Merkez Bankası'ndan enflasyon mesajı: Enerji fiyatları risk oluşturuyor

PAYLAŞ
  • TCMB'nin 10 Eylül tarihli PPK Toplantı Özeti'nde, jeopolitik gelişmeler nedeniyle yüksek ve dalgalı seyreden enerji fiyatlarının enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturduğu belirtildi.
  • Piyasa katılımcılarının 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29,4'e, 2027 beklentisi ise yüzde 21,9'a yükseldi.
Merkez Bankası'ndan enflasyon mesajı: Enerji fiyatları risk oluşturuyor

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) 10 Eylül 2026 tarihli Para Politikası Kurulu (PPK) Toplantı Özeti'nde, jeopolitik gelişmelere bağlı olarak enerji fiyatlarındaki yüksek ve dalgalı seyrin sürdüğü, emtia fiyatlarındaki oynaklığın küresel enflasyon üzerindeki yukarı yönlü riskleri canlı tuttuğu belirtildi.

CNBCE.COM'u öncelikli haber kaynağınız olarak ekleyin Ekle

Özette, enerji arzı, tedarik zincirleri ve taşıma maliyetlerine ilişkin belirsizliklerin süresi ve boyutunun enerji fiyatlarının gelecekteki seyri açısından belirleyici olmaya devam edeceği ifade edildi.

Tarım emtia fiyatlarında da olumsuz hava koşulları ve jeopolitik gelişmeler kaynaklı yükseliş gözlendiği, bunun enflasyon gelişmeleri ve beklentileri üzerinde yukarı yönlü bir başka risk unsuru olarak ortaya çıktığı kaydedildi.

Jeopolitik gelişmelerin etkisiyle Orta Doğu ve Afrika ülkelerinde 2026 yılı için olumsuz büyüme görünümünün sürdüğü belirtilen özette, 2027 yılında baz etkilerinin de devreye girmesiyle büyüme oranlarının toparlanmasının beklendiği bildirildi.

Türkiye'nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin 2026 yılında yüzde 1,6, 2027 yılında ise yüzde 2,5 oranında artmasının tahmin edildiği aktarıldı.

Kredi ve finansal koşullar

Özette, bireysel kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalamasının 24 Temmuz-4 Eylül döneminde yüzde 2 seviyesine gerilediği, bu gerilemede ihtiyaç ve konut kredilerindeki yavaşlamanın etkili olduğu belirtildi.

Türk lirası (TL) ticari kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalamasının yüzde 2,5 seviyesine sınırlı yükseldiği, kur etkisinden arındırılmış yabancı para (YP) ticari kredilerdeki 4 haftalık büyüme oranlarının ortalamasının ise yüzde 0,7 ile yatay seyrettiği ifade edildi.

TL mevduat faiz oranlarının 24 Temmuz ile biten haftaya kıyasla 255 baz puan azalarak 4 Eylül ile biten haftada yüzde 44,4 seviyesinde gerçekleştiği bildirildi.

Aynı dönemde TL ticari kredi faiz oranlarının (Kredili Mevduat Hesabı ve Kredi Kartı hariç) 242 baz puan azalışla yüzde 49,3 olduğu, ihtiyaç kredisi faiz oranlarının 221 baz puan azalarak yüzde 63,0 seviyesine gerilediği kaydedildi.

Konut kredisi faiz oranlarının 55 baz puan artarak yüzde 41,9'a yükseldiği, oynak bir seyir izleyen taşıt kredisi faiz oranlarının ise 615 baz puan azalarak yüzde 37,6 seviyesinde gerçekleştiği aktarıldı.

Yatırım taahhütlü avans kredisi (YTAK) kapsamındaki program limitlerinin 300 milyar liradan 750 milyar liraya çıkarıldığı belirtilen özette, programa ilave edilen 450 milyar liranın 50 milyar liralık kısmının 2026 yılı limitine eklenerek 2026 yılı YTAK limitinin 150 milyar lira olarak güncellendiği bildirildi.

Kalan limitin 2027 yılına 200 milyar lira ve 2028 yılına 200 milyar lira olacak şekilde tahsis edildiği ifade edildi.

