç duyulacağı öngörüldü. Türkiye'nin bu dönemde 1.800 uçaklık taleple bölge toplamının yaklaşık yüzde 22'sini oluşturacağı belirtildi.

CNBC-e.com olarak biz de Airbus Türkiye Başkanı Simon Ward'a Türkiye'nin 2045'e kadar havacılık sektöründe nasıl bir konuma ulaşabileceğini, Airbus ile yerli üretim ve teknoloji alanlarında yeni iş birliği fırsatlarını ve önümüzdeki 20 yılda Türkiye'nin uçak ihtiyacının nasıl şekilleneceğini sorduk.

'Türkiye’nin havadaki gücünde asıl farkı yerli teknoloji yaratacak'

CNBCE.COM'u öncelikli haber kaynağınız olarak ekleyin Ekle

Soru: Bugün Türkiye’nin havacılık sektöründeki büyümesini genellikle yolcu talebi ve yeni uçak ihtiyacı üzerinden değerlendiriyoruz. Ancak yapay zeka, insansız hava araçları ve yeni nesil motor teknolojileri de havacılık sektörünü dönüştürüyor. Sizce 2045 yılına gelindiğinde Türkiye’nin havacılık sektöründeki konumunu belirleyecek temel unsur hangisi olacak?

Ward: 2045 yılına baktığımızda, Türkiye'nin havacılıktaki başarısı hem filo büyüklüğü hem de teknolojik gücün dengesine bağlı olacak, ancak asıl farkı yerli teknoloji yaratacak. Çok sayıda uçağın operasyonda olması şüphesiz bu tablonun bir parçası: Türkiye’nin 2025'te 720 uçaktan oluşan ticari filosunun, 2045'e kadar iki katının üzerine çıkarak 1.620'ye ulaşması ve ortalama bir vatandaşın her yıl yaptığı uçuş sayısının neredeyse üç katına çıkması bekleniyor. İstanbul, aktarmalı yolcu trafiğinin 2010'dan bu yana sekiz kata kadar arttığı etkileyici bir küresel merkez inşa etmiş durumda. Aynı zamanda nüfusun yüzde 90'ının 100 kilometre mesafede bir havalimanına erişmesini sağlayan devlet politikası, yerel seyahat trafiğini 2025 yılında 247,2 milyon yolcuyla rekor bir seviyeye taşıdı.

Uzun vadede önde kalabilmek için ise yalnızca havayolu işletmek ve koltukları doldurmak yeterli olmayacak. 2045'te sektörde liderlik; yüksek teknoloji üretimine, özgün bileşenler tasarlamaya ve yetkin bir iş gücü yetiştirmeye bağlı olacak. Türkiye açısından 1.620 uçaklık böylesine devasa bir filoyu idame ettirmek, kendi ileri teknoloji bakım, onarım ve mühendislik kabiliyetlerini geliştirmeye odaklanması gerektiği anlamına geliyor. Türkiye bu katma değeri yüksek yerel istihdam ve uzmanlık gücünü sağlama potansiyeline sahip. Örneğin şu anda Türkiye’de Airbus programlarının kritik uçak parçalarının hem tasarımı hem de üretimi konusunda çalışan Türk mühendisler bulunuyor.

'Airbus ile Türkiye arasında yeni ve önemli işbirliği fırsatları'

Soru: Türkiye’nin havacılık sektöründeki büyümesi, özellikle yerli uçak üretimi ve havacılık-uzay sanayisinin geliştirilmesi alanlarında Airbus ile yeni iş birliği fırsatları yaratabilir mi? Airbus’ın Türkiye’de yeni planları bulunuyor mu?

Ward: Evet, Türkiye'nin havacılık ve uzay alanındaki hızlı büyümesi Airbus ile yeni ve önemli işbirliği fırsatları yaratıyor. Nitekim bugün uçan her bir Airbus ticari uçağında Türkiye'de üretilmiş parçalar buluyor. Airbus'ın yerel tedarikçilere yaptığı yıllık harcama, 2010'da 53 milyon dolarken, 2025'te 750 milyon doların üzerine çıkarak son 15 yılda 14 kat arttı. Bu tedarik ağı, Türkiye'de dört binden fazla doğrudan (ve 12 bin dolaylı) havacılık istihdamını destekliyor ve altı ana tedarikçi ile düzinelerce alt tedarikçi aracılığıyla Türkiye'yi Airbus'ın en önemli tedarik üslerinden biri konumuna getiriyor.

