Merkez bankaları ihtiyat moduna geçti, iş planlarını revize etme zamanıdır
Alaattin Aktaş dünkü yazısında, mart ayındaki akaryakıt zamlarının enflasyonu ciddi biçimde artıracağını ancak bunun yalnızca mart ayı verisiyle sınırlı kalmayıp yılın geri kalanına da yayılacak kalıcı etkiler yaratacağını anlatıyordu. Okumadıysanız okuyun. Alaattin’in yazısı geleceğe ışık tutuyordu.
Gerçekten de TÜFE hesaplamasında akaryakıtın ağırlığı düşük olduğu için doğrudan etki sınırlı görünse de, motorin ve benzin zamlarının taşımacılık, gıda, petrokimya, gübre ve üretim maliyetleri üzerinden dolaylı etkileri çok daha büyük olacak.
Bu nedenle zamlar dursa bile nisan ve sonraki aylarda maliyet geçişleri devam edecek ve enflasyon yükselmeyi sürdürecek. Ayrıca Hürmüz Boğazı gibi tedarik riskleri, enerji ve gübre maliyetleri üzerinden özellikle tarım ve gıda fiyatlarını yukarı itebilir.
Sonuç olarak, Alaattin’in de dikkat çektiği gibi yalnızca mart enflasyonuna bakarak değerlendirme yapmak yanlış olur. Yaşanan maliyet şoku önümüzdeki ayları hatta yılı etkileyerek dezenflasyon sürecinin aksamasına neden olabilir.
Finansmanda beklenen rahatlama gelmeyecek
Tabii bu değerlendirme bizi doğal olarak bir başka soruna, finansmana erişim meselesine götürüyor. Özellikle imalat sanayiindeki binlerce firmanın aylardır sabırsızlıkla beklediği finansman rahatlaması ve uygun koşullu borçlanabilme dönemi gelmeyebilir.
Küresel enerji şoku, bir süredir faiz indirimi yapan merkez bankalarının politikalarını yeniden gözden geçirmesine neden oldu. Bunun açık sinyalleri bankalardan gelmeye başladı. Merkez bankaları İran merkezli yeni jeopolitik risklerin, özellikle petrol ve doğalgaz fiyatlarını yukarı çekerek enflasyon üzerinde yeniden baskı oluşturduğunu görüyorlar.
Bir önceki enflasyon şokunu öngöremeyen merkez bankaları, mevcut şok karşısında daha temkinli bir duruş sergilemeye başladılar. ABD, Japonya, İngiltere, Kanada ve Euro Bölgesi gibi büyük ekonomilerin merkez bankaları geçen haftaki toplantılarında benzer mesajlar verdi. Enflasyon yeniden yükselirse, daha sıkı para politikası uygulanabileceğinin sinyalini verdiler.
TCMB de ihtiyat moduna geçmişti
Temmuzda başlayan faiz indirim sürecine ara veren bizim merkez bankamız da benzer moda geçti.
Geçen hafta Merkez Bankası'nın Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e hitaben yazdığı mektup açıklandı. Neden enflasyon hedefini tutturamadığını anlatıyor, sapmanın nedenlerini açıklıyordu.
Bu mektubu nedense ben önemsiyorum; bir Enflasyon Raporu olmasa bile kritik değerde olduğuna inanıyorum. Hem mektup hem enflasyon raporu hayatımıza enflasyon hedeflemesi ile girdi ama tam anlaşıldıklarını düşünmüyorum. Bırakın vatandaşı, bankacıları ya da akademisyenleri, ekonomi yönetiminde de tam anlaşıldı mı emin değilim? Oysa "hesap verilebilirlik" ilkesi açısından önemli bir dokümandır.
TCMB mektubunda öne çıkanlar
İşte benim bu dört sayfalık mektuba göre enflasyon hedefinin tutturulamamasının ana nedenleri şöyle:
-- Arz yönlü şoklar ve tarım kaynaklı baskılar. Özellikle kuraklık ve don gibi hava koşulları tarımsal üretimi düşürdü, gıda fiyatlarında ciddi artışlara yol açtı. Gıda fiyatlarındaki oynaklık hem doğrudan enflasyonu yükseltti hem de beklentiler üzerinden dezenflasyon sürecini geçici olarak yavaşlattı.