Rezervler 184,2 milyar dolara yükseldi

TCMB brüt uluslararası rezervlerinin 24 Temmuz'dan bu yana 21,6 milyar dolar artarak 4 Eylül itibarıyla 184,2 milyar dolara yükseldiği kaydedildi.

Türkiye'nin 5 yıllık kredi risk priminin (CDS) 22 Temmuz'dan bu yana azalarak 9 Eylül itibarıyla 220 baz puan seviyesine geldiği belirtildi.

Türk lirasının 1 ay vadeli kur oynaklığının 9 Eylül itibarıyla 22 Temmuz'a kıyasla yüzde 6,1 seviyesine yükseldiği, 12 ay vadeli kur oynaklığının ise sınırlı yükselerek 18,8 seviyesinde gerçekleştiği aktarıldı.

Önceki PPK toplantı haftasından 4 Eylül'e kadar Devlet İç Borçlanma Senetleri piyasasına 1,3 milyar dolar giriş, hisse senedi piyasasından ise 0,1 milyar dolar çıkış olmak üzere toplam 1,1 milyar dolarlık net portföy girişi gerçekleştiği bildirildi.

İkinci çeyrekte ekonomi yüzde 2,3 büyüdü

Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ikinci çeyreğinde yıllık ve çeyreklik bazda sırasıyla yüzde 2,3 ve yüzde 1,1 büyüdüğü belirtilen özette, üretim yönünden değerlendirildiğinde ikinci çeyrekte yıllık büyümeye inşaat dışındaki bütün kalemlerin pozitif katkı verdiği ve büyümenin temel belirleyicisinin hizmetler sektörü olduğu ifade edildi.

Tarım katma değerinin ilk çeyrekteki yıllık büyümesinin ardından ikinci çeyrekte kuvvetli artış kaydettiği, yıllık bazda ilk çeyrekte gerileyen sanayi katma değerinin ikinci çeyrekte arttığı bildirildi.

Harcama yöntemiyle incelendiğinde nihai yurt içi talebin yıllık büyümenin sürükleyicisi olmaya devam ettiği, özel tüketim ve toplam yatırımların yıllık büyümeye pozitif katkısının bir önceki çeyreğe kıyasla bir miktar gerilediği belirtildi.

Çeyreklik bazda özel tüketim harcamalarındaki azalışın ikinci çeyrekte büyüyerek tüketimde belirgin yavaşlamaya işaret ettiği, toplam yatırımların ise çeyreklik bazda değişmediği aktarıldı.

Mal ve hizmetlerin ihracatının arttığı, ithalatının gerilediği ve net ihracatın çeyreklik büyümeye pozitif katkı sağladığı ifade edildi. İkinci çeyreğe ait verilerin iç talepteki zayıf seyrin belirginleştiğine işaret ettiği kaydedildi.

Haziran ayında perakende satış hacim endeksinin aylık bazda yüzde 0,7, çeyreklik bazda yüzde 1,7 arttığı, altın hariç perakende satışların aylık bazda gerilerken çeyreklik bazda yüzde 1,3 yükseldiği belirtildi.

Ticaret satış hacim endeksinin aylık bazda yüzde 1,9 arttığı, çeyreklik bazda ise yüzde 0,4 azaldığı, hizmet üretim endeksinin haziranda aylık bazda yüzde 0,6 yükselmekle birlikte çeyreklik olarak yatay seyrettiği bildirildi.

Kartla yapılan harcamaların temmuz-ağustos döneminde çeyreklik bazda yataya yakın seyrettiği, beyaz eşya satışlarının temmuz itibarıyla çeyreklik olarak sınırlı artış kaydettiği, otomobil satışlarının ise ağustos itibarıyla bir önceki çeyrekteki gerilemesini sürdürdüğü ifade edildi.

İmalat sanayi firmalarına yönelik anket verilerinin üçüncü çeyrekte hem kayıtlı iç piyasa siparişlerinde hem de geleceğe yönelik iç piyasa sipariş beklentilerinde azalış olduğunu gösterdiği kaydedildi.

