Deutsche Bank'tan Türk Lirası vurgusu: Enerji krizi gelişen piyasaları vurdu, TL olumlu ayrıştı

PAYLAŞ
  • Deutsche Bank Dünya Ekonomik Görünüm raporuna göre gelişmekte olan piyasalar enerji fiyat şokunun ardından stagflasyon riskleri, bölgesel ayrışma ve artan politika maliyetleriyle karşı karşıya kaldı. Raporda Türk Lirası'nın (TRY) yüksek petrol fiyatlarına maruz kalan ülkeler arasında Mısır Lirası’na (EGP) kıyasla tercih edildiği bildirildi.
  • Banka'ya göre enerji fiyat şoku, gelişmekte olan piyasalarda bölgesel ayrışmaları artırdı., Latin Amerika görece dayanıklı, Asya ise daha kırılgan bir görünüm sergiliyor.
  • Öte yandan 2026 yılı büyüme tahmini yüzde 3,0’a çekildi. 2027’de yüzde 3,2’ye toparlanma beklendiği ifade edildi. Küresel enflasyon tahmini de yüzde 3,1’den yüzde 3,8’e yükseltildi.
Deutsche Bank'tan Türk Lirası vurgusu: Enerji krizi gelişen piyasaları vurdu, TL olumlu ayrıştı
Fotoğraf: Reuters

Deutsche Bank Dünya Ekonomik Görünüm raporunda, enerji şokunun gelişmekte olan piyasalar üzerindeki etkilerinin coğrafi ayrışma, doğrusal olmayan makroekonomik riskler ve uzun vadeli bilanço etkileri üzerinden şekillendiği belirtildi.

Türk Lirası'nın göreli değer görünümünde Mısır Pound'una kıyasla daha avantajlı konumlandığı ifade edildi.

Deutsche Bank’ın 2026 yılı Haziran ayına ait küresel ekonomik görünüm raporu yayımlandı.

Raporda gelişmekte olan piyasalarda enerji fiyat şokunun bölgesel ayrışmayı belirgin şekilde artırdığı bildirildi.

Rapora göre 2026 yılına “gelişmekte olan piyasalar için temkinli iyimserlik” ile girilirken, küresel mali genişleme, ticaret gerilimlerinin zirve yapması ve reel faizlerdeki düşüş gibi unsurlar başlangıçta destekleyici bir görünüm sundu.

Ancak enerji fiyatlarında yaşanan şokun ardından stagflasyon risklerinin arttığı ve bu etkinin hem para politikası tepkilerini hem de faiz primlerini yukarı yönlü etkilediği belirtildi.

Raporda gelişmekte olan ülke hisse senetlerinin küresel piyasalara kıyasla güçlü performans gösterdiği, özellikle Kuzey Asya’nın bu yükselişe katkı sağladığı ifade edildi. Döviz piyasalarında ise genel olarak yatay bir görünüm izlendiği aktarıldı.

"Türkiye yüksek petrol fiyatlarına maruz kalan ülkeler arasında tercih edilen konumda"

Banka, enerji şokunun gelişmekte olan piyasalar üzerindeki etkisini üç ana başlıkta değerlendirdi. Buna göre coğrafi dağılım, en sert etkinin enerji ithalatına bağımlı Asya ekonomilerinde görüldüğüne işaret etti.

Latin Amerika’nın görece daha korunaklı kaldığı, Orta ve Doğu Avrupa ile Ortadoğu ve Orta Asya bölgelerinde ise daha karmaşık bir tablo oluştuğu belirtildi.

İkinci başlıkta, şokun başlangıçta ticaret hadlerini bozarak dış dengeleri zayıflattığı, devam etmesi halinde ise gıda ve turizm gibi alanlara yayılabilecek ikinci tur etkiler yaratabileceği ifade edildi.

Üçüncü başlıkta ise maliyetlerin kamu bilançoları üzerindeki kalıcı etkisine dikkat çekilerek, borç dinamiklerinin orta vadede bozulabileceği vurgulandı.

Raporda ayrıca Çin’in küresel risk emici rolünün yeniden güçlendiği, tedarik zinciri ve emtia kanalı üzerinden gelişmekte olan piyasalar üzerinde dengeleyici etki oluşturduğu belirtildi.

Banka, yatırım tercihleri arasında Latin Amerika’da Brezilya ve Peru’ya olumlu yaklaşırken, Asya’da Kuzey Asya lehine ayrışmaya dikkat çekti.

Faiz ve döviz stratejisinde ise enerji şokuna karşı kırılgan ülkelerden kaçınıldığı, ülke bazlı farklılaşmanın öne çıktığı ifade edildi. Türkiye’nin yüksek petrol fiyatlarına maruz kalan ülkeler arasında değerlendirildiği ve bu çerçevede görece tercih edilen konumda yer aldığı belirtildi.

Küresel büyüme tahmini aşağı revize edilirken enflasyon yukarı yönlü güncellendi

Rapora göre enerji fiyatlarındaki artış, küresel büyüme beklentilerinin aşağı yönlü revize edilmesine yol açarken enflasyon görünümünün yukarı çekilmesi merkez bankalarını daha sıkı para politikalarına yönlendiriyor.

Banka, 2026 yılı küresel büyüme tahminini yüzde 3,0 seviyesine indirirken, 2027’de yüzde 3,2’ye sınırlı toparlanma öngördü. Küresel tüketici enflasyonu (TÜFE) tahmini ise yüzde 3,1’den yüzde 3,8’e yükseltildi.

Raporda, küresel ekonominin 2026’nın ilk yarısında teknolojik dönüşüm ile jeopolitik belirsizliklerin eşzamanlı etkisi altında kaldığı, bu durumun 1999’daki teknoloji rallisi ile 1990’lardaki Orta Doğu kaynaklı enerji şokunun birleşimine benzetildiği ifade edildi.

Değerlendirmede, küresel görünüm açısından kritik değişkenin Hürmüz Boğazı olduğu vurgulandı. Baz senaryoda ABD ile İran arasında Haziran ayında bir anlaşma sağlanarak boğazın yeniden tamamen açılacağı varsayıldı.

Bu senaryoda Brent petrolün 2026’nın dördüncü çeyreğinde 86 dolar seviyesine gerilemesi bekleniyor.

Alternatif senaryoda ise Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması durumunda petrol fiyatlarının varil başına 150 dolara kadar yükselme riski bulunduğu, bunun da özellikle Avrupa ekonomisi başta olmak üzere küresel ölçekte ciddi bir resesyon riskini tetikleyebileceği belirtildi.

Kaynak: cnbce.com