--Firmaların ve sektörlerin fiyat belirleme davranışlarında esneklik olmaması enflasyonun düşüş hızını sınırladı. Maliyetler düşse bile fiyatların aynı hızla gerilememesi, yani “aşağı yönlü katılık”, enflasyonun hedeflenen patikaya yaklaşmasını zorlaştırdı.
--Toplumun farklı kesimlerinde enflasyon beklentileri yıl boyunca gerilese de Merkez Bankası hedeflerinin üzerinde kalmaya devam etti. Bu durum ücret, kira ve fiyat belirleme süreçlerini etkileyerek dezenflasyon sürecinin hızını sınırladı.
--Geçmiş enflasyona endeksleme eğiliminin güçlü olduğu hizmet kalemlerinde fiyat artışları yüksek seyretti. Özellikle kira ve eğitim gibi alanlarda hem geçmiş enflasyona bağlı artışlar hem de önceki dönemlerde uygulanan fiyat sınırlamalarının ardından yapılan telafi zamları, yıllık enflasyonu yukarı çeken önemli bir unsur oldu.
--Enerji, tütün ve su gibi kamu tarafından belirlenen veya yönlendirilen fiyatlarda yapılan artışlar enflasyonu yukarı taşıdı. Buna ek olarak küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar ve jeopolitik gelişmeler de dönemsel maliyet baskıları yaratarak enflasyon hedefinden sapmaya katkıda bulundu.
Geleceğe dair ipuçları
Peki bu mektup geleceğe dair ne gibi ipuçları veriyor?
Mektup aslında sadece geçmişi açıklamakla kalmıyor; aynı zamanda önümüzdeki döneme ilişkin para politikası ve enflasyon görünümü hakkında da sinyaller veriyor. Ya da ben mektubu öyle okumak istedim. Bunları birkaç temel çerçevede okumak mümkün:
--Merkez Bankası açık şekilde “enflasyon görünümünde bozulma olursa daha da sıkılaşırız” mesajı veriyor. Bu, faiz indirim sürecinin otomatik ya da hızlı olmayacağını, veriye bağlı ve temkinli ilerleyeceğini gösteriyor. Yani piyasalar için bir tür “erken gevşeme yok” sinyali olarak yorumladım ben.
--Metinde sadece politika faizinin değil, gecelik faizler, likidite yönetimi ve repo ihaleleri gibi araçların aktif şekilde kullanıldığı vurgulanıyor. Bu da bence gelecekte tek bir araç yerine daha karma ve esnek bir para politikası setinin kullanılmaya devam edeceğine işaret ediyor.
--Beklentilerin hedefe tam yaklaşmamış olması sanki bir mazaret olarak özellikle vurgulanıyor. Bu, önümüzdeki dönemde iletişim politikası, güven inşası ve öngörülebilirliğin Merkez Bankası için en az faiz kararları kadar önemli olacağını gösteriyor.
--Kredi gelişmelerinin yakından izlendiği ve öngörülen patikadan sapma riskine karşı gerekli tedbirlerin devreye alındığının da altı çiziliyor. Bu da kredi büyümesi, mevduat yapısı ve finansal istikrar alanında düzenleyici adımların devam edeceği anlamına geliyor.
--Mektubun genel tonu, enflasyonun düşüş eğiliminde olduğunu ama bunun hızlı değil “kademeli” olacağını gösteriyor. Bütçe açığının sınırlı tutulduğunun özellikle belirtilmesi, para politikası ile maliye politikası arasındaki uyumun korunacağına işaret ediyor. Bu da enflasyonla mücadelede tek başına Merkez Bankası para politikası değil, daha geniş bir politika setinin kullanılacağı anlamına geliyor.
Özetle bu mektup, “Enflasyon düşüyor ama hedeflediğimiz yerde değiliz. Maliye poliitkasının da desteğiyle sıkı, temkinli ve çok araçlı bir politika sürecek,” mesajını veriyor. Oysa enflasyondaki düşüşün daha da belirginleşmesin bağlı olarak faizler yıl boyu gerileyerek, yılın sonlarına doğru daha makul seviyelere inecekti. Ve yatırım için daha uygun bir ortam oluşacaktı.
Eğer bu okuma doğruysa herkes yılın geri kalanı için finansman, maliyet ve yatırım hesaplarını yeniden yapsın.



