“En kötüsü daha yaşanmadı ama savaş mayıs ortasına bitebilir”
- Eski İngiliz diplomat ve siyasi analist Alastair Newton, İran savaşının piyasalarda tam olarak fiyatlanmadığını belirterek risklerin arttığına dikkat çekti.
- CNBC-e'ye konuşan Newton, çatışmanın bölgesel olarak genişleme ihtimalinin yüksek olduğunu vurgularken, en kötü senaryonun henüz yaşanmadığını ve ABD’nin savaşı mayıs ortasına kadar sonlandırmaya çalışabileceğini ifade etti.
Eski İngiliz Diplomat ve Siyasi Analist Alastair Newton, İran savaşına ilişkin risklerin piyasalar tarafından yeterince fiyatlanmadığını söyledi. Newton’a göre yaşananlar sürpriz değil, uzun süredir işaretleri verilen bir senaryonun hayata geçmesi. Ancak asıl dikkat çekici olan, mevcut tablonun henüz en kötü noktaya ulaşmamış olması.
CNBC-e Londra Temsilcisi Berfu Güven’in sorularını yanıtlayan Newton, savaşın bölgesel olarak genişleme riski taşıdığını, ABD-İran hattında anlaşma ihtimalinin şimdilik zayıf olduğunu vurguladı. Ancak Newton’a göre Trump yine de savaşı Pekin’e gideceği Mayıs ortasına kadar bitirmeye çalışabilir.
“Siyah kuğu değil, gri gergedan”
Alastair Newton’a göre İran savaşı beklenmeyen bir şok değil, öngörülebilir bir riskin gerçekleşmesi.
“İran savaşı aslında sürpriz değildi. Bu yıl için önemli bir olasılık olarak zaten işaret edilmişti. Zamanlaması şaşırtmış olabilir ama bunun yaşanma ihtimali her zaman vardı. Bunu bir siyah kuğu değil, gri gergedan olarak tanımlarım. Yani herkesin gördüğü ama yeterince ciddiye almadığı bir risk”
“Trump dış politikaya odaklandı”
Newton, ABD Başkanı Trump’ın iç politikada alanının daralmasıyla birlikte dış politikaya yöneldiğini belirtiyor.
“Donald Trump klasik bir ikinci dönem başkanı. İçeride yapabilecekleri sınırlı olduğu için dış politikaya daha fazla odaklanıyor. Venezuela’daki başarıdan sonra daha büyük ve daha dikkat çekici bir hamle yapmak istemesi şaşırtıcı değil. Bu aynı zamanda iç politikada en önemli başlık olan hayat pahalılığı tartışmalarını gölgede bırakma çabası”
“En kötüsü henüz gelmedi”
Newton’a göre riskler hala büyüyor.
“En kötüsünün geride kaldığını düşünmüyorum. Hatta en kötü senaryo hala önümüzde olabilir. Piyasalar Lübnan’da olanları yeterince fiyatlamıyor. Orada petrol yok diye göz ardı ediliyor ama İran Devrim Muhafızları ve Hizbullah sahada aktif. ABD ile İran arasında bir anlaşma olacaksa, bunun İsrail’in onayıyla olması gerekecek. Bu da İsrail’in Lübnan’daki askeri operasyonlarını durdurmasını gerektirir ki bu hiç kolay değil. ABD’nin çatışmayı daha da tırmandırması ihtimali var, hatta bölgeye gönderilen kara birlikleri devreye girebilir. Bazı askeri stratejistler ABD’nin baştan Harg Adası’nı ele geçirerek İran’a ekonomik baskı kurmamasını hala sorguluyor. İran’ın mühimmat sıkıntısı yok. Drone üretimi ucuz ve hızlı. Füze stokları yeterli ve hatta İsrail’e karşı daha hızlı kullanılıyor. Henüz cruise füzelerini devreye sokmuş değiller; bunları Hürmüz Boğazı için saklıyor olabilirler. Rusya’nın İran’a drone desteği verdiği haberleri de geldi. İran bu kapasiteyle devam edebildiği sürece, İsrail de devam edecektir”
“Ya tırmanır ya da aniden biter”
Savaşın gidişatına ilişkin iki uç senaryoya dikkat çeken Newton’a göre diplomasi şu aşamada oldukça zayıf ihtimal.
“Bir uçta ABD’nin daha fazla tırmandırması ve hatta kara birliklerini devreye sokması var. Diğer uçta ise Trump’ın zafer ilan edip sahadan çekilmesi ihtimali bulunuyor. Bu iki senaryo birbirini dışlamıyor. Ortada bir anlaşma ihtimali var ama taraflar arasındaki mesafe çok büyük. ABD ile İran arasındaki fark Hürmüz’den daha geniş. Ve bu denklem İsrail’in ne istediğini hesaba katmadan çözülemez. Netanyahu’nun bu aşamada geri adım atmaya hazır olduğunu düşünmüyorum.”
“Savaş mayısa kadar bitirilmeye çalışılabilir”
Newton savaşın bitiş zamanlamasına açısından kritik bir pencereye işaret ediyor.
