Financial Times analiz etti: BAE'nin OPEC'ten ayrılığı ne anlama geliyor?
Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmasıyla ABD-İran barış görüşmeleri çıkmaza girerken BAE'nin OPEC'ten ayrılık açıklamasıyla kaotik görünümü artan petrolde uzun vadeli riskler fiyatlanmaya başladı. Piyasalar, birliğin 3. büyük petrol üreticisinin ayrılışının neden olacağı gerilimi kavramaya çalışıyor.
Birleşik Arap Emirlikleri'nin OPEC'ten ayrılık kararı gelirken dün Brent petrol fiyatları yedinci gün üst üste yükseldi. Ortadoğu'daki enerji akışını zaten kısıtlayan aksaklıklar devam ederken gelen bu haber, gündemin merkezine yerleşti. BAE Enerji Bakanı, kararı "Gelecekte dünyanın enerji talebi ve ihtiyacının artacağını düşünüyoruz" diyerek açıkladı.
Financial Times, konuyu "OPEC'in sonunun başlangıcı: Petrol karteli, BAE'nin çıkışından sonra ayakta kalabilecek mi?" başlığıyla ele aldı.
"OPEC için sonun başlangıcı"
Gazeteye göre, yatırımcılar, 66 yıllık Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nün (OPEC) üçüncü büyük üreticisini ve en etkili üyelerinden birini kaybetmesinin sonuçlarından ziyade İran savaşındaki gelişmelere daha fazla dikkat etti. Petrol fiyatlarındaki bu durgun tepki, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasından kaynaklanan küresel kıtlıkların aşırı önemini yansıtırken aynı zamanda OPEC'in küresel petrol piyasalarındaki öneminin azalmasının da bir belirtisi.
FT'ye konuşan MST Financial enerji analisti Saul Kavonic, "Bu, OPEC'in sonunun başlangıcı" ifadelerini kullandı. Kavonic, "Suudi Arabistan, OPEC'in geri kalanını bir arada tutmakta zorlanacak. Venezuela da dahil olmak üzere diğer üyelerin de aynı yolu izlediğini görebiliriz." diye konuştu.
On yıllarca süren bir hesaplaşma
BAE, 1960 yılında, kaynaklarının yabancı petrol şirketleri tarafından kontrol edilmesine karşı çıkan ülkeler tarafından kurulan OPEC'e 1967'de katılmıştı.
OPEC, 1973 yılında Arap üyelerinden oluşan bir ittifakın, ABD de dahil olmak üzere İsrail'i destekleyen ülkelere ambargo uygulamasıyla büyük bir güç haline geldi ve bu durum yıkıcı sonuçlar doğurdu.
Ancak son yıllarda, özellikle ABD olmak üzere kartel dışındaki ülkelerin petrol üretimini artırmasıyla etkisi azaldı. Birleşik Arap Emirlikleri hariç tutulduğunda, OPEC geçen yıl dünya petrolünün yaklaşık dörtte birini üretti; bu oran, kontrolünün zirve noktasında yaklaşık yarısı civarındaydı.
On yıl önce OPEC+ ittifakı adı altında grubun 10 ülkeye daha genişlemesi, etkisini bir miktar artırdı. Ancak üretim sınırlarına düzensiz uyulması ve piyasaya varil ekleme veya çıkarma konusunda sınırlı yetkiye sahip olunması, grubun kararlarının etkisini azalttı.
"Hürmüz en çok OPEC'e darbe vurdu"
Piyasalar ABD'den gelen açıklamalara, özellikle de Başkan Donald Trump'ın sosyal medya hesaplarına giderek daha fazla dikkat etmeye başladı.
Kavonic, "İran savaşı, ABD'nin küresel petrol akışları üzerinde OPEC'ten daha fazla olmasa bile en az onun kadar etkiye sahip olabileceğini gösterdi" dedi.
