DEİK'ten AB ile tam üyelik için "dip dalga" girişimini hızlandırıyor
- FT'de yayımlanan ve AB liderlerini harekete geçmeye davet eden mektubun ardından önemli AB ülkelerinde devam eden mektup serileri, BCG ile yapılan çalışma, gerçekleştirilen kritik temaslar ve hükümet liderlerinden randevu talepleriyle AB'ye tam üyelik çalışmaları hızlandırılıyor.
- DEİK Başkanı Nail Olpak ve DEİK Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Yalçındağ, hızlandırılan girişimlerle ilgili basınla bir buluşma gerçekleştirdi. Tam üyelik masasının kurulması için 2026 sonunu hedef koyduklarını belirten DEİK yönetimi, bundan sonra tılacak adımları da anlattı.
- DEİK-BCG ortaklığında Türkiye-Almanya için yeni ekonomik fırsatlar ve gelişim alanlarını içeren raporun sonuçlarının da paylaşıldığı buluşmada, uzun süre rafta görünen AB ile tam üyelik süreci konusunda tam gaz hareket geçmek için yeni koşulların oluştuğuna, oturulacak olan masanın da eski masa değil Avrupalı liderler ile birlikte kurulacak bambaşka bir masa olacağı ve bu masada yepyeni gündemlerin yer alacağına dikkat çekildi.
DEİK, AB'ye tam üyelik için faaliyetlerini hızlandırıyor. Dünyanın en prestijli iş dünyası yayınlarından biri olan FT'de 26 iş konseyinin liderlerinin imzasıyla AB liderlerine açık mektup yayınlamıştı. 31 Ocak 2026 tarihli mektupta AP Başkanı Roberta Metsola, Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen'e hitap edilirken, içeriğinde ise Avrupa Bilriği'nin karşı karşıya olduğu derin sorunlara yanıtının temel boyutlarından birinin, Türkiye’nin AB’nin gerçek bir küresel güç olma yolundaki istikrarlı ilerlemesine tam entegrasyonunda yattığına dikkat çekildi.
Türkiye-AB ilişkilerinde bir paradigma değişikliğinin önerildiği mektupta; Türkiye’nin katılım sürecini durduran mevcut verimsiz metodolojiyi yeniden gözden geçirmenin zamanının geldiği belirtilirken, jeopolitik olarak parçalanmış bir dünyada Avrupa rekabetçiliğinin, güncellenmiş bir AB-Türkiye Gümrük Birliği ile de artırılacağına dikkat çekildi. AB'nin liderleri bu konuda cesur adımlar atmaya davet edildi.

Bu mektup ve DEİK tarafından atılan bazı önemli temaslar ve çalışmalar, Avrupa Birliği'nin önemli ülkelerinin liderlerinin Türkiye - Avrupa Birliği ilikileriyle ilgili sıcak mesajlar veren kritik açıklamaları sırasında geldi. Mektubun içeriğine çok yakın başka mektuplar da Almanya’da Bild, Polonya’da Rzeczpospolita, Belçika’da da De Tijd gazetelerinde ülke liderlerine hitaben 8 Mayıs’ta yayımlandı. Diğer ülkelerde de önümüzdeki günlerde yayımlanması hedeflenen açık mektup serisi, AB’nin en büyük altı ekonomisi olarak ifade edilen ve "E6" ülkeleri olarak bilinen Almanya, Fransa, Hollanda, İspanya, İtalya ve Polonya’nın yanı sıra AB’nin kurucu üyelerinden Belçika’yı kapsıyor.

Boston Consulting Group (BCG) ile bir de çalışma yapan DEİK, bu çalışmanın sonuçlarını da paylaştı. Özellikle İspanya ile giderek yakınlaşan ilişkiler, Von Der Leyen'in Türkiye ile ilgili Avrupa'dan dışlama algısı yaratan açıklamalarına AB cephesinden gelen "yanlış anlaşıldı" yanıtı, AB Genişleme Komiseri Marta Kos'un Leyen'in açıklamalarını "Türkiye MERCOSUR'dan daha önemli" sözleriyle eleştirmesi, AB Türkiye Komisyonu Başkanı Aivo Orav'ın "Türkiye Avrupa için hayati bir ortaktır" açıklaması, AB Komisyonu'nun eski başkanı Charles Michel'in Ursula Von Der Leyen'i "Avrupa çifte standartlarla güçlenemez" sözleriyle eleştirmesi, Belçika Kraliçesi Mathilde'nin Türkiye'ye üst düzey heyetle ziyareti gibi konuların üstüste gelmesi ve Avrupa'nın dibindeki coğrafyalarda yer alan Türkiye'nin birliğin savunma stratejisi için kritik bir kolaylığı fiilen sağlıyor olması Türk iş dünyasını bir süredir gündemden düşmüş olan AB-Türkiye tam üyelik müzakerelerini yeniden gündemin başına sabitlemeye itti. 2024'ten bu yana bu sürecin canlanması için kritik adımlar atan DEİK'in Başkanı Nail Olpak, gazetecilerle gerçekleştirdiği buluşmada "Neden şimdi" sorusuna "Zamanı şimdi geldiği için" yanıtını veriyor.
