Avrupa’nın yeni sanayi politikasında Türkiye nerede?

Meryem Kenan
PAYLAŞ
  • Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir dönemin eşiğine gelinmiş olabilir. Brüksel’de gerçekleştirilen temaslardan somut sonuçlar çıktı. Ancak asıl mesele, Gümrük Birliği’ndeki mevcut sorunların çözülmesinden daha büyük. Avrupa kendi sanayisini korumaya hazırlanırken Türkiye bu yeni üretim düzeninin neresinde yer alacak?
Avrupa’nın yeni sanayi politikasında Türkiye nerede?
Fotoğraf: iStock

Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu’nun üçüncü toplantısı, uzun süredir devam eden ekonomik ilişkiler açısından önemli mesajlar verdi. Ticaret Bakanlığı, DEİK ve iş dünyasının ortak gündemle Brüksel’e gitmesi, Türkiye’nin taleplerini daha güçlü ekonomik gerekçelerle ortaya koymasını sağladı.

CNBCE.COM'u öncelikli haber kaynağınız olarak ekleyin Ekle

Üstelik görüşmeler yalnızca diplomatik mesajlarla sınırlı kalmadı. İthalat denetimlerinden kaynaklanan bazı ticaret engellerinin kaldırılması, gümrük işlemlerini kolaylaştıracak karşılıklı tanıma çalışmalarının ilerletilmesi ve Gümrük Birliği kapsamındaki sorun sayısının 29’dan 14’e gerilemesi olumlu gelişmeler olarak değerlendirilebilir.

Bu adımlar şirketlerin işlem maliyetlerini azaltabilir, ticareti hızlandırabilir. Ancak Türkiye açısından asıl önemli başlık, Avrupa’nın değişen sanayi politikası.

Avrupa'nın Üretim Zincirinde Türkiye'nin Yeri

Avrupa Birliği, Çin kaynaklı rekabet ve küresel ticarette artan korumacılık karşısında kendi üretimini güçlendirmeye yöneliyor. “Made in Europe” yaklaşımıyla Avrupa'da üretilen ürünlerin kamu alımlarında ve teşvik mekanizmalarında öncelik kazanması gündemde.

Türkiye açısından risk de burada başlıyor.

Gümrük Birliği sayesinde Avrupa'ya gümrüksüz ürün satabilmek, yeni dönemde tek başına yeterli olmayabilir. Avrupa'nın üretim teşvikleri ve kamu alımlarında Türkiye'yi nasıl konumlandıracağı, ihracatçıların rekabet gücünü doğrudan etkileyebilir.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın Brüksel'de verdiği mesaj bu nedenle önemli. Türkiye, Avrupa'ya yalnızca ürün satan bir ülke değil, Avrupa sanayisinin üretim ve tedarik zincirinin bir parçası olarak değerlendirilmeli.

Rakamlar da bu yaklaşımı destekliyor. Türkiye'deki doğrudan yatırım stokunun yaklaşık %63'ü AB kaynaklı. Türkiye-AB ticaretinin yaklaşık dörtte birini otomotiv oluştururken, Türkiye'deki otomotiv üretiminin %75'i AB şirketleri tarafından gerçekleştiriliyor.

Dolayısıyla Türkiye'yi yeni Avrupa sanayi politikasının dışında bırakmak, yalnızca Türk ihracatçılarını değil, Türkiye'de üretim yapan ve buradan tedarik sağlayan Avrupalı şirketleri de olumsuz etkileyebilir.

Türkiye'nin müzakere sürecindeki en güçlü ekonomik argümanlarından birinin bu karşılıklı bağımlılık olduğu söylenebilir.

Avrupa’nın yeni sanayi politikasında Türkiye nerede? - Resim : 1

Gümrük Birliği Artık Yeterli mi?

Yaklaşık 30 yıldır yürürlükte olan Gümrük Birliği, Türkiye ile AB arasındaki ticareti önemli ölçüde büyüttü. Ancak bugünün ticaret yapısı, anlaşmanın oluşturulduğu dönemden oldukça farklı.

DEİK Başkanı Nail Olpak'ın hizmetler, e-ticaret, kamu alımları ve tarımın da kapsama alınması yönündeki çağrısı bu nedenle dikkat çekici.

Gümrük Birliği'nin güncellenmesi yalnızca yeni ticaret alanlarının açılması anlamına gelmiyor. Aynı zamanda Türkiye'nin Avrupa'nın değişen ekonomik kurallarına uyum sağlayabilmesi açısından da önem taşıyor.

Ancak güncelleme müzakerelerinin henüz başlamamış olması, olumlu açıklamalarla somut ilerleme arasındaki mesafeyi gösteriyor.

Asıl Kazanım Ne Olacak?

Brüksel temaslarının olumlu geçtiği söylenebilir. Türkiye, taleplerini yalnızca daha fazla ihracat yapmak üzerinden değil, Avrupa sanayisinin rekabet gücüne katkısı üzerinden ortaya koyd

Bununla birlikte mevcut girişimlerin öncelikle yeni fırsatlar yaratmaktan ziyade, Türkiye'nin Avrupa pazarındaki mevcut konumunu ve üretim ilişkilerini korumaya yönelik olduğu değerlendirilebilir.

Önümüzdeki dönemde belirleyici olan, olumlu mesajların Avrupa'nın yeni sanayi düzenlemelerine nasıl yansıyacağı olacak.

Türkiye'nin Avrupa üretim zincirinin bir parçası olduğu ekonomik olarak açık. Asıl soru, Avrupa'nın yeni sanayi politikasının bu gerçeği ne ölçüde kabul edeceği.

Brüksel'de diplomatik zemin güçlenmiş olabilir. Ancak ekonomik kazanımın ölçüsü, Türkiye'nin yeni Avrupa sanayi politikasında elde edeceği somut konum olacak.