Dünyanın petrolünün beşte birinin geçtiği dar bir su yolu olan Hürmüz Boğazı'nın İran tarafından kontrol altına alınması, OPEC'in piyasayı kontrol etme yeteneğine bir darbe daha vurdu.
Kartelin petrol üretiminin yarısından fazlası Suudi Arabistan, Irak ve Kuveyt'ten geliyor. Tahran, bu akışların çoğunu anında durdurabileceğini gösterdi.
"OPEC İran'ın aracı haline geldi"
Natixis Bank'ın kıdemli emtia analisti Joel Hancock, "Bu durum OPEC'in piyasa gücünü tamamen sulandırıyor ve İran'ı OPEC ihracatının büyük çoğunluğunun kontrolüne veriyor. Bu statüko altında, OPEC piyasa gücünün büyük bir kısmını kaybediyor ve fiilen İran'ın dış politikasının bir aracı haline geliyor." dedi.
UBS analistlerine göre ise, BAE'nin OPEC'ten ayrılmasının kısa vadede petrol fiyatlarını etkilemesi olası olmasa da, uzun vadede BAE'nin daha fazla üretim yapabileceği göz önüne alındığında, petrol fiyatları üzerinde baskı oluşturması muhtemel.
Suudi Arabistan hükümetine yakın isimler bu hamleyi önemsiz gördü. Ülkenin eski kıdemli petrol danışmanı Muhammed El Sabban, X üzerinden yaptığı açıklamada, "BAE'nin ayrılması küresel petrol piyasaları üzerinde fazla bir etki yaratmayacak, çünkü üretim kotalarını her zaman aşmıştır ve hâlâ aşmaktadır. Her zaman 'yaramaz çocuk' olmuştur." ifadelerini kullandı.
Birleşik Arap Emirlikleri ile OPEC'in fiili lideri Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler son yıllarda bozulmuştu. İki ülke, Abu Dabi'nin petrol üretim kapasitesini günde 3 milyon varilden 5 milyon varile çıkarmayı hedeflemesinden bu yana, neredeyse on yıldır bir çatışma halinde.
Çatlak 5 yıl önce kendini gösterdi
FT, Abu Dabi yönetiminin, aslında 2021'de ayrılma tehdidinde bulunarak OPEC'in toplam üretiminden daha büyük bir pay almayı başardığının altını çizerek,"BAE'nin ayrılması, Suudi Arabistan'ın gücünü pekiştirmesine olanak sağlayacağı için OPEC karar alma süreçlerini kolaylaştırabilir. Ancak bu durum, krallığın politika yapıcılarının OPEC'in kısıtlamalarını uygulama yükünün tamamını üstlenip üstlenemeyeceklerini sorgulamalarına da yol açacak" analizini yaptı.
Rystad Energy'nin jeopolitik analiz başkanı ve eski bir OPEC çalışanı olan Jorge León, gazeteye "Bu ayrılık, OPEC'in piyasayı yönetme yeteneğinin temel dayanaklarından birini ortadan kaldırıyor" dedi.
"BAE pişman olacak"
Bazı analistler ise, BAE'nin bu hamleden pişman olacağını belirtti. Rapidan'ın kurucusu Bob McNally, "İleride BAE'nin kararını yeniden gözden geçirmesi beni şaşırtmazdı" diyerek, piyasanın dikkatli bir şekilde yönetilmemesi durumunda, özellikle ham petrol fazlalığı olması halinde petrol fiyatlarının son derece değişken hale gelebileceğini söyledi. McNally, “Bir sonraki arz fazlası durumunda, büyük üreticiler üzerinde iş birliği yapmaları yönünde benzer bir baskı olacak. Ancak arz fazlasının ne zaman tekrar ortaya çıkacağı daha belirsiz. 2008'deki gibi büyük bir durgunluk yaşarsak yakın vadede olabilir veya yıllar sonra da olabilir.” diye konuştu.