'Hürjet’in İspanya’ya ihraç edilmesi çok önemli bir kilometre taşı'

Hatta Türkiye ile iş birliklerimizin yalnızca tedarik zincirimiz üzerinden değil, Türk tasarımı ve üretimi uçakların Avrupa'ya ihraç edilmesi yoluyla da nasıl büyüdüğüne dair harika bir örnek var elimizde: TUSAŞ tarafından tasarlanan ve üretilen jet eğitim uçağı Hürjet, Airbus tarafından uyarlanarak İspanya'ya ana jet eğitim uçağı olarak ihraç ediliyor. Bu, Türk havacılık ve uzay sanayisi ile olan ilişkilerimizde çok önemli bir kilometre taşı ve farklı ürünlerle de devam edeceğine inanıyorum.

Bu ivmeyi daha da ileriye taşımak amacıyla Airbus olarak, Nisan 2024'te STEP adında 15 yıllık kapsamlı bir girişim başlattık. STEP yalnızca parça satın almanın ötesinde, yerel şirketlerin üretim standartlarını yükseltmelerine yardımcı olmak, havayollarının filo genişlemesini desteklemek, yerel mühendislik yeteneklerini yetiştirmek ve sürdürülebilir havacılık çözümleri geliştirmek üzere tasarlandı. İstanbul Havalimanı'nın yeni dördüncü pisti ve dev SmartIST kargo tesisi gibi önemli yerel altyapı yatırımları da hava kargo taşımacılığı alanındaki iş birliğinin genişlemesine zemin hazırladı.

‘İlk 10 yılda uçak teslimatları en yüksek seviyeye ulaşacak’

Soru: Airbus, Türkiye’nin önümüzdeki 20 yılda 1.800 yeni uçağa ihtiyaç duyacağını öngörüyor. Bu talebin söz konusu döneme nasıl dağılmasını bekliyorsunuz? Özellikle 2026-2035 yılları arasında Türkiye havacılık pazarında nasıl bir büyüme öngörüyorsunuz?

Ward: Evet yaptığımız analizlere göre Türkiye'nin önümüzdeki yirmi yıl içinde 1.800 adet yeni yolcu uçağına ihtiyaç duyacağını öngörüyoruz. Bu uçakların 1.500 adetlik büyük çoğunluğu, bölgesel uçuşlarda kullanılan A320 ailesi gibi tek koridorlu ve orta menzilli uçaklar olacak. Geriye kalan 300 uçak ise uzun menzilli uluslararası hatlara yönelik daha büyük, geniş gövdeli uçaklardan oluşacak. Genel olarak bakıldığında, bu 1.800 uçaklık talep eşit şekilde dağılıyor: 900 uçak genel havayolu filolarını büyütmek için kullanılırken, diğer 900 uçak ise daha eski ve filodan çıkarılacak uçakların yerini alacak. Türk Hava Yolları ve Pegasus gibi yerel havayolu şirketleri, şimdiden bu 20 yıllık toplam talebin yüzde 43'ünü kapsayan kesin siparişler vermiş durumda.

İlk on yıl (2026–2035), teslimatların en yoğun olduğu dönem olacak. Türkiye'deki hava trafiğinin her yıl yüzde 4,5 büyüyeceği ve bu oranla Avrupa ortalaması olan yüzde 2,9 ile küresel ortalama olan yüzde 3,9'u rahatlıkla geride bırakacağı öngörülüyor. Bayrak taşıyıcı Türk Hava Yolları’nın 100. yılını kutlayacağı 2033 yılına kadar filosunu 800 uçağa yükseltmek istediği, öte yandan Türkiye’deki ticari havacılık filosunun neredeyse yarısının 10 yaşın üzerinde olduğu düşünülürse, havayollarının çok sayıda uçağı hızla modernleştirmek isteyeceğini öngörüyoruz. Bunun sonucunda, bahsi geçen 1.800 yeni uçağın yüzde 50'den biraz fazlası ilk on yılda, geri kalanı ise 2036 ile 2045 yılları arasında teslim edilecektir.