Dev banka 2026'nın "şifresini" ilan etti: Yatırımları belirleyecek 3 madde
- Goldman Sachs’ın raporuna göre küresel ekonomi yeni bir “Geo Paradigma” dönemine giriyor.
- Banka, bu çerçevede jeopolitik gelişmelerin artık geçici şoklar olmaktan çıkarak yatırım kararlarını şekillendiren kalıcı faktörlere dönüştüğünü belirtti.
- Raporda, ekonomik güvenlik, stratejik özerklik ve tedarik zinciri dayanıklılığının uzun vadeli performansın temel belirleyicileri haline geldiği vurgulandı.
Goldman Sachs, 2026 yılı üçüncü çeyrek “Market Know-How” raporunda küresel ekonomi ve yatırım piyasalarına ilişkin değerlendirmelerini yayımladı.
CNBCE.COM'u öncelikli haber kaynağınız olarak ekleyin EkleRaporda, küresel ekonomide “Geo Paradigma” olarak tanımlanan yeni bir dönemin başladığı belirtildi. Jeopolitik şokların artık geçici veya izole gelişmeler olmaktan çıktığı, ticaret akışları, tedarik zincirleri, sanayi politikaları ve sermaye dağılımı üzerinde kalıcı etkiler oluşturan makroekonomik unsurlar haline geldiği ifade edildi.
Goldman Sachs Varlık Yönetimi, yatırımcıların jeopolitik gelişmeleri dönemsel bozulmalar olarak değil, küresel yatırım ortamının kalıcı özellikleri olarak değerlendirmesi gerektiğini belirtti.
Raporda, ekonomik güvenlik, stratejik özerklik ve kaynaklara erişimin uzun vadeli ekonomik performans açısından temel unsurlar haline geldiği kaydedildi. Esnek ekonomik yapıya sahip ülkelerin bu dönemde gelişme potansiyeli taşıdığı, dış tedarik zincirlerine yüksek bağımlılığı bulunan ekonomilerin ise daha yüksek risklerle karşılaşabileceği belirtildi.
Hürmüz Boğazı ve enerji piyasaları
Goldman Sachs, Ortadoğu krizinin ekonomik etkilerine ilişkin değerlendirmesinde, Hürmüz Boğazı’nın 14 Haziran tarihli ABD-İran anlaşması kapsamında yeniden açılması halinde ekonomik hasarın yönetilebilir seviyede kalabileceğini öngördü.
Raporda, Basra Körfezi ihracatının temmuz ayı sonuna kadar savaş öncesi seviyelerine dönmesinin beklendiği ifade edildi. Normalleşme için Hürmüz geçişlerinde günlük 13 milyon varillik artışın yeterli olacağı, bunun savaş öncesi kapasitenin yaklaşık yüzde 70’ine karşılık geldiği belirtildi.
Goldman Sachs, küresel ekonominin büyük ölçekli arz kesintisine rağmen direnç göstermesinde stratejik rezervlerin kullanılması, stok seviyelerinden yararlanılması, Ortadoğu dışındaki üretim artışı ve Çin’in petrol ithalatındaki yaklaşık günlük 4 milyon varillik düşüşün etkili olduğunu bildirdi.
Raporda, 400 milyon varillik Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) rezervinin 172 milyon varilinin ABD kaynaklı olduğu bilgisine yer verildi.
Goldman Sachs, 1973 petrol krizinden farklı olarak günümüz ekonomilerinin alternatif enerji kaynakları ve gelişmiş altyapı sayesinde petrole daha az bağımlı hale geldiğini belirtti.
Mali politikalar ve borç baskısı
Raporda, enerji fiyatlarındaki artışın etkilerini azaltmak amacıyla uygulanan destek mekanizmalarının ekonomik büyümeyi desteklediği, ancak borç sürdürülebilirliği endişelerinin özellikle reel faizlerin etkisiyle uzun vadeli tahvil getirilerindeki yükselişle birlikte arttığı ifade edildi.
ABD ekonomisine ilişkin değerlendirmede, savaş harcamalarının yüksek seviyede seyretmesi ve gümrük vergisi gelirlerinin beklentilerin altında kalmasının bütçe açığı baskılarını artırdığı belirtildi.
Raporda, yapay zeka yatırımlarının kısa vadede enflasyonist etkiler oluşturabileceği ifade edildi.
Birleşik Krallık’ta mali alanın daralmasının teşvik imkanlarını sınırlandırdığı, Japonya’da Başbakan Takaichi’nin ek bütçede yeni borçlanmadan kaçındığı ancak gelecekteki büyüme planlarının enflasyonist etkiler oluşturabileceği belirtildi.
