TCMB Başkanı Karahan: "Savaş dezenflasyon sürecini olumsuz etkilese de kararlılığımızı değiştirmiyor"

PAYLAŞ
  • Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan Plan ve Bütçe Komisyonu’nda sunuma başladı. Karahan, enerji fiyatları kaynaklı baskıların enflasyonu yukarı çektiğini belirtirken, dezenflasyon hedefinden taviz verilmeyeceğini vurguladı.
  • Kısa vadede savaşın etkileri hissedilirken, orta vadeli görünümün para politikasının sıkılığıyla şekilleneceğini ifade eden Karahan "Savaş dezenflasyon sürecini olumsuz etkilese de kararlılığımızı değiştirmiyor. Önümüzdeki dönemde de tüm para politikası araçlarını temel amacımız olan fiyat istikrarı doğrultusunda kullanmaya devam edeceğiz." dedi.
TCMB Başkanı Karahan: "Savaş dezenflasyon sürecini olumsuz etkilese de kararlılığımızı değiştirmiyor"
Fotoğraf: Reuters

Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan Plan ve Bütçe Komisyonu’nda sunuma başladı. Karahan, özellikle enerji ve ulaştırma hizmetleri başta olmak üzere savaşın maliyet kanalı üzerinden fiyatlar üzerinde belirgin bir baskı oluşturduğunu ifade etti.

Nisan ayı verilerinde bu etkinin net şekilde gözlendiğini belirten Karahan, enerji kaynaklı fiyat artışlarının kısa vadede etkisini sürdürmesini beklediklerini dile getirdi.

Karahan ifadelerine "Savaş dezenflasyon sürecini olumsuz etkilese de kararlılığımızı değiştirmiyor. Önümüzdeki dönemde de tüm para politikası araçlarını temel amacımız olan fiyat istikrarı doğrultusunda kullanmaya devam edeceğiz." ifadeleriyle başladı.

"Enerji̇ kaynaklı enflasyon etki̇leri̇ni̇n kısa vadede devam edeceği̇ni̇ düşünüyoruz"

Karahan'ın açıklamaları şu şekilde:

"Küresel ticaret politikası belirsizliği gerilerken jeopolitik riskler yükselmiştir. Küresel ekonomik görünüme ilişkin halihazırda süregelen belirsizliğin, jeopolitik gelişmeler kaynaklı olarak belirgin şekilde yükseldiğini görüyoruz. Şubat ayı sonunda başlayan ABD İsrail-İran Savaşı ile enerji fiyatları keskin bir şekilde arttı.

Hürmüz Boğazı’nın kapatılması küresel enerji arzı açısından risk oluşturmakta. Öncü göstergeler küresel iktisadi faaliyette yavaşlama, girdi maliyetlerinde artış ve tedarik zincirlerinde aksamalara işaret ediyor. Jeopolitik gelişmeler enerji emtia fiyatlarının belirgin bir şekilde artmasına neden olmuştur.

Mevcut durumda, enerji fiyatları yüksek düzeyini koruyor. Gerek ham petrol gerekse doğal gaz fiyatları savaş öncesi düzeylerin oldukça üzerinde seyrediyor. Petrol fiyatlarındaki oynaklık son dönemde azalmış olsa da tarihsel ortalamasının üzerinde. Enerji fiyatları kadar yüksek olmamakla birlikte, endüstriyel metal ve tarımsal emtialar kaynaklı olarak enerji dışı fiyatlar da artıyor.

Küresel büyümenin 2026 yılında belirgin şekilde yavaşlaması beklenmektedir. Küresel ekonomi önemli bir negatif arz şoku ile karşı karşıya. Daha da yükselen küresel belirsizlik tüketici ve üretici güvenini olumsuz etkiliyor. Başta savaş bölgesinde yer alan ülkeler olmak üzere, birçok ekonomide büyüme
öngörülerinin aşağı yönde güncellendiğini görüyoruz.

2026 yılında küresel büyümenin belirgin şekilde ivme kaybetmesi bekleniyor. Buna bağlı olarak Türkiye’nin dış talebinin de zayıflayacağını öngörüyoruz. Politika faiz fiyatlamaları son dönemde artış göstermiştir. Enerji fiyatlarına bağlı olarak manşet enflasyon küresel ölçekte artmakla birlikte,
bu duruma küresel anlamda para politikalarının ilk tepkisi sınırlı oldu. Buna karşın gelişmiş ülkelerde daha önce beklenen faiz indirimlerinin ötelendiğini görüyoruz.