Olpak, "Şartlar bugün bunu çok daha mümkün kıldığı için. Sadece güvenlik değil, genel anlamda şartlar da bunu yapmayı gerektirdiği ve ortam elverişli olduğu için.
Almanya Dişlileri bakanı ile Sayın Fidan’ın toplantısı sonrasındaki açıklamalarda bugüne kadar dile getirilmeyen cümlelere dikkatinizi çekerim. Marta Kos’un açıklamaları ve daha önceki bir açıklamasının arkasından dün Cumhurbaşkanımız Erdoğan ile telefon görüşmesinden sonra Von der Leyen’in açıklamalarına bakalım. Hakan Fidan Bakan bunun sinyalini vermişti.

Olpak: Bir şeyler geliyor
Ortadoğu’da kimin kiminle beraber hareket ettiğine bakalım. ABD-İsrail/İran savaşı bir turnusol elbette. Burada Suud-BAE ikilisinden Türkiye-Suud-Pakistan ve Katar ile Mısır’ın da beraber hareketine bakalım.
Kıbrıs eksenli gruplaşmaların geldiği son dönemece bakalım. İspanya dışında, İtalya’nın tavrına, Almanya’nın yanısıra Fransa ile yaşanan son gelişmelere iyi bakalım.
Evet, bir şeyler geliyor. Biz bunu geçen yıl gördük ve harekete o zaman geçtik.
ABD ile Çin’in kavga eksenli paylaşım süreçlerini iyi okuyalım. Trump’ın Çin seyahatinin hemen arkasından Putin’in Çin seyahati de olacak.
"FT mektubumuzdan çok önemli geri dönüşler aldık"
Peki çalışmamızdan sonuç almak mümkün mü?
Hayatta denenmeyen hiç bir şeyden sonuç almak mümkün değil ve biz Türk İş Dünyası ile tekrar tarihe not düşüyoruz. Sonrasını hep birlikte göreceğiz, ama ilerde kimse bize dönüp te, tam da fırsatıydı, neredeydiniz diyemeyecek, tabi ki hedef sadece bunu elde etmek değil.
Herkesle birlikte yürütülen bir projede sonuç olumlu olursa, zaten herkes, onu biz yapmıştık, orada şunları yapmıştık diye sahiplenir, olsun, sonu güzel olsun da, sorun değil…
Önce FT’de tam sayfa AB liselerine mektubumuz. Ki çok olumlu geri dönüşler aldık o kanattan.
Sonra aynı mesajı, küçük ülke bazlı ilaveler yaparak, 9 Mayıs AB günü dolayısıyla Almanya, Polonya ve Belçika’da o ülkelerin siyasi liderlerine kendi dillerinde tam sayfa gazete ilanlarımız. Ki Belçika Kraliçesinin ziyareti öncesine denk gelmesi de ayrı bir başlık.
İtalya, İspanya, Hollanda, Fransa ile devam edeceğiz. Yani U6 ülkeleri ve Belçika şeklinde.
Hem Türkiye’de hem de AB tarafında, akademi dünyası, İş dünyası örgütleri, ilgili kamu otoriteleri ile yoğun ve sıcak iletişim içindeyiz bu uzun ince yolda ve yıl boyunca da devam edeceğiz.
Bu arada, geçen yıl Ekim ayında Brüksel Egmont Sarayında yaptığımız AB toplantımızı artık periyodik olarak yapacağız ve bu yıl da 13 Ekim’de orada olacağız" dedi.
