Goldman Sachs'tan ikinci yarı stratejisi: Altında yükseliş, hisselerde bilanço dönemi
Goldman Sachs, yatırımcılara gönderdiği haftalık değerlendirmede yılın ikinci yarısına ilişkin beklentilerini paylaştı. Banka, altın fiyatlarının merkez bankalarının talebiyle yükselişini sürdüreceğini öngörürken, ABD hisse senetlerinin yönünün ikinci çeyrek bilanço sezonuna bağlı olacağını belirtti
ABD hisse senetlerinde gözler 13 Temmuz'a çevrildi
Goldman Sachs, yatırımcılara gönderdiği haftalık piyasa notunda altın, ABD hisse senetleri, yapay zeka yatırımları ve gelişmekte olan piyasalara ilişkin beklentilerini paylaştı.
Bankanın ABD hisse senedi stratejisti Ben Snider, 13 Temmuz haftasında başlayacak ikinci çeyrek bilanço döneminin ABD borsalarının yönü açısından kritik önem taşıdığını belirtti. Snider, son 12 ayda S&P 500 endeksinin elde ettiği yüzde 21'lik getirinin tamamının şirket kârlılıklarından kaynaklandığını ifade etti.
İlk çeyrekte şirketlerin beklentileri aşmasının ardından ikinci çeyrek için de güçlü sonuçlar beklendiği belirtilirken, piyasa beklentileri S&P 500 şirketlerinin hisse başına kârlarının yıllık bazda yüzde 22 artacağı yönünde oluştu. Goldman Sachs ise 2026 yılının tamamında hisse başına kâr büyümesinin yüzde 24 olacağını öngördü.
Raporda yatırımcıların özellikle büyük teknoloji şirketlerinin finansal sonuçlarına odaklanacağı belirtilirken, yüksek sermaye harcamalarının ne ölçüde gelir ve kârlılığa dönüştüğünün yakından izleneceği kaydedildi. İlk çeyrekte yapay zeka yatırımlarına ilişkin olumlu göstergeler görülmesine rağmen, serbest nakit akışındaki zayıflama, artan borçlanma ve yeni yapay zeka modellerinin pazar payına ilişkin belirsizliklerin son dönemde teknoloji hisseleri üzerinde baskı oluşturduğu ifade edildi.
Yapay zeka yatırımları yeni finansman türleri ile hızlanacak
Goldman Sachs, yapay zeka yatırımlarının finansman ihtiyacının hızla büyüdüğüne de dikkat çekti. Bankaya göre 2026-2031 döneminde yaklaşık 7 trilyon dolarlık yapay zeka altyapı yatırımına ihtiyaç duyulacak ve bu finansman öz sermaye, kamu ve özel borçlanma, devlet sermayesi ile yeni ortaklık modelleri gibi farklı kaynaklarla karşılanacak.
Raporda, büyük ölçekli şirketlerin yılbaşından bu yana gerçekleştirdiği küresel borçlanma hacminin 107 milyar dolara ulaşarak 2025 yılının tamamını geride bıraktığı belirtildi. Altyapı fonlarının geçen yıl 221 milyar dolar kaynak topladığı, yönetilen varlık büyüklüğünün ise 2030'a kadar 3 trilyon dolara ulaşabileceği öngörüldü.
Altın için 4900 dolar tahmini
Emtia tarafında Goldman Sachs, son dönemde geri çekilen altın fiyatlarının yılın ikinci yarısında yeniden yükselişe geçmesini beklediğini bildirdi. Raporda, gelişmekte olan ülke merkez bankalarının rezerv çeşitlendirmesi, para politikasına ilişkin beklentiler ve yatırımcıların portföy çeşitlendirme eğiliminin altını destekleyeceği ifade edildi.
Banka, altının 2026 sonuna kadar ons başına 4.900 dolara ulaşacağını tahmin etti. Merkez bankalarının son aylarda altın alımlarında yavaşlama görülse de rezerv çeşitlendirme eğiliminin devam edeceği belirtildi.
Raporda ayrıca, piyasaların Fed'den faiz artışı beklediği ancak Goldman Sachs'ın faiz indirimi öngörüsünü koruduğu aktarıldı. Faiz beklentilerinin değişmesinin altına yönelik yatırım talebini yeniden artırabileceği ifade edildi.
Gelişmekte olan piyasalarda HALO etkisi
Gelişmekte olan piyasalara ilişkin değerlendirmede ise elektrik şebekeleri, kamu hizmetleri, enerji ve imalat gibi sermaye yoğun sektörlerin öne çıktığı belirtildi. Goldman Sachs Araştırma'ya göre bu sektörlerden oluşan hisse sepeti, 2025 sonundan 12 Haziran 2026'ya kadar yüzde 115 getiri sağlarken, sermaye yoğunluğu düşük sektörlerden oluşan sepet aynı dönemde yüzde 7 yükseldi.
Raporda, yatırımcıların "HALO" olarak adlandırdığı eğilimin, yeniden sanayileşme, savunma harcamalarındaki artış ve yapay zeka altyapısına yönelik büyük ölçekli yatırımlarla birlikte sermaye yoğun sektörlere ilgiyi artırdığı belirtildi. Buna karşılık yazılım ve bilgi teknolojileri hizmetleri gibi sermaye yoğunluğu düşük sektörlerin yapay zekâ kaynaklı dönüşüm risklerine daha açık olduğu kaydedildi.
HALO (İngilizce "Heavy Assets, Low Obsolescence/Ağır Varlıklar, Düşük Eskime/Körelme") kavramı, özellikle yapay zeka (YZ) devrimi karşısında fiziksel altyapıya dayanan, teknolojik olarak kolayca kopyalanamayan ve dijitalleşmenin ötesinde fiziksel dünyaya bağımlı olan şirketlere yönelme eğilimini ifade eder.