TÜSİAD'ın eski başkanı Turan ve YİK Başkanı Aras'a hapis cezası
- TÜSİAD eski başkanı Orhan Turan ile TÜSİAD YİK Başkanı Ömer Arif Aras'a 1 yıl 3 ay 18 gün hapis cezası verildi. Ceza hükmünün açıklanması geri bırakıldığı için uygulanmayacak.
TÜSİAD'ın eski yöneticilerinin yargılandığı davada karar açıklandı.
TÜSİAD eski Başkanı Orhan Turan ile TÜSİAD YİK Başkanı Ömer Arif Aras'a 1 yıl 3 ay 18 gün hapis cezası verildi.
İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmasına tutuksuz sanıklar Mehmet Ömer Arif Aras, Orhan Turan ve avukatları katıldı. Sanıklar mütalaaya karşı savunma yaparak beraatlarını talep ettiler.
Mahkeme, sanıklar Orhan Turan ve Ömer Aras’ın ‘Zincirleme şekilde adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs" suçundan beraatine karar verirken, 'Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma' suçundan 1 yıl 3 ay 18 gün hapis cezasına hükmetti.
Ceza hükmünün açıklanması geri bırakıldığı için uygulanmayacak.
İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, sanıklar Aras ve Turan'ın Türkiye genelinde hukuki güvenliğin olmadığını, vatandaşların Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne yönelik güven probleminin olduğunu, bu sebeple huzursuzluğun bulunduğunu, tutuklama iş ve işlemlerinin hukuksuz olduğunu, kayyum atama iş ve işlemleri ile gözaltı, tutuklama gibi hukuki tedbirlerin toplumda güveni sarstığını beyan ettikleri öne sürülüyor.
İddianamede, sanıkların içeriğini bilmedikleri siyasi, hukuki, adli ve idari olaylarla ilgili değerlendirmede bulunarak, telkin ve yönlendirici mahiyetteki yanıltıcı ve dezenformasyon içerikli bilgileri yaydıkları ileri sürüldü.
Aras'ın konuşmasının TÜSİAD'ın internet sitesi üzerinden görüntülü ve yazılı şekilde yayınlandığı belirtilen iddianamede, sanıkların konuşmalarını ekonomi alanında bulunduğu konum ve kariyerleri ile birçok üyesi bulunan derneğin başkanlık makamında bulunmalarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle gerçekleştirmeleri nedeniyle eyleminin etki alanını genişlettikleri iddia ediliyor.
İddianamede, sanıkların beyanlarının düşünce ve kanaat (ifade) özgürlüğü açıklama sınırlarını aştığı, haber ya da bilgi verme hakkı kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı öne sürülerek, sanıkların ayrıca toplumun doğru haber veya bilgiyi alma ve erişme hakkını yanıltıcı bilgiler aracılığıyla engelledikleri, içeriğini bilmedikleri ve toplumun genelini ilgilendiren olaylara ve adli işlere ilişkin bilgileri sırf halk arasında endişe ve panik yaratmak amacıyla söyledikleri iddia ediliyor.
Sanıkların sözlerinin ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığıyla ilgili olduğu, bu kapsamda eylemlerinin kamu barışını bozmaya elverişli olduğu öne sürülen iddianamede, sanıklar tarafından siyasi, ekonomik ve ticari konularda toplumu manipüle etmek amacıyla gerçeğe aykırı veya yanıltıcı bilgiler verildiği iddia ediliyor.