Son zamanlarda Türkiye'nin AB ile olan ilişkilerinde yaşadığı sorunları AB ülkesi olan her ülke ile olan etkinlikte gündeme getirdiklerini ve getirmeye devam edeceklerini söyleyen Olpak, "Gümrük Birliği'nin modernizasyonu, vize sorunları, tır kotaları gibi sorunları ve olası iş birliği alanlarımızı gündeme getiriyorduk. Ancak bu sene çok daha proaktif bir yaklaşımla ilişkilerimizi yeni bir zemine oturtmamız gerektiği düşüncesiyle daha stratejik çalışmalar yürütüyoruz. Amacımız artık tam üyelik. Bu sadece ülkemizin lehine olan değil Avrupa’nın de mevcut sorunlarını çözecek bir adım olacaktır.
Türkiye'nin AB’ye tam üyeliğinin Avrupa’nın stratejik özerkliğine ve küresel güvenliğine katacağı değer ortadadır. Türkiye-AB ilişkilerinde "paradigma değişimi" gerekiyor. Tam üyelik perspektifinin canlı tutulması, Avrupa’nın jeopolitik geleceği için vazgeçilmez bir stratejik zorunluluktur. Ticari diplomasimizin temelinde yatan güçlü iş birliği anlayışımız, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik vizyonunu destekleyen en somut yapıdır. Hedefimiz, ekonomik bütünleşmeyi tam üyelik rotasında kalıcı bir stratejik ortaklığa dönüştürmek. Türkiye-AB ilişkilerinin; stratejik ortaklık, ekonomik entegrasyon çerçevesinde güçlenmesi gerektiğini, bu durumun her iki tarafın çıkarına olduğunu vurguluyoruz.
Küresel düzen; jeopolitik parçalanma, teknolojik dönüşüm, yapay zekâ, enerji dönüşümü, tedarik zinciri rekabeti ve giderek daha kırılgan hâle gelen güvenlik ortamı çerçevesinde yeniden şekillenmektedir. Bu yeni dönemde Avrupa’nın stratejik ağırlığı ve küresel rekabet gücü; daha geniş bir vizyon geliştirme, daha hızlı hareket etme ve daha güçlü ortaklıklar tesis etme kapasitesine bağlı olacaktır. Türkiye bu denklemin ayrılmaz bir parçasıdır." dedi.
DEİK: AB ile aynı masaya değil yepyeni bir tam üyelik masasına oturacağız
Elbette Türk iş dünyasının başlatmaya çalıştığı ve Avrupa Birliği içerisindeki iş örgütlerini de destekçi kılmayı hedefleyen bu dip dalgaya karşılık hafızalarda daha önce açılan kapanan fasıllara karşılık, açılıp kapanamayan ve dönüp dolaşıp demokratikleşme, Kıbrıs meselesi gibi noktalarda tıkanan tam üyelik görüşmeleri bir köşede duruyor. Bu defa ne farklı olacak sorusuna Nail Olpak ve DEİK Türkiye Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, her şeyin farklı olduğu yanıtını veriyor.
Bu çabaların "Türkiye yıllar önce kalktığı tam üyelik masasına geri dönüyor" şeklinde algılanmasına karşı olduklarını söyleyen Olpak, "Aynı masaya oturmayacağız. Yeni bir masaya oturacağız. Bu masayı AB'deki ortaklarımızla birlikte yepyeni gündemlerle kuracağız" diyerek önceki AB müzakereleri döneminde dünya ile bugünkü dünyanın aynı olmadığına, hem Türkiye hem de Avrupa'nın artık bambaşka koşullarla karşı karşıya olması nedeniyle masadaki konuların da aynı olmayacağına vurgu yaptı.
Ankara'dan destek mesajı
Ankara'nın bu girişimlere yaklaşımı sorulduğunda ise Olpak, "Ankara, sivil inisiyatifle gerçekleşen bu çabaları çok değerli bulduğunu, bu aşamada Ankara'nın bu girişime katılmasındansa sivil inisiyatifle devam edilmesinin çok daha iyi olacağını, atılan tüm adımların arkasında olduklarını söyledi." diyerek Türkiye devletinin girişimi desteklediği mesajını aldıklarını belirtti.
