Macron’un reform hayali krize dönüştü: Fransa’da siyasi ve ekonomik çıkmaz derinleşiyor

PAYLAŞ
  • Fransa’yı ekonomik reformlarla yeniden ayağa kaldırma vaadiyle iktidara gelen Emmanuel Macron, görev süresinin sonuna artan kamu borcu, protestolar ve siyasi istikrarsızlıkla yaklaşıyor. Halk desteği yüzde 15’e gerilerken aşırı sağın iktidar ihtimali güçleniyor.
Macron’un reform hayali krize dönüştü: Fransa’da siyasi ve ekonomik çıkmaz derinleşiyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 2017’de ülkenin ekonomisini canlandırma ve köklü reformlar gerçekleştirme vaadiyle iktidara geldi. Ancak yaklaşık on yıllık siyasi kariyerinin son döneminde artan kamu borcu, toplumsal huzursuzluk ve siyasi belirsizlik, Macron’un vaatlerini ve siyasi mirasını tartışmaya açtı.

CNBCE.COM'u öncelikli haber kaynağınız olarak ekleyin Ekle

New York Times’ın analizine göre Macron, Fransa’nın uzun süredir devam eden yapısal sorunlarını çözmekte beklenen ilerlemeyi sağlayamadı. Ülkede hükümetin bütçeyi parlamentodan geçirmekte zorlanması, art arda yaşanan başbakan değişiklikleri ve aşırı sağın yükselişi, siyasi krizin derinleşmesine neden oluyor.

Ekonomik reformlar toplumsal tepkiyi artırdı

Eski bir yatırım bankacısı olan Macron, şirketler ve yüksek gelirli kesimler üzerindeki vergileri azaltmayı, iş gücü piyasasını esnetmeyi ve emeklilik sistemini yeniden yapılandırmayı hedefliyordu. Bu politikalarla Fransa’yı yatırımcılar için daha cazip hale getirmek ve ekonomik büyümeyi hızlandırmak istedi.

Ancak emeklilik yaşını 62’den 64’e çıkarma girişimi ülke çapında protestolara yol açtı. Macron’un parlamentodaki çoğunluğunu kaybetmesinin ardından milletvekilleri, 2025 yılında düzenlemenin uygulanmasının askıya alınması yönünde oy kullandı.

Macron’un varlıklı kesimlere yönelik bir vergiyi kaldırması da kendisine “zenginlerin cumhurbaşkanı” eleştirisinin yöneltilmesine neden oldu. Artan hayat pahalılığı ve gelir eşitsizliği, hükümete yönelik hoşnutsuzluğu daha da artırdı.

Fransa, 2018-2020 döneminde akaryakıt fiyatları ve yaşam maliyetlerine yönelik tepkilerle başlayan Sarı Yelekliler protestolarıyla sarsılmıştı. Son dönemdeki gösteriler ise ekonomik sorunların yanı sıra kamu hizmetlerindeki aksaklıkları da gündeme taşıyor.

Kamu borcu ve harcamalar baskı yaratıyor

Fransa’nın kamu maliyesindeki sorunlar, Macron döneminin en önemli başlıklarından biri haline geldi. Haberde yer alan verilere göre kamu harcamaları 2025 yılında ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 57,3’üne ulaştı. Bu oran, Avrupa Birliği’nde Finlandiya’nın ardından ikinci en yüksek seviye oldu.

Ülkenin toplam kamu borcunun 2027’de GSYH’nin yüzde 120’sine ulaşması bekleniyor. COVID-19 salgını, İran ve Ukrayna’daki savaşlar ile savunma harcamalarındaki artış da bütçe üzerindeki baskıyı artıran gelişmeler arasında gösteriliyor.

Fransa’nın mali görünümüne ilişkin endişeler finans piyasalarına da yansıdı. Fransız devlet tahvillerinin faizinin kısa süreliğine yüzde 5’i aşması, ülkenin borç ödeme kapasitesine ilişkin kaygıları artırdı.

Macron’un Avrupa politikası övgü aldı

Macron’un iç politikadaki sorunlarına rağmen Avrupa’nın güvenlik alanında daha bağımsız hareket etmesi gerektiğine yönelik çağrıları uluslararası alanda takdir topladı.

Cumhurbaşkanının savunduğu “stratejik özerklik” yaklaşımı, Avrupa’nın ABD’ye güvenlik alanındaki bağımlılığını azaltmasını ve kendi savunma kapasitesini güçlendirmesini öngörüyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO’ya ilişkin açıklamaları da bu tartışmayı yeniden öne çıkardı.

Bununla birlikte Macron’un uluslararası alandaki etkisi, ülke içindeki siyasi desteğini korumasına yetmedi. Eleştirmenler, cumhurbaşkanının seçkinci imajının ve gündelik ekonomik sorunlarla uğraşan seçmenlerden uzak görünmesinin toplumsal desteğini zayıflattığını savunuyor.

Halk desteği yüzde 15’e geriledi

Ipsos’un geçen hafta gerçekleştirdiği ankete göre Macron’un görevini onaylayanların oranı yüzde 15’e düştü. Bu, göreve geldiği 2017’den bu yana kaydedilen en düşük seviye oldu.

Siyasi kriz, eğitim alanındaki protestolarla da gündemde kalmayı sürdürüyor. Fransa İçişleri Bakanlığı, salı günü ülke genelinde 160 bin kişinin gösterilere katıldığını açıkladı. Kalabalık sınıflar, bakımsız okul binaları ve öğretmen eksikliği protestoların öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.

Macron’un artan toplumsal huzursuzluğun yönetimini Başbakan Sébastien Lecornu’ya bırakması da cumhurbaşkanının öncelikleri üzerine tartışmaları beraberinde getirdi.

Aşırı sağın iktidar ihtimali tartışılıyor

Macron, daha önce iki kez mağlup ettiği aşırı sağcı Marine Le Pen karşısında kendisini aşırı sağın iktidara gelmesini engelleyen bir güvence olarak konumlandırmıştı. Ancak analistler, Macron’un kendi liderliğinden bağımsız şekilde varlığını sürdürebilecek güçlü bir merkez siyasi hareket oluşturamamasının siyasi merkezin zayıflamasına katkıda bulunduğunu belirtiyor.

Le Pen’in gelecek ilkbaharda yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanma ihtimalinin daha ciddi biçimde tartışılması, Fransa’daki siyasi dengelerin değişebileceğine işaret ediyor.

Macron’un eski danışmanlarından iş insanı Alain Minc, cumhurbaşkanının ilk görev dönemini olumlu değerlendirirken ikinci dönemini “dram” olarak nitelendirdi. Minc’e göre kamu maliyesindeki kriz, Macron’un siyasi mirasının en önemli unsurlarından biri olacak.

Fransa’da artan borç, toplumsal eşitsizlik ve siyasi merkezin zayıflaması, Macron’un görev süresinin sonuna damga vuruyor. Ekonomik reformlarla ülkeyi dönüştürmeyi hedefleyen cumhurbaşkanının geride bırakacağı miras, bu sorunların nasıl sonuçlanacağına bağlı olarak tartışılmaya devam edecek.