Fed’in yıl boyunca politika faizini değiştirmeyeceği fiyatlanırken, ECB’nin ise yılın ikinci yarısında politika faizini artırması bekleniyor. Bundan sonraki süreçte; savaşın gelişimi, enerji nakliyatındaki aksamaların boyutu ve süresi belirleyici olacak.

Enerji arzına ilişkin aksamaların sürmesi durumunda fiyat artışlarının ikincil etkilerini kontrol altına almak ve beklentileri çıpalamak için küresel ölçekte daha güçlü bir para politikası tepkisi gerekebilir.

Son dönemde hisse senedi piyasalarından portföy çıkışları gözlenmektedir. Son dönemde artan belirsizliğe bağlı olarak gelişmekte olan ülke piyasalarından portföy çıkışları gözleniyor. Savaşın seyrinin yanı sıra, 2026 yılı boyunca gelişmiş ülkelerin izleyeceği para politikası da küresel risk iştahı ve portföy hareketleri üzerinde etkili olma potansiyeli taşıyor.

"Beli̇rgi̇n bi̇r düşüş yaşanmakla bi̇rli̇kte enflasyon yüksek seyri̇ni̇ korumakta"

Saygıdeğer Milletvekilleri, şimdi sizlerle, yurt içi makroekonomik gelişmelere ilişkin tespitlerimizi
paylaşmak istiyorum.

Talep kompozisyonu dezenflasyon sürecini desteklemiştir. Sıkı para politikamızın hedeflenen bir sonucu olarak, talep kompozisyonunda dengeli seyir devam etmekte. Nitekim 2025 yılında tüketimin büyümeye katkısının 2023 yılına kıyasla, belirgin olarak gerilediğini, yatırımların katkısının ise devam ettiğini görüyoruz. Küresel ticareti sınırlayıcı tarife ve korumacı önlemlerin etkisiyle 2025 yılında net ihracatın katkısı negatife dönse de sıkılaştırma öncesine göre daha dengeli bir resim mevcut."

Şubat itibarıyla sanayi üretimi yatay seyrederken hizmet üretimi artmıştır. Yılın ilk çeyreğine dair göstergelere bakacak olursak; 2025 yılının üçüncü çeyreğinde gerileyen sanayi üretiminin, takip eden iki
çeyrekte yatay bir seyir izlediğini, Oynaklığı yüksek sektörler dışlandığında ise ilk çeyrekte sınırlı olarak gerilediğini görüyoruz.

Diğer yandan, hizmet üretiminin şubat ayı itibarıyla ilk çeyrekte artış gösterdiğini izliyoruz. Bu dönemde, ulaştırma ve konaklama gibi hanehalkı talebiyle daha yakından ilişkisi olan alt kalemlerde ise hizmet üretimi azaldı.

Kapasite kullanımı zayıf seyretmektedir. Kapasite kullanım oranı yılın ilk çeyreğinde sınırlı olarak arttı. Nisan ayında ise yatay seyir izledi. Kapasite kullanım oranı tarihsel ortalamasının altındaki seyrini sürdürüyor.

İşgücü piyasası manşet işsizlik oranının ima ettiğine kıyasla daha az sıkıdır. İşgücü piyasasında, ilk çeyrekte manşet işsizlik oranının sınırlı gerilediğini görüyoruz. Buna göre işsizlik oranı geçmiş dönem ortalamalarının oldukça altında seyrederken, geniş tanımlı göstergeler ise yüksek seviyesini koruyor. İlan başına başvurulara dair derlediğimiz veriler de yüksek seyrediyor.

Talep göstergeleri iktisadi faaliyette yavaşlamaya işaret etmektedir. Talep koşullarına gelirsek, altın hariç bakıldığında perakende satışların önceki çeyreğin sınırlı altında arttığını görüyoruz.

Trendinden arındırıp baktığımızda ise perakende satışlardaki ivme kaybı daha belirgin. Çeyreklik olarak yatay seyreden kart harcamaları da talepteki yavaşlamayı teyit ediyor.