Sanayi üretiminde gerileme

Temmuz ayında sanayi üretim endeksinin mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak aylık bazda yüzde 1,0, takvim etkilerinden arındırılmış olarak yıllık bazda yüzde 0,3 azaldığı belirtildi.

Çeyreklik bazda sanayi üretiminin temmuz itibarıyla üçüncü çeyrekte yüzde 1,9 gerilediği bildirildi.

Ağustos itibarıyla iktisadi yönelim anketi verilerinin gelecek üç aydaki üretim hacmi beklentilerinde artışa işaret ettiği, kapasite kullanım oranının aynı dönemde çeyreklik olarak sınırlı miktarda gerilediği aktarıldı.

İnşaat üretim endeksinin ikinci çeyrekte çeyreklik bazda yüzde 4,2, yıllık bazda ise yüzde 2,3 azaldığı ifade edildi.

Temmuz ayında mevsimsellikten arındırılmış istihdamın 32,4 milyon kişi seviyesinde gerçekleştiği ve bir önceki çeyrek ortalamasına kıyasla bir miktar gerilediği belirtildi.

İşgücüne katılım oranının çeyreklik olarak 0,2 puan düştüğü, istihdamdaki gerilemenin daha yüksek olmasının etkisiyle işsizlik oranının çeyreklik olarak 0,1 puan artarak yüzde 8,1 seviyesinde gerçekleştiği kaydedildi.

Cari açık 38,9 milyar dolara çıktı

Haziran ayında cari işlemler dengesinin aylık bazda 4,2 milyar dolar açık verdiği belirtilen özette, 12 aylık birikimli cari açığın önceki aya kıyasla 1,9 milyar dolar artarak 38,9 milyar dolara yükseldiği bildirildi.

Seyahat gelirlerinin aylık bazda 5,8 milyar dolar, 12 aylık birikimli olarak 60,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiği, hizmetler dengesi fazlasının ise 63,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşerek güçlü seyrini sürdürdüğü ifade edildi.

Ağustos ayında mevsimsellikten arındırılmış olarak hem ihracatın hem de ithalatın arttığı, ihracattaki artışın daha yüksek olduğu belirtildi.

Yıllık bazda da ithalat ve ihracatta artış gerçekleştiği, gelişmeler doğrultusunda 12 aylık birikimli dış ticaret açığının bir önceki aya göre sınırlı şekilde azaldığı aktarıldı.

Ağustos ayında altın ithalatının yaklaşık 0,3 milyar dolar olduğu, 12 aylık birikimli altın ithalatının 20,1 milyar dolar seviyesine gerilediği kaydedildi.

Mevcut veriler ışığında 12 aylık birikimli cari açığın temmuz ve ağustos aylarında artacağının öngörüldüğü, yakın dönemde gerçekleşen jeopolitik gelişmelerin cari açık üzerindeki etkilerinin büyük ölçüde enerji fiyatlarındaki gelişmelerin seyrine bağlı olarak şekilleneceğinin değerlendirildiği bildirildi.

Enflasyon yüzde 31,51 oldu

Tüketici fiyatlarının ağustosta yüzde 1,84 arttığı, yıllık enflasyonun 0,24 puan gerileyerek yüzde 31,51 seviyesinde gerçekleştiği belirtildi.

Tüketici enflasyonu üzerinde jeopolitik gelişmelere bağlı olarak artan enerji fiyatları ve bunun ulaştırma hizmetlerine yansımaları ile eğitim ve haberleşme hizmetlerinin öne çıktığı kaydedildi.

Yıllık enflasyonun enerji grubunda belirgin olmak üzere enerji, alkol-tütün-altın ve hizmet gruplarında yükseldiği, diğer ana gruplarda gerilediği ifade edildi.

Enerji, işlenmemiş gıda ürünleri, alkollü içecekler ve tütün ile altın hariç TÜFE'yi gösteren B endeksinin yıllık değişim oranının 0,30 puan azalışla yüzde 30,68 olduğu, enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içecekler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE'yi gösteren C endeksinin yıllık değişim oranının ise 0,16 puan artışla yüzde 30,07 olduğu bildirildi.