Mehmet Ali Yalçındağ: BCG Raporu gösteriyor ki Almanya ile 250 milyar euro mümkün
Basın buluşmasında DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ise Boston Consulting Group (BCG) ile birlikte Almanya için yapılan bir çalışmanın sonuçlarını da açıkladı. Raporun bugün 50 milyar euroluk mal ve 10 milyar euroluk hizmet ticaretiyle toplam 60 milyar euroluk ticaret hacmine sahip olan Türkiye-Almanya arasındaki ekonomik ilişkilerin, özellikle değişen trendler ve ortaya çıkan fırsat pencereleriyle 5 yıl içinde 125 milyar euroya, 10 yıl içinde ise 250 milyar euroya çıkarma hedefini ortaya koyduğunu belirten Yalçındağ, raporda ortaya çıkan Almanya ile ilişkileri şekillendirecek mega trend olarak şu dört başlığı işaret etti:
- Jeopolitik Kırılganlıklar: Nearshoring ve friendshoring akımları.
- İklim ve Enerji: Sıfır karbon hedefi ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması.
- İnovasyon ve Rekabetçilik: Küresel rekabette yeni teknolojilerin rolü.
- Yetenek Havuzu: Yaşlanan nüfus ve değişen işgücü dinamikleri.
Bu mega trendler çerçevesinde 10 stratejik büyüme alanı bulunduğu da ortaya koyulanrapor göre bu alanlar:
- Üretim ve Tedarik: Türkiye’nin AB için en güvenilir üretim merkezi ve stratejik ulaşım merkezi (hub) olma rolü.
- Döngüsel Ekonomi: Almanya’nın tekstil atığı gücü ile Türkiye’nin geri dönüşüm kapasitesinin birleştirilmesi.
- KOBİ Yatırımları: Almanya'da her yıl el değiştirmesi beklenen 127 bin KOBİ için Türkiye’nin stratejik yatırımcı adayı olması.
- Dijital Altyapı: Türkiye’nin 2030’a kadar 1 GW kapasiteli bölgesel veri merkezi hedefi.
- Sağlık Hizmetleri: Dijital altyapıyla desteklenmiş uygun maliyetli sağlık çözümleri.
- Start-up Ekosistemi: Türk ve Alman girişimciler arasında teknoloji köprüleri.
- E-İhracat: 2028’e kadar e-ihracat hacminin 3 katına çıkarılması.
- Vasıflı İşgücü: Almanya’nın yıllık 90 milyar Avro maliyeti olan işgücü açığının Türkiye’nin nitelikli genç nüfusu ile kapatılması.
- Turizm: Kişiselleştirilmiş seyahat ve dijital platformlarla deneyim turizminin güçlendirilmesi.
- Üçüncü Ülkelerde İş Birliği: Kafkasya, Hazar Bölgesi ve Afrika’da ortak altyapı ve enerji projeleri.
Bu hedefleri hayata geçirmek için 5 çalışma komitesi (Türkiye'ye FDI, Almanya'ya FDI, Hizmet İhracatı, Teknoloji ve Üçüncü Ülkelerle İş Birliği) kurulduğunu belirten Yalçındağ, komitelere ilgili kuruluşların temsilcilerini dahil ederek ilerlemeyi planladıklarını belirtti. Yalçındağ ayrıca, AB özelinde 5 ülkede daha (İtalya, İspanya, Hollanda, Polonya, Fransa) stratejik hedefleri çalışmayı planladıklarını açıkladı.
Raporda ayrıca kritik uyarılar ve gelecek beklentileri başlığı altında AB makamlarına çağrıda bulunulduğunu da ekleyen Yalçındağ, bu başlıkları ise şöyle özetledi:
Kritik Uyarılar ve Gelecek Beklentileri (AB Makamlarına Çağrı)
- "Made in Europe" Vizyonu: Türkiye’yi dahil etmeyen bir Avrupa sanayi stratejisi, Avrupa’nın kendi üretim bantlarını sekteye uğratacaktır. Derin entegrasyona sahip olduğumuz sektörlerde “Made in Europe” konsepti, Türkiye’yi de kapsayacak bir ortaklık vizyonuyla ilerletilmelidir.
- Çelik Sektöründeki Risk: Yeni çelik önlemleri; hem hammadde (hurda) kısıtı hem de pazar (kota) engeli ile ihracatımızı bir "çifte kıskaca" almamalıdır.