Jeopolitik gelişmelere rağmen dış ticaret açığı ılımlı seyretmektedir. İktisadi faaliyet kapsamında, nisan ayı dış ticaret verilerinden de bahsetmek isterim.

Küresel ticaret ve jeopolitik koşullardaki zorluklara rağmen nisan ayında ihracatta artış, ithalatta ise azalış gerçekleşti. Ortadoğu ülkelerine yapılan ihracat kısmen toparlanırken, Afrika, Avrupa Birliği ve Kuzey Amerika ülkelerine ihracat arttı.

Yüksek fiyatlar nedeniyle enerji ithalatının artmasına karşın, altın ve enerji hariç ithalatta düşüş gözlendi. Böylelikle dış ticaret açığı nisan ayında ilk çeyreğe kıyasla geriledi. Tüketim malı ithalatının da yıl başından bu yana gerilemekte olduğunu izliyoruz.

Cari işlemler açığı ilk çeyrek itibarıyla tarihsel ortalamalarının altındadır. Enflasyon görünümüne geçmeden önce, cari işlemler dengesi gelişmelerine de kısaca değinmek istiyorum. Cari açık yılın ilk çeyreğinde, dış ticaret ve hizmetler dengesindeki görünüme bağlı olarak artmakla birlikte, millî gelire oran olarak tarihsel ortalamaların altında kalmayı sürdürdü.

Savaşın enerji fiyatlarında tetiklediği hızlı yükseliş, mart ayında enerji ithalatında belirgin artışa neden oldu.

Bir önceki çeyreğe göre gerileyen altın ithalatı cari dengeye pozitif katkı verdi. Ancak, korumacı önlemlerin halihazırda küresel talep üzerinde oluşturduğu aşağı yönlü risklere, jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki artışın faaliyeti sınırlayıcı ikincil etkileri kaynaklı riskler de eklendi. Bu gelişmeler yılın geri kalanında dış ticaret açığı üzerinde yukarı yönlü baskıyı artırıyor.

2026 yılında cari açığın millî gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Bununla birlikte jeopolitik gelişmelerin seyri her iki yönde de belirsizlik içeriyor.

Saygıdeğer Milletvekilleri, Şimdi sizlerle enflasyon görünümüne ilişkin güncel değerlendirmelerimizi
paylaşmak istiyorum.

Nisan ayında yıllık enflasyon yüzde 32,4 olmuştur. Nisan ayı itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu yüzde 32,4 seviyesinde gerçekleşti. Mayıs 2024’te ulaşılan zirve ile kıyaslandığında, enflasyonda belirgin bir düşüş aşanmakla birlikte enflasyon yüksek seyrini korumakta.

Enflasyonun ana eğiliminde bir miktar yükseliş gözlenmektedir. Enflasyonun yakın dönemdeki seyrini değerlendirmek için ana eğilim göstergelerine başvuruyoruz. Yıllık enflasyon, geçmiş dönem artışları
bünyesinde barındırdığından, yakın dönem görünümü yeterince yansıtmayabiliyor.

Göstergelerin son üç aylık ortalamaları enflasyonun ana eğiliminde bir miktar yükselişe işaret ediyor. Enflasyon çekirdek gruplarda gerilerken gıda ve enerjide yükselmiştir.

Nitekim yılın ilk dört ayındaki fiyat artışlarına baktığımızda, geçen yıla kıyasla enflasyonun temel mal ve hizmet gibi çekirdek gruplarda yavaşladığını, ancak gıda ve enerjide yükseldiğini görüyoruz.

Yılın ilk aylarında gıda grubu enflasyona arttırıcı yönde katkıda bulundu. Kasım ayında mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklarla sert bir düşüş gösteren sebze fiyatları, olumsuza dönen hava koşulları sonucunda ocak ve şubat aylarında belirgin biçimde yükseldi.

Diğer yandan mart ve nisan aylarında jeopolitik gelişmelerle yurt içi enerji fiyatlarında kayda değer artışlar görüldü.

Buna karşın, para politikasındaki sıkı duruşun etkisiyle hizmet ve temel mal gibi gruplarda yavaşlama devam ediyor.