Almanya’da ise koalisyon desteğinin zayıflamasının mali teşviklerin sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri oluşturduğu kaydedildi.
Goldman Sachs, geçmiş jeopolitik risk dönemlerinden farklı olarak mevcut yatırım döngüsünde yapay zekâ harcamaları ve enerji güvenliği odaklı kamu yatırımlarıyla özel sektör öncülüğünde sermaye yoğunluğunda artış görüleceğini öngördü.
Merkez bankaları ve faiz beklentileri
Raporda, Ortadoğu krizine yönelik para politikası tepkisinin Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında uygulanan politikalara göre daha sınırlı kalmasının beklendiği ifade edildi.
ABD Merkez Bankası’nın (Fed) bu yıl faiz indirimi yapma ihtimalinin önemli ölçüde azaldığı belirtilirken, İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) yüzde 3,75 seviyesindeki politika faizini korumasının beklendiği kaydedildi.
Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) eylül ayında bir faiz artırımı daha yaparak politika faizini yüzde 2,25 seviyesinin üzerine taşıyabileceği, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) ise faizleri yüzde 1’den yüzde 1,5 seviyesine doğru kademeli şekilde normalleştirebileceği öngörüldü.
Raporda, jeopolitik şokların ardından manşet enflasyonun yaklaşık iki çeyrek sonra zirve yaptığı, savunma harcamaları ve kamu yatırımlarındaki artışın ise daha gecikmeli gerçekleştiği belirtildi.
Ekonomik güvenlik sıralaması
Goldman Sachs’ın analizinde, ekonomik güvenliğin yeni bir “esneklik sıralaması” oluşturduğu ifade edildi.
Raporda, ABD ve Çin’in yeni döneme görece güçlü konumda girdiği, Avrupa ve Japonya’nın ise dış bağımlılıklar nedeniyle daha fazla risk taşıdığı belirtildi.
“Ekonomik Güvenlik Skoru” verilerine göre ABD yaklaşık yüzde 74 ile en dirençli ekonomi olarak ilk sırada yer alırken, Çin yüzde 63 ile ikinci sırada bulundu. Euro Bölgesi yüzde 52, Japonya ise yüzde 50 seviyesinde yer aldı.
Söz konusu skorların ulusal güvenlik, kaynak güvenliği, gıda güvenliği ve tedarik zinciri dayanıklılığı gibi unsurlardan oluştuğu belirtildi.
Raporda, ABD’nin enerji güvenliği ve finansal piyasa derinliği nedeniyle “güvenli liman” konumunda değerlendirildiği ifade edildi. Avrupa ve Japonya’nın ise uzun vadede stratejik yerelleşme ve enerji yatırımları yoluyla bu açığı azaltmaya çalışacağı belirtildi.
Yatırım temaları
Goldman Sachs, piyasa görünümünde dirençli büyüme ve yapay zeka yatırımlarıyla desteklenen “reflasyon” senaryosunu temel senaryo olarak değerlendirdi.
Raporda ayrıca Ortadoğu krizinin genişlemesiyle ortaya çıkabilecek “yapışkan enflasyon” ve gerilimin azalmasıyla oluşabilecek “hızlı dezenflasyon” alternatif senaryoları da ele alındı.
Haziran 2025-Haziran 2026 dönemine ilişkin varlık performanslarında gelişmekte olan piyasa hisselerinin yüzde 44 getiriyle ilk sırada yer aldığı belirtildi.
Aynı dönemde emtialar ve küresel küçük ölçekli hisseler yüzde 30, Japonya hisseleri yüzde 29, ABD büyük ölçekli hisseleri yüzde 22 getiri sağladı.
Küresel hükümet tahvilleri ise yüzde 2 getiriyle en düşük performans gösteren varlık grubu oldu.
Raporda, yatırım çözümleri kapsamında enflasyonist ortamda nakit akışı dayanıklılığı sağlayan Avrupa yüksek temettü hisseleri, değişken makro koşullara uyum sağlayabilen küresel esnek tahviller ve piyasa rejimleri arasındaki korelasyon değişimlerinden yararlanmayı hedefleyen likit alternatif stratejiler öne çıkarıldı.
Goldman Sachs, yatırımcıların iklim dönüşümü, yüksek borç seviyeleri, yaşlanan nüfus ve küresel parçalanma gibi “CHANGE” başlığı altında toplanan altı ana faktörün şekillendirdiği yeni volatilite dönemine hazırlıklı olması gerektiğini belirtti.



