Hürmüz Boğazı açılıyor mu? İran'ın şartları Washington'u karıştırdı

PAYLAŞ
  • Hürmüz Boğazı’nda trafiği açmaya yönelik Tahran-Muskat planı, Washington’da fikir ayrılıklarına yol açtı. İran’ın geçiş kontrolü ve "hizmet bedeli" talepleri Beyaz Saray ile Pentagon’u karşı karşıya getirirken, boğaz üzerindeki stratejik nüfuz tartışması büyüyor.
Hürmüz Boğazı açılıyor mu? İran'ın şartları Washington'u karıştırdı
Fotoğraf: iStock

İran, Umman'da süren görüşmelerde, Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğini yeniden açmak amacıyla bir anlaşmaya varmaya yaklaşıyor. Ancak yürürlüğe girmesi halinde bu adımın jeopolitik bedelinin ağır olabileceği belirtiliyor. Anlaşma, savaş öncesinde uluslararası ve açık bir su yolu olan bölge üzerinde Tahran’ın kontrolünü fiilen onaylayabilir.

CNBCE.COM'u öncelikli haber kaynağınız olarak ekleyin Ekle

Gelişmelere yakın yetkililerin verdiği bilgilere göre, Basra Körfezi'ne giren gemiler İran'ın kontrolündeki kıyı kanalını kullanacak. Körfezden çıkan gemiler ise Umman yakınlarındaki bir kanaldan seyredecek. İranlı yetkililer geçiş ücreti alınmayacağını, ancak güvenlik, personel ve çevresel etkileri kapsayan bir "hizmet bedeli" tahsil edileceğini ifade ediyor. Elde edilen gelirin İran ve Umman arasında eşit bölüşülmesi öngörülüyor.

Washington’dan itiraz ve Beyaz Saray’ın tutumu

Müzakerelere yakın bir ABD yetkilisi ise İran'ın iddialarını reddederek boğazdan geçecek geçici bir güzergahın Tahran'ın onayını veya herhangi bir ücret yapısını içermeyeceğini vurguladı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, boğazın 28 Şubat'ta başlayan saldırılardan önceki gibi tamamen açık kalması gerektiğini dile getirdi. Rubio, uluslararası bir su yolunun tek bir devlet tarafından kontrol edilmesinin dünya genelinde tehlikeli bir emsal oluşturacağını savundu. Ayrıca bu durumun 150 yıllık uluslararası ticaret kurallarını ve seyrüsefer özgürlüğünü tehdit ettiğini kaydetti.

Buna karşın Başkan Donald Trump için boğazın açılması en acil siyasi öncelikler arasında yer alıyor. Trump, Beyaz Saray'da yaptığı açıklamada hızlı bir sonuca varılacağını ve ilk aşamanın boğazın açılması olduğunu belirtti. Başkan, sürecin ikinci aşamasının ise nükleer silahsızlanma olacağını dile getirdi. Hafta sonu İran'a yönelik yeni bir saldırıyı iptal ettiğini söyleyen Trump, boğazdaki trafiği yeniden başlatma arzusunu gizlemiyor.

Nükleer müzakereler ve askeri endişeler

Gündemdeki plan, İran ve Umman'a boğazın açılması için 60 günlük bir süre tanıyor. Bu süre zarfında Washington ve Tahran'ın, İran'ın elindeki 11 tonluk zenginleştirilmiş uranyum stokunun geleceğini müzakere etmesi bekleniyor. ABD tarafı, silah yapımında kullanılmasını önlemek amacıyla bu yakıtın seyreltilmesini veya yurt dışına çıkarılmasını talep ediyor. Haziran ayında imzalanan çerçeveye rağmen, yetkililer müzakerelerin sonbahara veya daha sonrasına uzayabileceğini kabul ediyor.

Pentagon bünyesindeki bazı üst düzey yetkililer ise ortaya çıkan Umman-İran mutabakatına şüpheyle yaklaşıyor. Askeri kanat, mevcut şartların İran'a taviz vermek anlamına gelebileceğinden endişe duyuyor. Bölgedeki yoğun mayın riski nedeniyle gemilerin güvenli seyri için İran ile koordinasyon kurulması gerekiyor. ABD Merkez Komutanlığı gemilere rehberlik etmeyi sürdürse de unsurlar halen İran füze tehdidi altında bulunuyor.

Bölgesel dengeler ve çıkmaz

Tahran yönetimi ise ABD'nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasını kaldırmaması halinde boğazın tamamen açılmayacağını bildiriyor. İranlı yetkililer, bu anlaşmayı savaş öncesinde sahip olmadıkları stratejik nüfuzlarını korumak için bir fırsat olarak görüyor.

Uzmanlar, Tahran'ın boğaz üzerindeki denetim ısrarını savaştan elde ettiği tek somut kazanım olarak değerlendiriyor. Bu durumun ABD yönetimi açısından kabul edilmesi zor bir tablo oluşturduğu belirtiliyor. Buna karşın, İran'ın boğaz üzerindeki varlığını tamamen ortadan kaldıracak kolay bir askeri çözümün de bulunmadığı vurgulanıyor. Müzakerelerin seyri ve boğazın geleceğine dair nihai kararın kısa süre içinde netleşmesi bekleniyor.