- Yeşil ve Dijital Modernizasyon: Gümrük Birliği, AB’nin yeşil ve dijital dönüşümü çerçevesinde getirilen yeni teknik düzenlemelere hızla entegre edilmelidir. Tedarik zincirlerinin korunması ve Türkiye’nin AB’nin ekonomik dayanıklılığına katkı sunmaya devam etmesi ancak bu şekilde mümkündür.
- Genişleme Talebi: AB ile entegrasyonun sadece sanayi ürünleriyle sınırlı kalmamasını; kamu alımları, hizmetler ve e-ticareti de kapsayacak şekilde derinleştirilmesini talep ediyoruz.
Bu raporun dışında 17-19 Nisan tarihleri arasında düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu kapsamında DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri tarafından “Jeopolitik Belirsizlikler Çağında Avrupa'nın Rekabet Gücü” panelini düzenlediklerini ve bu panelde Lüksemburg Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Xavier Battel, İrlanda Avrupa İşleri ve Savunmadan Sorumlu Devlet Bakanı Thomas Byrne, İzlanda Dışişleri Bakanı Thorgerdur Katrin Gunnarsdottir’in katılımıyla Türkiye-AB ilişkilerini ve tam entegrasyona yönelik vizyonu konuştuklarını belirten Yalçındağ, "13 Ekim 2026 tarihinde Brüksel'de ikincisi düzenlenecek EU-Türkiye Business Summit başta olmak üzere önemli platformlarda görünürlüğümüzü artırıyoruz.
23-24 Haziran’da Brüksel’de EBS tarafından düzenlenecek 2026 Avrupa Savunma & Güvenlik Zirvesinde DEİK olarak bir panel ile katkı vereceğiz. Panelde Avrupa ve Türk şirketleri arasında örnek işbirliği modellerini ön plana çıkaracağız.
4-5 Haziran tarihlerinde EPC tarafından bu yıl ikincisi düzenlenecek prestijli bir etkinlik olan “Brussels Economic & Security Forum Summit 2026” zirvesine mutlaka bir üst düzey Türk yetkilinin de katılması için lobi yaptık. Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek davet edildi, biz de gerekli desteği EPC’ye verdik.
1 Temmuz tarihinde ise Avrupa’nın en önemli Dijital Teknolojiler çatı kuruluşu (ve Dijital İş Konseyimizin üyesi olduğu) DigitalEurope’un Yaz Zirvesine ana sponsorlardan biri olmayı planlıyor ve bir üst düzey Keynote speech ile katkı vermeyi düşünüyoruz. Dijital Teknolojiler İş Konseyi Başkanımız Erdem Erkul ile bu konu hakkında hazırlıklarımızı yapıyoruz." dedi.
E6 hükümet başkanlarıyla bire bir görüşme talebi
Yalçındağ ayrıca 37 İş Konseyi Başkanıyla, kamu kurumları, diplomatik misyonlar ve üniversiteler nezdinde yoğun temaslar sürdürdüklerini, aynı şekilde E6 ülkeleri (Almanya, Fransa, İspanya, İtalya, Hollanda, Polonya) ve Belçika’nın hükümet başkanlarından bire bir görüşme talep edeceklerini de belirtti.
"11 üniversitenin rektörü ile görüşerek söylemimizi akademik zeminde güçlendiriyoruz. Ayrıca Cumhurbaşkanı Yardımcımız, Ticaret Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı ile düzenli temas halindeyiz.
DEİK olarak TİM, TÜSİAD, YASED, İTO, GİF, TBB gibi birçok iş dünyası kuruluşuyla birebir temastayız ve özel sektörümüzün de AB vizyonuyla ilgili aynı düşüncede olduğunu görmek ve kurumlarımızın kendi muhatapları nezdinde desteğini almak bizler için çok önemli" diyen Yalçındağ, "Türkiye eklendiğinde 600 milyonluk nüfus ve 20 trilyon dolarlık bir GSYH ile muazzam bir güç ortaya çıkmaktadır. Enerji güvenliğinden savunma sanayiine kadar her alanda AB'nin stratejik özerkliğine katkı sunmaya hazır olduğumuzu, bölgesel refah & güçlü bir Avrupa için Türkiye’nin AB üyeliğinin çok önemli olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz." sözleriyle bu çabaların kapsamını ve önemini değerlendirdi.