Ağustosta enerji fiyatlarındaki yüzde 5,46'lık aylık artışta, uluslararası petrol fiyatlarındaki gelişmelerin etkisiyle yükselen akaryakıt fiyatlarının belirleyici olduğu belirtildi.

Motorin fiyatları üzerinde rafineri marjlarındaki yükselişin yansımalarının da hissedildiği kaydedildi.

Hizmet grubu aylık enflasyonunun başta eğitim olmak üzere haberleşme ve ulaştırma hizmetleri öncülüğünde yüksek seyrini koruduğu, alkollü içecekler ve tütün grubunda fiyatların yükseldiği ifade edildi.

Gıda enflasyonundaki yavaşlamada taze meyve ve sebze ürünleri öncülüğünde fiyatları gerileyen işlenmemiş gıda alt grubunun rol oynadığı, işlenmiş gıdada aylık enflasyonun görece yüksek seyrini koruduğu aktarıldı.

Temel mal grubunda fiyatların giyim ve ayakkabı alt grubunda sezon indirimleriyle düştüğü, giyim dışında kalan mallarda ise ılımlı seyrin sürdüğü bildirildi.

Enflasyon beklentileri yükseldi

Ağustos ayında sektörel enflasyon beklentilerinde genel olarak yükseliş gözlendiği belirtildi.

Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre 2026 yıl sonu enflasyon beklentisinin 0,2 puan yükselerek yüzde 29,4, 2027 yıl sonu enflasyon beklentisinin ise 0,5 puan artışla yüzde 21,9 olduğu bildirildi.

On iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisinin 0,3 puan azalarak yüzde 23,7, 24 ay sonrasına ilişkin beklentinin 0,2 puan yükselerek yüzde 18,0 olduğu kaydedildi.

Beş yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisinin ise 0,4 puan düşüşle yüzde 11,1 seviyesinde gerçekleştiği ifade edildi.

Reel sektörün 12 ay sonrasına ilişkin yıllık enflasyon beklentisinin ağustosta 0,3 puan yükselerek yüzde 32,8'e çıktığı, hanehalkının 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisinin ise 0,6 puan artarak yüzde 45,6 olduğu aktarıldı.

Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam ettiği belirtildi.

Özette, aylık dalgalanmalara karşın son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergelerin enflasyonun ana eğiliminin gerilediğine işaret ettiği kaydedildi.

Ana eğilimin ağustos ayındaki yükselişinde önceki yıl eylülde tamamı gerçekleşen vakıf üniversite ücretleri artışlarının bu yıl ağustos ve eylüle bölünmesi ile hac ücretlerinin kasım yerine bu yıl ağustosa kaymasının etkili olduğu ifade edildi.

Bu kaymanın ağustos enflasyonunu yaklaşık 0,25 puan artırdığı, eylül enflasyonunu ise eğitim hizmetleri kaynaklı olarak mekanik biçimde aşağı çekeceği bildirildi.

Politika faizi yüzde 37'de sabit tutuldu

TCMB'nin 23 Ağustos 2026 tarihli duyurusu ile 1 Mart 2026 tarihinde ara verilen bir hafta vadeli repo ihalelerine tekrar başlanmasına karar verildiği hatırlatıldı.

Para Politikası Kurulunun politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37'de sabit tuttuğu, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranının yüzde 40'ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranının ise yüzde 35,5'te sabit tutulmasına karar verdiği belirtildi.

Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşunun talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendireceği ifade edildi.

Kurulun politika faizine ilişkin atılacak adımları enflasyon gerçekleşmeleri, ana eğilimi ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyeceği kaydedildi.

Para politikası kararlarının enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alındığı belirtilerek, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşunun sıkılaştırılacağı bildirildi.

Kurulun enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurguladığı aktarıldı.

Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizmasının ilave makroihtiyati adımlarla destekleneceği, likidite koşullarının yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçlarının etkili şekilde kullanılmaya devam edileceği ifade edildi.

Kurulun politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyeceği, kararların öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alınacağı belirtildi.