BofA'ya göre S&P500 tüm tüm değerleme ölçütlerine göre pahalı

PAYLAŞ
BofA'ya göre S&P500 tüm tüm değerleme ölçütlerine göre pahalı

Bank of America’ya göre, S&P 500 endeksi tarihsel ortalamalarla kıyaslandığında oldukça pahalı seviyelerde bulunuyor. Kurumun hisse senedi ve nicel stratejisti Savita Subramanian, Perşembe günü yatırımcılara gönderdiği notta, takip ettikleri 20 ayrı değerleme metriğinin tamamında endeksin istatistiksel olarak kendi geçmişine göre pahalı göründüğünü belirtti.

CNBCE.COM'u öncelikli haber kaynağınız olarak ekleyin Ekle

Subramanian, bu değerleme çarpanlarındaki yükselişi, Başkan Donald Trump’ın nisan ayı başında açıkladığı gümrük tarifeleri nedeniyle ilk etapta düşen piyasalarda başlayan rahatlama rallisine bağladı. Bu süreçte hisse senetlerinin hızla toparlandığını ve S&P 500'ün ileriye dönük kazançlara göre 21 kat çarpanla işlem gördüğünü, bunun da tarihsel ortalamanın yaklaşık %35 üzerinde olduğunu söyledi. Endeksin 2025 yılı başından bu yana yaklaşık %2 oranında yükseldiği bilgisi paylaşıldı.

Ancak Subramanian’a göre bu yüksek çarpanlar, yatırımcılarda endişeye yol açmamalı. Endeksin bugünkü yapısı ile geçmişteki hali arasında anlamlı farklar olduğuna dikkat çeken stratejist, 1980’lerde endeksin yaklaşık %70’ini oluşturan varlık yoğun üretim sektörünün bugün %20’nin altına düştüğünü belirtti. Günümüz S&P 500'ünün daha kaliteli bilançolara, daha yüksek kâr marjlarına, daha düşük kaldıraç oranlarına ve daha az oynak kazançlara sahip olduğunu vurguladı.

Subramanian, ABD borsasının diğer ülkelere kıyasla daha yüksek bir primle işlem görmesini de "muhtemelen haklı" bulduğunu söyledi. Bu görüşünü, ABD şirketlerinin bilançolarındaki güç, büyüme potansiyeli ve risk açısından "istatistiksel üstünlük" ile temellendirdi. ABD’nin, Asya ve Avrupa’ya kıyasla daha düşük kazanç oynaklığı sunduğunu, hisse başına daha fazla serbest nakit akışı yarattığını ve zarar eden şirket oranının daha düşük olduğunu ifade etti.

Bank of America’nın yatırımcılara sunduğu bu değerlendirmede, ABD ekonomisine özgü bazı yapısal avantajlara da yer verildi. Bunlar arasında enerji bağımsızlığı, ABD dolarının küresel rezerv para birimi olması ve yüksek likidite vurgulandı. Subramanian ayrıca, ABD teknoloji sektörünün küresel liderliğinin de ülke piyasasına yönelik güçlü bir destek unsuru oluşturduğunu ifade etti.

Yatırımcılara yönelik önerilerinde, Bank of America'nın model portföylerinin iletişim hizmetleri, kamu hizmetleri ve teknoloji sektörlerine ağırlık verdiği bilgisi de paylaşıldı.