5 soruda tahvil krizi: Küresel satış dalgasının perde arkası
Reuters, ABD’den Japonya’ya büyük ekonomilerde uzun vadeli tahvil getirilerindeki yükselişin nedenlerini 5 soruda ele aldı. Yatırımcıların enflasyon, faiz oranları ve artan kamu borçlarına ilişkin kaygıları güçlenirken, yapay zeka da piyasada krizi derinleştiriyor.
Tahvil satışının arkasında birden fazla faktör var
Küresel tahvil piyasalarında satış dalgası derinleşirken ABD, Almanya, Fransa, İngiltere ve Japonya gibi büyük ekonomilerde uzun vadeli tahvil getirileri son yılların, bazı ülkelerde ise son on yılların en yüksek seviyelerine yaklaşıyor.
Japonya'nın 10 yıllık devlet tahvili getirisi salı günü yüzde 3 seviyesine yükseldi. Böylece getiri 1996'dan bu yana ilk kez yüzde 3'e ulaştı. Hareket, uzun süre aşırı düşük faiz oranlarının hakim olduğu Japonya ekonomisindeki dönüşümün göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.
İngiltere'de 30 yıllık devlet tahvili getirileri yaklaşık 30 yılın zirvesine yaklaşırken Almanya ve Fransa'da 10 yıllık tahvil getirileri sırasıyla 2011 ve 2008'den bu yana görülmeyen seviyelere yükseldi.
ABD'de 10 yıllık Hazine tahvili getirisi çarşamba günü yaklaşık yüzde 4,80'e yükselerek 2023 ortalarından bu yana en yüksek seviyesini gördü.
Bu hareket neden önemli?
Tahvil getirilerindeki yükselişte petrol fiyatlarının yeniden artması da etkili oluyor. ABD ile İran arasındaki gerilimin petrol fiyatları üzerindeki etkisi, enflasyonun daha uzun süre yüksek kalabileceği ve merkez bankalarının faizleri daha fazla artırabileceği beklentisini güçlendiriyor.
Faiz beklentilerinin yanı sıra kamu borçlarına ilişkin endişeler de tahvil piyasasındaki satışlarda etkili oluyor. ABD'nin toplam kamu borcu 40 trilyon doların üzerine çıkarken, Almanya dışındaki G7 ülkelerinde kamu borcunun ekonomiye oranı yüzde 100 veya üzerinde bulunuyor.
ABD Merkez Bankası Başkanı Kevin Warsh'ın Jackson Hole toplantısındaki şahin açıklamaları da yatırımcıların faiz artışı beklentilerini güçlendirdi.
Tahvil getirileri, ekonomideki borçlanma maliyetlerinin önemli belirleyicileri arasında yer alıyor. Getirilerin yükselmesi hükümetlerin yanı sıra şirketlerin ve hanehalklarının da daha yüksek maliyetle borçlanmasına yol açabiliyor.
Daha yüksek tahvil getirileri, vadesi gelen kamu borçlarının yeniden finanse edilmesi sırasında hükümetlerin daha fazla faiz ödemesi anlamına geliyor.
Tahvil satışları nasıl etkileniyor?
Alphabet, Amazon, Meta, Microsoft ve Oracle, veri merkezleri ve yapay zeka modellerine yönelik yatırımlarını finanse etmek amacıyla 2026'da şimdiye kadar toplam 220 milyar dolarlık borç ihraç etti. LSEG verilerine göre bu rakam, şirketlerin geçen yılki toplam borçlanmasının iki katından fazla.
Yapay zeka yatırımlarındaki borçlanma dalgası küresel şirket tahvili ihracının da rekor seviyeye ulaşmasına katkıda bulundu. Şirketler 2026'nın başından bu yana toplam 4,9 trilyon dolarlık tahvil ihraç etti. Bu tutar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14 daha yüksek.
ABD'de 10 yıllık Hazine tahvili getirisindeki yükselişin ardından 30 yıllık mortgage faizleri yaklaşık yüzde 6,7'ye çıkarak son bir yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
İngiltere'de borç faiz ödemeleri, mart ayında yapılan hesaplamaya göre ekonominin yaklaşık yüzde 4'üne ulaştı. Bu oran pandemi öncesindeki 10 yıllık ortalamanın yaklaşık iki katına çıktı ve ülkenin savunma harcamalarını geride bıraktı.
Tahvil getirilerindeki yükseliş hisse senetleri ve diğer finansal piyasaları da etkileyebiliyor.
Daha yüksek tahvil getirileri teorik olarak hisse senetlerini yatırımcılar açısından daha az cazip hale getirirken, şirketlerin güçlü kârları şu ana kadar hisse piyasalarının dayanıklı kalmasını sağladı.
Tahvil getirilerindeki yükselişte yapay zeka yatırımlarını finanse etmek için şirketlerin gerçekleştirdiği büyük ölçekli borçlanmalar da rol oynuyor.
Borçlanma ihtiyacı arttıkça yatırımcıların daha yüksek faiz talep etmesi, tahvil getirilerini yukarı çekebiliyor.
Hükümetler ve merkez bankaları ne yapabilir?
Hükümetler yükselen borçlanma maliyetlerini sınırlamak için tahvil piyasasına müdahale edebiliyor. ABD Hazine Bakanlığı kısa süre önce tahvil geri alım programı açıkladı. Programın ardından piyasalarda ilk etapta istikrar sağlanmasına karşın uzun vadeli tahvil getirileri daha sonra yeniden yükseldi.
Merkez bankaları da aşırı piyasa dalgalanmalarını sınırlamak amacıyla tahvil alımı yapabiliyor. İngiltere Merkez Bankası, 2022'deki mini bütçe krizinde tahvil piyasasına müdahale etmişti. Avrupa Merkez Bankası da belirli mali kuralların karşılanması koşuluyla, bir ülkenin borçlanma maliyetlerinde "haksız veya düzensiz" yükseliş yaşanması halinde devlet tahvili satın alma yetkisine sahip.
Yeniden gündeme gelen “tahvil bekçileri” kimler?
Bazı yatırımcılar mevcut tahvil satışını yalnızca düzensiz bir piyasa hareketi olarak değil, artan kamu borcu ve enflasyonun sonucu olarak değerlendiriyor.
Petrol fiyatlarının düşmesi kısa vadede tahvil getirileri üzerindeki baskıyı azaltabilirken, uzun vadeli borçlanma maliyetlerinin kalıcı biçimde gerilemesi için hükümetlerin borç seviyelerini azaltması veya ekonomik büyümeyi artırması gerektiği görüşü bulunuyor.
“Tahvil bekçileri” ifadesi, hükümetlerin aşırı harcama yaptığını veya mali disiplin konusunda yeterli adım atmadığını düşünen yatırımcıları tanımlamak için kullanılıyor. Bu yatırımcılar, devlet tahvillerini satın almak için daha yüksek getiri talep ederek kamu maliyesi üzerinde baskı oluşturabiliyor.
Sonuç ne?
Küresel tahvil piyasalarındaki mevcut satış dalgası yalnızca faiz beklentileriyle sınırlı değil. Artan kamu borcu, yüksek enflasyon riski ve yapay zeka yatırımlarının tetiklediği yüksek şirket borçlanması, yatırımcıların daha yüksek getiri talebini güçlendiren unsurlar arasında yer alıyor.