“Donald Trump’ın Pekin ziyareti mayıs ortasına yeniden planlandı. Bu ziyaret savaş nedeniyle ertelendi, normalde mart sonunda yapılacaktı. İkinci kez ertelemek isteyeceğini sanmıyorum. Bu nedenle ABD’nin bu savaştan en geç mayıs ortasına kadar çıkmak isteyeceğini düşünüyorum. Bu bir şekilde, şu ya da bu yolla, o tarihe kadar bir çıkış arayacağı anlamına geliyor.”
“Rejim değişimi var ama aslında yok”
Newton, İran’da rejim değişim sorusunu şöyle yanıtladı:
“Rejim değişimi konusunda şunu söylemek önemli; teknik olarak bakarsanız bir tür değişim yaşanıyor. Hamaney’in ölümüyle birlikte teokratik yapı büyük ölçüde sona erdi. Şu anda gördüğümüz şey, Devrim Muhafızlarının iktidar üzerindeki kontrolünü çok daha güçlü şekilde ele alması. Eğer buna rejim değişimi demek istiyorsanız, diyebilirsiniz. Ancak ben bunu tam anlamıyla bir rejim değişimi olarak görmüyorum. Fransızların dediği gibi; ne kadar değişirse değişsin, aslında her şey aynı kalır”
“Körfez’de güven sarsıldı”
Newton Körfez ülkelerinin hem ABD hem İsrail’e yönelik ciddi rahatsızlık duyduğunu belirtiyor.
“Körfez’de ciddi bir hayal kırıklığı ve belirsizlik var. Körfez ülkeleri şu anda iki açıdan ciddi bir hayal kırıklığı yaşıyor. Birincisi, ABD’nin attığı adımların İran’ı Körfez’e füze ve drone saldırıları yapmaya itmiş olması. İkincisi ise İsrail’in attığı adımlar. İsrail ile Abraham (İbrahim) Anlaşması olan ülkeler bu durumdan özellikle rahatsız. Suudi Arabistan açısından da durum hassas; çünkü Mohammed bin Salman son yıllarda İran ile ilişkileri normalleştirmek için ciddi çaba harcamıştı. Bu nedenle İran’a karşı da ciddi bir öfke oluşmuş durumda. Bundan sonra Körfez ülkelerinin yatırım açısından ne kadar güvenli olduğu daha fazla sorgulanacak. Şu anda bölgede hem fiziksel güvenlik hem de ekonomik güvenlik açısından ciddi endişeler var. Buna rağmen Dubai ve Abu Dabi gibi merkezlerin çekim gücünü küçümsememek gerekir. Bu şehirlerin güçlü bir geçmiş performansı ve yatırımcılar açısından kanıtlanmış bir cazibesi var. Zaman içinde yeniden denge sağlanabilir ama şu anda ciddi bir belirsizlik söz konusu”
“Türkiye zor bir coğrafyada ama fırsat da var”
Newton’a göre Türkiye hem risk hem fırsatla karşı karşıya.
“Türkiye zor ama stratejik bir konumda. Türkiye arabulucu rol oynayabilecek güçlü bir pozisyona sahip. Ancak İran’ın şu aşamada arabuluculuğa açık olduğunu söylemek zor. Coğrafi olarak Türkiye hiç kimsenin olmak istemeyeceği bir yerde; kuzeyde Rusya-Ukrayna savaşı, güneyde İran savaşı var. Buna rağmen Türkiye bu zorlu ortamı şu ana kadar oldukça iyi yönetiyor. Orta vadede bakıldığında, savaş sonrası yeniden inşa süreci Türk ekonomisi için önemli fırsatlar yaratabilir. Özellikle güçlü inşaat sektörü bu süreçten ciddi şekilde fayda sağlayabilir. Ancak şu an için bu fırsatlar henüz ufukta görünmüyor”
“Transatlantik ayrışma bitmedi”
Newton’a göre ABD-Avrupa hattındaki gerilim kalıcı.
“Transatlantik ayrışmanın henüz sona erdiğini düşünmüyorum. Bunu daha uzun süre konuşacağız. Bu işin temelinde aslında büyük bir ticaret anlaşmazlığı var ve bu henüz çözülmüş değil. Avrupa Parlamentosu ticaret anlaşmasını onaylayabilir ama buna bağlı şartlar var ve ABD’nin bu şartları karşılayıp karşılamayacağı belirsiz. ABD ile Avrupa arasındaki en büyük sorun başlıklarından biri dijital hizmetler ve bu tartışma yeniden gündeme gelecek. Avrupa’nın bu konuda geri adım atacağını düşünmüyorum. Meta ve Google aleyhine çıkan son mahkeme kararı, Avrupa’daki düşünceyi daha da sertleştirebilir. Ve unutmayalım, Grönland konusu hala masada. Trump İran’dan sonra dikkatini yeniden Batı yarımküreye çevirebilir. Bir sonraki hamlenin Küba, hatta Haiti olması bile sürpriz olmaz”