FT'de yayımlanan mektubun içeriği:
Avrupa Birliği Liderlerine Türk İş Dünyasından Açık Mektup
İstanbul, 31 Ocak 2026
Sayın Roberta METSOLA
Avrupa Parlamentosu Başkanı
Sayın Antonio COSTA
Avrupa Konseyi Başkanı
Sayın Ursula von der LEYEN
Avrupa Komisyonu Başkanı
BRÜKSEL
Sayın Başkanlar,
21. yüzyılın ikinci çeyreğine girerken biz, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) üye ülkeleri arasındaki 26 iş konseyinin liderleri olarak, en içten selamlarımızı iletir ve bu zorlu zamanlarda devam eden liderliğiniz için en iyi dileklerimizi sunarız.
Türk iş dünyası uzun zamandır Avrupalı ortaklar, kurumlar ve pazarlarla iç içedir. Avrupa’nın birliğini, direncini ve küresel rolünü güçlendirmek için üstlenilen çabaları yakın ilgi ve takdirle takip ediyoruz. Avrupa değerlerine ve ideallerine olan güçlü bağlılığımızı ve ayrıca Avrupa’nın ekonomik gücüne ve küresel rekabetçiliğine yapıcı şekilde katkıda bulunmaya hazır olduğumuzu bir kez daha teyit ederiz. On yıllardır, Türk şirketleri ve girişimcileri Avrupa’nın değer zincirlerinin, sanayi ekosistemlerinin ve inovasyon ağlarının ayrılmaz bir parçası olmuştur. Avrupa’nın gelecekteki refahının işbirliğine, açıklığa ve Türk iş dünyasının sunduğu olanlar da dahil olmak üzere tüm insan, ekonomik ve teknolojik varlıklarının etkin şekilde seferber edilmesine bağlı olduğuna inanmaya devam ediyoruz.
Güçlü şekilde vurguladığınız üzere, AB derin zorlukların bir araya gelmesiyle karşı karşıyadır. Yapay zeka, ekonomileri ve toplumları eşi benzeri görülmemiş bir hızla dönüştürmektedir. Yeşil dönüşüm stratejik vizyon, sürdürülen yatırım ve sosyal uyum talep etmektedir. Yükselen sosyal kaygılar, demografik değişim ve göç baskıları demokrasilerimizin direncini sınamaktadır. Transatlantik ilişkiler giderek daha karmaşık bir küresel ortamda evrilmektedir. Avrasya genelindeki süregelen jeopolitik gelişmeler Avrupa’nın güvenlik ortamını şekillendirmeye devam ederken, Asya Pasifik’in artan küresel ağırlığı tarihi öneme sahip uzun vadeli stratejik, teknolojik ve ekonomik sonuçlar getirmektedir.
AB’nin yanıtının temel boyutlarından biri, Türkiye’nin AB’nin gerçek bir küresel güç olma yolundaki istikrarlı ilerlemesine tam entegrasyonunda yatmaktadır. Yol boyunca her iki tarafça ele alınması gereken mevcut sorunların farkındayız. Bununla birlikte, bugün dünyanın karşı karşıya olduğu sarsıntılar göz önüne alındığında, Türkiye’nin katılım sürecindeki mevcut durgunluk döngüsünü kırmak acil hale gelmiştir. Tarih, siyasi süreçlerden daha hızlı hareket etmektedir ve biz Avrupalılar olarak kıtamızdaki gelecek nesillere karşı bugün ortaya çıkan bir sorumluluk, cesaret ve bilgelik sınavıyla kolektif olarak karşı karşıyayız.
Bu amaçla, Türkiye-AB ilişkilerinde bir paradigma değişikliği saygıyla öneriyoruz. Türkiye’nin katılım sürecini durduran mevcut verimsiz metodolojiyi yeniden gözden geçirmenin zamanı gelmiştir. Türkiye’ye AB üyesi olma konusunda net ve muğlak olmayan bir perspektif vermek ve Türkiye ile AB’nin geleceğinin birbirinin içinde yattığını yeniden teyit etmek, stratejik netliği ve karşılıklı güveni yeniden tesis edecektir. Zaman, güçlendirilmiş diyalog, Türk toplumunun dinamizmi ve ayrıca AB’nin dönüştürücü gücü, daha sonra katılım sürecini şekillendirebilir, mevcut zorlukları çözmeye yönelik yapıcı bir yolu teşvik edebilir. Dahası, Türkiye ile AB arasındaki bazı mevcut ikili sorunlar gerçek olsa da, kıtamızın karşı karşıya olduğu hayati ve varoluşsal zorluklarla ölçüldüğünde orantısız hale gelmiştir. Güçlü, entegre ve küresel olarak etkili bir AB, sadece Türkiye de dahil olmak üzere Avrupa ulusları için değil, aynı zamanda ortak komşuluğumuzda ve daha geniş dünyada istikrar için de zorunludur.