Nisan ayı özelinde ise tüketici enflasyonunun seyrinde enerji, gıda ve giyim fiyatları öne çıktı. Bu dönemde yurt içi enerji fiyatları, birazdan detaylarını paylaşacağım üzere, belirgin bir oranda arttı. Akaryakıt fiyat gelişmelerinin etkisiyle ulaştırma hizmetlerinde fiyat artışları güçlü seyretmeye devam etti.

Mart ayında görece ılımlı seyreden gıda fiyatları nisan ayında tekrar hızlandı. Temel mal enflasyonu tarafında ise yükselen giyim grubu fiyatları öne çıktı. Ayrıca petrol fiyatlarındaki artışın yansımasıyla petrokimya ürünleri ile bağlantısı güçlü olan kalemlerde de fiyat artışları izlendi.

Enerji enflasyonu jeopolitik gelişmelerin etkisiyle yükselmektedir. Enflasyonun son dönemdeki seyrinde öne çıkan enerji enflasyonuna daha detaylı değinmek istiyorum.

2026 yılı şubat ayı sonunda Orta Doğu’da başlayan gerilim, negatif arz şoklarına yol açarak enflasyonist baskıları artırdı.

Yurt içi enerji fiyatları, petrol ve doğalgaz fiyatları öncülüğünde hızlandı. Sol panelden izleyebileceğiniz üzere, yavaşlama eğiliminde olan enerji yıllık enflasyonu son iki ayda 19 puan artış gösterdi.

Tetiklenen maliyet artışları sonucunda, elektrik ve doğal gaz tarifelerinde güncellemeye gidildi. Özellikle doğal gazda, meskenler için fazla tüketim yapan hanelerin daha yüksek ödediği kademeli fiyat uygulamasına geçilmesiyle fiyat artışı belirgin oldu.

Ham petrol fiyatlarındaki artışların tüketici fiyatlarına olan etkisini sınırlamak üzere akaryakıt ürünlerinde eşel mobil sistemi devreye alındı. Eşel mobil sistemi, petrol fiyatlarındaki artışların enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırladı.

Bu etkiyi anlamak için ortalama Brent petrol fiyatının 85 dolara çıktığı bir senaryo düşünelim. Eşel mobilin olmadığı bir durumda bu şok 12 aylık bir dönem sonunda yıllık enflasyonu 4,5 puan kadar yükseltir. Eşel mobille bu şokun enflasyon üzerindeki etkisi 1,3 puana geriliyor.

Bununla birlikte, eşel mobilin etkisinin petrol fiyatlarının seviyesine bağlı olarak değişkenlik gösterebildiğini not etmek gerekir. Özellikle içinde bulunduğumuz dönem gibi büyük şok dönemlerinde, motorindeki fiyat artışları, küresel rafineri marjlarının seyriyle, ham petrol fiyatlarının ima ettiğinden olumsuz yönde ayrışabiliyor.

Kira ve eğitim kalemlerinde azalan katılık dezenflasyonu desteklemiştir. Bu noktada, ana eğilimin önemli bir bileşeni olan hizmet enflasyonu üzerinde durmak istiyorum.

2025 yılında hizmet enflasyonunun yüksek seyrinde kira ve eğitim hizmetleri önemli oldu. Bu iki kalemde de geçmiş enflasyona endeksleme eğiliminin rolü yüksek. Bununla birlikte, son bir yıllık dönemde her iki kalemde de enflasyonda önemli düşüşler yaşandığının altını çizmek gerekir. Bu durum, birazdan anlatacağım gibi hizmetlerde süregelen ataletin güç kaybetmeye başladığını haber veriyor. Kira ve eğitim dışında kalan hizmet kalemlerinde ise tüketici enflasyonuna daha yakınsamış bir resim göze çarpıyor. Bu bağlamda, hizmet enflasyonu üzerinde önümüzdeki dönemde etkili olabilecek bazı unsurlara değinmekte fayda var.

"Geri̇li̇mi̇n ne kadar süreceği̇ enflasyon görünümü açisindan kri̇ti̇k bi̇r ri̇sk unsuru"

Jeopolitik gelişmelerin enflasyon görünümü üzerindeki olası ikincil etkileri önem taşıyacaktır. Bu bölümde son olarak, enflasyon beklentilerinin seyrine ve öne çıkan risklere değinmek istiyorum.

