Rutte, NATO'nun Ankara zirvesi öncesi vurguladı: "Türkiye, devasa savunma sanayisine sahip"
- NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Türkiye'nin yaklaşık 3 bin şirketten oluşan savunma sanayisi altyapısına sahip olduğunu belirterek, bu kapasitenin NATO'nun kolektif güvenliği açısından önemli bir avantaj oluşturduğunu ifade etti.
- Rutte, büyük, orta ve küçük ölçekli şirketlerin yeni teknolojiler geliştirdiğini ve sahadan edinilen tecrübeleri üretim süreçlerine yansıttığını söyledi.
NATO Genel Sekreteri Rutte, Ankara Zirvesi öncesinde soruları yanıtladı. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, "Türkiye, son derece önemli. İttifaktaki en güçlü ordulardan. Son derece iyi donanımlı, eğitimli. Devasa savunma sanayisi avantajına sahip." dedi.
CNBCE.COM'u öncelikli haber kaynağınız olarak ekleyin EkleNATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 7-8 Temmuz'da düzenlenecek Ankara Zirvesi öncesinde Türkiye'nin NATO içindeki konumu, savunma sanayisi kapasitesi ve ittifaka katkılarına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Brüksel'deki NATO Karargâhı'nda soruları yanıtlayan Rutte, Türkiye'nin NATO açısından son derece önemli bir ülke olduğunu belirterek, 1952 yılında ittifaka katıldığını ve o tarihten bu yana NATO'nun önemli üyelerinden biri olarak görev yaptığını söyledi.
Rutte'nin açıklamaları şu şekilde:
Soru: Ev sahibi ülke Türkiye'nin İttifaka katkısını nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye'nin savunma sanayisinin NATO'nun kolektif güvenliği açısından önemi nedir? NATO, Türkiye'nin güvenlik kaygılarını daha iyi gözetmek için neler yapabilir?
Mark Rutte: "Türkiye, NATO açısından son derece önemli bir ülke. Kurucu üyeler arasında yer almasa da İttifakın kuruluşundan yalnızca 3 yıl sonra, 1952'de NATO'ya katıldı. Dolayısıyla neredeyse en başından beri İttifakın bir parçası. Bugün de NATO'nun en güçlü ordularından birine sahip. Türk Silahlı Kuvvetleri son derece iyi donanımlı ve iyi eğitimli.
Bunun yanı sıra, yaklaşık 3 bin şirketten oluşan devasa bir savunma sanayisi altyapısına sahip olmanız da önemli bir avantaj. Büyük, orta ve küçük ölçekli bu şirketler inovasyona büyük önem veriyor; en yeni teknolojileri geliştiriyor ve örneğin Ukrayna savaşında sahadan edinilen dersleri savunma sanayisi üretimine yansıtıyor. Bu da Türkiye'nin savunma sanayisini son derece güçlü kılıyor.
İşte bu nedenle NATO Zirvesi Savunma Sanayi Forumu'nu 7 Temmuz'da Ankara'da düzenleme konusunda son derece kararlıydık. Amacımız elbette yalnızca Türkiye'nin değil, NATO'nun genel savunma sanayisi kapasitesini de ortaya koymak. Ancak böyle bir foruma Türkiye'nin ev sahipliği yapması son derece isabetli bir tercih.
ASELSAN'ı (nisan ayında) ziyaret ettim. Bu şirketi yakından görmek gerçekten çok etkileyiciydi. Ayrıca ASELSAN'ın Türkiye'deki çok sayıda şirketle nasıl işbirliği içinde çalıştığını, Türk savunma sanayisinin Avrupa'nın dört bir yanında ve ABD'li şirketlerle nasıl ortaklıklar geliştirdiğini görmek de son derece etkileyiciydi. Türkiye'nin ABD'de yatırım yapması, ABD'li ve Avrupa'nın diğer ülkelerindeki şirketlerin de Türkiye'ye yatırım yapması güçlü bir işbirliği ortaya koyuyor. Buna ihtiyacımız var çünkü caydırıcılığımızın temelini bu oluşturuyor.
NATO, 360 derecelik bir güvenlik perspektifiyle hareket ediyor, yani tehditlere her yönden bakıyoruz. Bu nedenle önceki sorunuza yanıt verirken Rusya'yı ön plana çıkarmış olsam da terörizm de bu 360 derecelik yaklaşımın önemli bir parçası. Türkiye'nin siyasi ve askeri liderliğinin bu konuda bize sağladığı değerlendirmeler ve bilgiler, İttifakın tamamının güvenliğinin korunması açısından kritik önem taşıyor."
