Kilo verme ilaçlarında milyar dolarlık yarış: Pazar 66 milyar dolara ulaştı
- Kilo verme ilaçları, hızla büyüyerek 66 milyar dolarlık küresel bir pazara dönüştü. Novo Nordisk ve Eli Lilly'nin öncülük ettiği sektörde Pfizer ve AstraZeneca gibi devlerin yanı sıra Çinli şirketlerin de rekabeti artırması bekleniyor.
Kilo verme ilaçları, artık yalnızca milyonlarca insanın fazla kilolarından kurtulmasına yardımcı olan tıbbi bir gelişme olmaktan çıkarak, birkaç yıl içinde ilaç sektöründeki en kârlı yatırım fırsatlarından birine dönüştü. Söz konusu ilaçların oluşturduğu pazarın bir yılda yaklaşık 66 milyar dolara ulaştığı belirtildi.
Milyarlarca dolar kazandılar
CNBCE.COM'u öncelikli haber kaynağınız olarak ekleyin EkleMilyonlarca hasta kilo verirken, ilaç şirketlerinin başta Danimarkalı Novo Nordisk ve ABD merkezli Eli Lilly olmak üzere on milyarlarca dolar kazandığı aktarıldı. Bu iki şirketin obezite ilaçları pazarındaki büyük dönüşüme öncülük ettiği kaydedildi.
Yükselişin zirvesinde Novo Nordisk’in piyasa değerinin 570 milyar doları aştığı ve şirketin bir dönem Avrupa’nın piyasa değeri en yüksek şirketi haline geldiği belirtildi. Eli Lilly’nin ise 1 trilyon dolar eşiğini aşarak tarihte bu değere ulaşan ilk ilaç şirketi olduğu aktarıldı.
Ancak şirketlerin bahsi yalnızca kilo kaybına yapmadığı ifade edildi. İlaçların, cerrahi müdahaleye gerek kalmadan vücut ağırlığının yüzde 20’sine kadar kaybedilmesini sağladığını gösteren sonuçların yanı sıra kalp hastalığı riskini azaltma ve uyku apnesini tedavi etme gibi başka sağlık faydalarının da ortaya konduğu aktarıldı.
Ancak bu tıbbi başarının arkasında daha karmaşık bir soru bulunduğu belirtildi: Bu ilaçlar obeziteyi sona erdirecek bir tedavi mi sunuyor, yoksa hastalığı kalıcı bir pazara mı dönüştürüyor?
Klinik araştırmaların, ilacı bırakan kişilerin bir yıl içinde kaybettikleri kilonun yaklaşık üçte ikisini geri alabildiğine işaret ettiği aktarıldı. Bunun, ilaçlardan faydalanmanın uzun süre devam eden, hatta ömür boyu sürebilecek bir kullanımı gerektirebileceği anlamına geldiği belirtildi.
Yatırımcılar açısından piyasanın cazibesinin de tam olarak burada bulunduğu ifade edildi. Sınırlı bir süre kullanılan bir tedavi yerine, hastanın sürekli ihtiyaç duyduğu bir ilacın ortaya çıkmasının şirketlere düzenli ve tekrarlanan gelir akışı sağladığı kaydedildi.
Pfizer ve Metsera
Pazarın büyüklüğü nedeniyle rekabetin artık iki şirketle sınırlı kalmadığı belirtildi. Büyük ilaç şirketlerinin, gelecek vadeden teknolojilere veya ilaçlara sahip girişimleri satın alarak yarışa dahil olduğu aktarıldı.
ABD'li Pfizer'ın, obezite ilaçları alanında faaliyet gösteren Metsera'yı satın almak için on milyarlarca dolar ödediği belirtildi.
Ardından küresel ilaç şirketlerinin dikkatini Çin'e çevirdiği ve Çin'in yalnızca potansiyel bir pazar olmaktan çıkarak inovasyon kaynağı haline geldiği aktarıldı.
