Dünya ekonomisinin iki kutbu: ABD ve Çin hangi özellikleriyle öne çıkıyor?
Enerji koridorlarının istikrarsızlaştığı, ticaret rotalarının yeniden çizildiği ve jeopolitik fay hatlarının hareketlendiği bir dönemde dev bir satranç müsabakası gerçekleşiyor. İki süper güç olarak ABD ve Çin mücadelesi, artık sadece pazar payı değil yeni dünya düzeninin kodlarını belirleme yarışı.
Dokuz yıl sonra gelen kritik zirve ve sarsılan dünya düzeni
ABD Başkanı Donald Trump, 2017’deki ilk döneminden yaklaşık dokuz yıl sonra Çin’e ilk resmi ziyaretini gerçekleştiriyor.
Bu ziyaret, İran Savaşı'nın küresel enerji piyasalarını sarstığı ve nakliye rotalarını bozduğu, 2017’ye kıyasla çok daha istikrarsız bir jeopolitik zemin üzerinde gerçekleşiyor. ABD, "Shield of the Americas" (Amerika Kalkanı) koalisyonu ve yenilenmiş "Monroe Doktrini" ile Batı Yarımküre'deki etkisini konsolide ederken; Çin ise Güneydoğu Asya, Körfez ve Afrika genelinde ticari bağlarını güçlendirerek kendisini ekonomik sürekliliğin kaynağı olarak konumlandırıyor.
Avrupa medyası Euronews, kritik ziyaret öncesi iki dev ülkeyi karşılaştıran bir incemele yayımladı. CNBC-e aktarıyor.
Rakamların savaşı: Büyüme hızları ve milli gelir
Ekonomik büyüklük açısından ABD, 28 trilyon dolarlık (küresel ekonominin yüzde 25'i) nominal GSYH ile liderliğini sürdürürken, Çin 17 trilyon dolarla (yüzde 17 pay) onu takip ediyor.
Ancak Çin, 2017'den bu yana yıllık ortalama yüzde 5,48 büyüme hızıyla ABD'nin (yüzde 2,5) iki katından fazla bir performans sergileyerek aradaki farkı kademeli olarak kapatıyor.
Satın alma gücü paritesine (PPP) göre ise Çin, 2016 yılında ABD’yi geride bırakmış durumda ve bu fark giderek açılıyor. Buna karşın yaşam standartlarında uçurum devam ediyor; ABD’de kişi başına düşen GSYH 94.000 dolar seviyesindeyken, Çin’de bu rakam 15.000 dolarda kalıyor.
Teknoloji ve tedarik zinciri cephesi
Rekabetin en sert geçtiği alan teknoloji ve tedarik zincirleri olarak öne çıkıyor. Panama Kanalı'ndaki liman kontrolü mücadelesi ve yarı iletkenler üzerindeki ambargolar gerilimin merkezinde yer alıyor.
ABD, gelişmiş çip tasarımı, havacılık ve yazılımda üstünlüğünü korurken; Çin, elektrikli araç bataryaları (yüzde 70 pazar payı), güneş enerjisi panelleri (yüzde 90 üretim kapasitesi) ve yenilenebilir enerjide dünyaya hükmediyor.
Trump’a bu gezide Elon Musk, Apple’ın giden CEO’su Tim Cook ve Nvidia CEO’su Jensen Huang gibi dev isimlerin eşlik etmesi, teknolojik rekabetin önemini tescilliyor.
Finansal cephanelik ve askeri yatırımlar
Finansal güç dengesinde Çin, 3,2 trilyon doları aşan dünyanın en büyük döviz rezervine sahip olma avantajını kullanırken; ABD, doların küresel hakimiyetiyle bu durumu dengeliyor.
Altın rezervlerinde ABD 8.100 tonla liderliğini korusa da, Çin son 18 aydır kesintisiz altın alımı yaparak rezervlerini 2.300 tonun üzerine çıkardı.
Askeri alanda ise ABD, 2025’te 954 milyar dolar harcayarak liderliğini sürdürüyor, ancak Çin, resmi olarak 336 milyar dolar seviyesinde görünen savunma bütçesini hızla modernize ederek naval kapasite ve siber savaş alanlarında sistemik bir rakibe dönüşüyor.
Yapısal sorunlar ve gelecek projeksiyonu
Her iki dev de kendi iç sorunlarıyla boğuşuyor. Çin, zayıf iç tüketim, yüksek genç işsizliği, emlak sektöründeki yavaşlama ve yaşlanan nüfus gibi yapısal zorluklarla karşı karşıya. ABD ise küresel ittifak ağları ve sermaye piyasalarının derinliğiyle gücünü korumaya çalışıyor.
Bu zirve, iki güç arasındaki ilişkilerin daha da kötüleşmesini önleyip önleyemeyeceği ve ABD'nin çok kutuplu dünyada stratejik kuralları belirlemeye devam edip edemeyeceği açısından bir test niteliği taşıyor.