Bir önceki sunum dönemi ile kıyasladığımızda, enflasyon beklentilerinin arzu ettiğimiz ölçüde gerilemediğini görüyoruz. Yılın ilk aylarında gıda fiyatları yüksek seyretti; sonraki dönemde ise Orta
Doğu'daki gelişmeler, enflasyon görünümü üzerinde belirsizliğe yol açtı. Buna istinaden enflasyon beklentilerinde bozulma izledik. Bu dönemde jeopolitik gelişmelerin olası ikincil etkileri önem taşımakta. Gerilimin ne kadar süreceği enflasyon görünümü açısından kritik bir risk unsuru.

Saygıdeğer Milletvekilleri, konuşmamın bu bölümünde para politikası duruşumuz ve finansal koşullar
hakkında bilgi vereceğim.

Sıkı parasal duruş korunmaktadır. 2026 yılı ocak ayında, para politikası adımlarımızın büyüklüğünü gözden geçirdik ve politika faizini 100 baz puanlık bir indirimle yüzde 37 seviyesine getirdik.

Ancak, şubat ayı sonunda Orta Doğu’da başlayan gerilim kaynaklı artan belirsizlikler, konuşmamın başında vurguladığım gibi, ham petrol, doğal gaz ve emtia fiyatlarında yüksek oynaklıklara ve artışa neden oldu.

Söz konusu unsurların enflasyon görünümü üzerinde oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla zamanlı bir şekilde bazı tedbirler aldık. Bu kapsamda, 2 Mart itibarıyla bir hafta vadeli repo ihalelerine ara vererek ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin yüzde 40’ta oluşmasını sağladık.

Ayrıca, döviz piyasasının sağlıklı çalışması, döviz kurlarında gözlenebilecek oynaklıkların engellenmesi ve döviz likiditesinin dengelenmesi amacıyla Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerine başladık. İvedilikle attığımız bu adımlar, piyasa oynaklıklarının sınırlı kalmasında etkili oldu.

Devam eden süreçte, Türk lirası ve döviz piyasalarına ilişkin adımlarımızı sürdürdük. Mart ayı başında likidite senedi ihraç ettik. Bankaların Türk lirası ve döviz likidite yönetimlerine katkıda bulunmak amacıyla 31 Mart tarihinden itibaren geleneksel yöntemle alım yönlü swap ihaleleri ile Türk lirası fonlama yapmaya başladık.

Bu süreçte enflasyon görünümü üzerinde oluşabilecek riskleri sınırlamak amacıyla sıkı politika duruşumuzu koruyarak mart ve nisan aylarında politika faizini sabit tuttuk.

Sıkı parasal duruş makroihtiyati tedbirler ve likidite yönetimi ile desteklenmektedir. TL mevduat, kredi büyümesi ve likidite yönetimi odaklı makroihtiyati tedbirleri sıkı parasal duruşumuzu desteklemek üzere uygulamaya devam ediyoruz. TL mevduat payını artırmayı hedefleyen düzenlemeleri finansal koşullara göre revize ederek uyguluyoruz.

KKM hesaplarının açılması ve yenilenmesi uygulamasını 2025 yılında sonlandırmıştık. Bu hesaplarda çok sınırlı bir bakiye kaldı. Kredi büyümesindeki dalgalanmaları yönetmek için büyüme sınırlarını
kullanıyoruz. Son dönem jeopolitik gelişmeler sonrasında olduğu gibi aktif likidite yönetimi
politikamız ile parasal aktarım mekanizmasını güçlendiriyoruz.


Kredi ve mevduat faizleri TCMB faiz kararları ile uyumlu hareket etmektedir. 2025 yılının ikinci yarısından itibaren politika faizinde yapılan indirimler, şubat ayı sonundaki jeopolitik gelişmelere kadar olan dönemde mevduat ve kredi fiyatlamalarına beklentilerimiz ölçüsünde yansıdı. Bu dönemde politika faizinde 9 puan indirim yapılırken kredi ve mevduat faizlerindeki düşüş 9-10 puan arasında gerçekleşti.

Son dönemde, aldığımız kararlar sonucunda ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti 3 puan arttı. Bu dönemde TL ticari kredi ve mevduat faizleri 3 puan, tüketici kredisi faizleri ise yaklaşık 4 puan yükseldi. Yurt içi yerleşiklerin TL tercihi güçlü kalmaya devam etmektedir.