Türkiye, Avrupa ekonomisinin, rekabetçiliğinin ve stratejik özerkliğinin ayrılmaz bir parçası olarak, AB’nin yeni ekonomik güvenlik ve savunma mimarisine tam olarak bağlanabilir. Jeopolitik olarak parçalanmış bir dünyada Avrupa rekabetçiliği, güncellenmiş bir AB-Türkiye Gümrük Birliği ile de artırılacaktır.
Türkiye’de faaliyet gösteren AB şirketleri de dahil olmak üzere Türk şirketleri, yatırım, inovasyon ve uzun vadeli ortaklık yoluyla daha güçlü, daha rekabetçi ve daha kendine güvenen bir AB’ye katkıda bulunmaya hazırdır. Kolektif geleceğimizi güvence altına almak için gereken cesur adımları atma konusunda vizyoner liderliğinize güveniyoruz ve bu çabayı desteklemeye hazırız.
Yapıcı, vizyoner AB politikalarının Türkiye’de de güçlü şekilde yankı bulmasını sağlamak bizim sorumluluğumuzdur.
Sayın Başkanlar, en yüksek saygılarımızın teminatını lütfen kabul buyurunuz.
Saygılarımızla,
Nail OLPAK
DEİK Başkanı
Mehmet Ali YALÇINDAĞ
DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Başkanı
DEİK/Türkiye-Almanya İş Konseyi Başkanı
Çağlayan ÇETİN
Başkan
DEİK/Türkiye-Avusturya İş Konseyi
Mehmet Mustafa AKINCILAR
Başkan
DEİK/Türkiye-Belçika İş Konseyi
Fikret İNCE
Başkan
DEİK/Türkiye-Bulgaristan İş Konseyi
Can SOYAK
Başkan
DEİK/Türkiye-Hırvatistan İş Konseyi
Ali YÜCE
Başkan
DEİK/Türkiye-Çekya İş Konseyi
Nilhan Önal GÖKÇETEKİN
Başkan
DEİK/Türkiye-Danimarka İş Konseyi
Ahmet Firuzhan KANATLI
Başkan
DEİK/Türkiye-Estonya İş Konseyi
Emre TEZMEN
Başkan
DEİK/Türkiye-Finlandiya İş Konseyi
Fettah TAMİNCE
Başkan
DEİK/Türkiye-Fransa İş Konseyi
Adnan POLAT
Başkan
DEİK/Türkiye-Yunanistan İş Konseyi
Suat Gökhan KARAKUŞ
Başkan
DEİK/Türkiye-Macaristan İş Konseyi
Berna GÖZBAŞI
Başkan
DEİK/Türkiye-İrlanda İş Konseyi
Lale CANDER
Başkan
DEİK/Türkiye-İtalya İş Konseyi
V. Serkan KAPTAN
Başkan
DEİK/Türkiye-Letonya İş Konseyi
Mehmet KÜÇÜK
Başkan
DEİK/Türkiye-Litvanya İş Konseyi
Ali KİBAR
Başkan
DEİK/Türkiye-Lüksemburg İş Konseyi
Yalçın AYAYDIN
Başkan
DEİK/Türkiye-Malta İş Konseyi
M. Zeki SARIBEKİR
Başkan
DEİK/Türkiye-Hollanda İş Konseyi
Hülya GEDİK
Başkan
DEİK/Türkiye-Polonya İş Konseyi
Mustafa MERTCAN
Başkan
DEİK/Türkiye-Portekiz İş Konseyi
Ömer SUSLİ
Başkan
DEİK/Türkiye-Romanya İş Konseyi
Harika GÜRAL
Başkan
DEİK/Türkiye-Slovakya İş Konseyi
Mustafa Başar ARIOĞLU
Başkan
DEİK/Türkiye-Slovenya İş Konseyi
Ebru ÖZDEMİR
Başkan
DEİK/Türkiye-İspanya İş Konseyi
İnanç EROL
Başkan
DEİK/Türkiye-İsveç İş Konseyi