İngiliz-İsveç ortaklığındaki AstraZeneca'nın, Çinli CSPC grubuyla yaklaşık 15 milyar dolar değerinde bir anlaşma yaptığı belirtildi. Diğer küresel şirketlerin de obezite tedavisi için yeni moleküller arayışına yöneldiği kaydedildi.
Al Jazeera'nın haberinde yer alan verilere göre, en az 8 küresel şirketin son iki yılda Novo Nordisk ve Eli Lilly'nin pazarda oluşturduğu hakimiyeti kırmak amacıyla yeni alternatifler ve moleküller aramak üzere Çin'e yöneldiği aktarıldı.
Ancak en büyük değişimin başka bir yerden gelebileceği belirtildi: patent korumalarının sona ermesi.
Novo Nordisk'in servetinin bir bölümünü oluşturduğu molekülün Hindistan'daki patent korumasının sona ermesi ve diğer ülkelerdeki koruma sürelerinin yaklaşmasıyla birlikte onlarca şirketin benzer ilaçlar üretmeye hazırlandığı aktarıldı.
Raporda yer verilen analist tahminlerine göre bazı pazarlarda aylık doz maliyetinin yaklaşık 15 dolara kadar düşebileceği belirtildi. Bunun, patentlerin 2030'ların başlarına kadar geçerli olduğu Batı ülkelerindeki yüzlerce dolarlık maliyetle ciddi bir tezat oluşturduğu aktarıldı.
Ancak fiyatların düşmesinin ilacın herkes tarafından kolaylıkla erişilebilir olacağı anlamına gelmediği vurgulandı.
Obezite kronik bir hastalık
E.T. Pharma Üst Yöneticisi (CEO) Dr. Lin Qawas'ın, obezite ilaçlarının tıbbın obeziteye bakışındaki daha geniş bir dönüşümün parçası haline geldiğini belirttiği aktarıldı. Obezitenin artık diyabet, kalp hastalıkları ve yüksek tansiyon gibi kronik bir hastalık olarak değerlendirildiği ifade edildi.
Qawas'ın, tedavinin devam etmesinin tıbbi açıdan şaşırtıcı olmadığını söylediği belirtildi. Buna göre GLP-1 ilaçları vücuttaki belirli sinyallerin yerini alıyor ve bu durumun bazı diyabet hastalarının insüline bağımlılığına benzediği aktarıldı.
Ancak Qawas'ın, ömür boyu iğne kullanma fikrinin hastalar açısından kabullenilmesinin zor olabileceğini kabul ettiği kaydedildi.
Maliyetin, özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde en büyük engellerden biri olmaya devam ettiği belirtildi. Patentlerin sona ermesinin benzer ilaçları daha erişilebilir ve ucuz hale getirebileceği, ancak fiyatların düşmesine rağmen gelişmekte olan ülkelerin başka sorunlarla karşı karşıya kalacağı aktarıldı.
Bu sorunlar arasında üretim kapasitesinin ve tedarik zincirlerinin yetersizliği ile ilaçların uygun soğuk zincir koşullarında depolanması ve dağıtılması gerekliliğinin bulunduğu ifade edildi.
Böylece obezite ilaçlarının ilaç sektörünün kıyısındaki bir alandan sektörün merkezine taşındığı belirtildi. Bu ilaçların, sağlık sorununa çözüm arayan bir tedavi olmaktan çıkarak dünyanın en büyük şirketlerinin rekabet ettiği bir pazara dönüştüğü aktarıldı.
Milyarlarca dolar bu pazara yönelirken patentlerin de sona yaklaşmasının yeni rakiplerin ve daha düşük fiyatların önünü açtığı kaydedildi.
Artık soru yalnızca “Hasta kaç kilogram verebilir?” değil, aynı zamanda “Hastanın verdiği kilolar ilaç şirketlerine kaç milyar dolar kazandırabilir?” sorusuna dönüştü.