2023 yılının ağustos ayında yüzde 30 seviyelerinde olan TL payı, uyguladığımız politika çerçevesinin etkisiyle 2024 yılının sonlarında yüzde 60 seviyelerine yükseldi.

2025 yılından itibaren ise kıymetli maden fiyatlarındaki hızlı yükseliş ve artan jeopolitik riskler sonucunda TL payı zaman zaman dalgalanmakla birlikte sıkı para politikası duruşumuz yurt içi yerleşiklerin TL mevduat tercihinin korunmasında rol oynadı.

Nitekim TL mevduatın payı yüzde 59 ile tarihsel ortalamasına yakın seviyede kalmaya devam ediyor. Yatırım fonlarını da dahil ettiğimizde bu görünüm değişmiyor.

Hanehalkı döviz talebi son dönemde sınırlı kalmıştır. Yaşanan jeopolitik gelişmeler sırasında hanehalkında döviz talebi oluşmadı.

Mart ayının son haftasında altın fiyatlarında görülen hızlı gerileme, hanehalkının altın talebinde bir yükselişe yol açtı.

Ancak takip eden dönemde altın fiyatlarının daha dengeli bir patikaya oturmasıyla birlikte bu talebin sona erdiğini görüyoruz. Döviz tarafında ise satış eğilimi devam ediyor.

"Kredi̇ büyümesi̇ndeki̇ yükseli̇şi̇n ti̇cari̇ kredi̇lerden geldi̇ği̇ni̇ görüyoruz"

Kredi büyümesi bir miktar artarken kompozisyonda TL lehine gelişim korunmaktadır. Toplam kredi büyümesinde 2025 yılının aralık ayından itibaren bir miktar artış görüldü. Bu gelişmede bankaların bilanço dönemleri gibi bazı mevsimsel faktörlerin de etkisi bulunuyor.

Bununla birlikte kredi büyümesi kompozisyonunda TL lehine gelişim korunuyor. Son iki çeyrekte ticari kredi büyümesi bir miktar hızlanmıştır. Kredi büyümesindeki yükselişin ticari kredilerden geldiğini görüyoruz. 2025 yılı son çeyreğinden itibaren TL ticari krediler önceki ayların üzerinde bir
performans sergileyerek aylık ortalama yüzde 3’ün üzerinde büyüdü. OYP ticari kredilerde dönemsel kullanımların da etkisiyle benzer şekilde büyüme oranı önceki dönemlerin üzerinde gerçekleşti.

Ticari kredi büyümesinin dezenflasyon patikası ile uyumlu seyrini sağlamak amacıyla, ocak ayında yabancı para kredi büyüme sınırını düşürdük.

Kredi kartı ve ihtiyaç kredisi büyümesi yavaşlarken konut kredisi büyümesi hızlanmıştır. 2025 yılında güçlü seyreden bireysel kredi büyümesi 2026 yılında atılan adımların etkisiyle bir miktar geriledi.

Büyüme kompozisyonu ise iyileşti. İhtiyaç ve kredi kartı büyümeleri gerilerken konut kredisi büyümesi hızlandı. Bu gelişme iç talepteki dengelenmeye ve finansal sistemde aktif kalitesi
risklerinin yönetilmesine katkı verecektir.

TGA oranları genel olarak tarihsel ortalamaların altındadır. Ticari ve bireysel kredilerde TGA oranları bir miktar artmakla birlikte ticari kredilerde tarihsel ortalamasının altında kalmaya devam ediyor. Bireysel taraftaysa kredi kartı borçlarında TGA oranı tarihsel ortalamasına yakınken, ihtiyaç kredilerinde…

Saygıdeğer Milletvekilleri, Jeopolitik gelişmelerin de neden olduğu arz şokları dezenflasyon sürecini
olumsuz etkiliyor. Ancak bu durum fiyat istikrarına ulaşma yolundaki kararlılığımızı değiştirmeyecek. Yaşanan gelişmelerin orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki yansımaları değiştirmeyecek. Yaşanan gelişmelerin orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki yansımaları para politikası duruşumuzla şekillenecek. Bu bağlamda, fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunu sürdüreceğimizi
belirtmek isterim. Çünkü, unutmamalıyız ki fiyat istikrarı, sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah
artışı için ön koşuldur."