Piyasalarda savaşın 3 aylık bilançosu: İşte kazananlar ve kaybedenler
İran Savaşı'nda barış umuduna yönelik gelişmeler yakından izlenirken, Reuters ilk 3 aylık dönemde piyasalardaki etkiyi derledi. İşte bu sürecin kazanan ve kaybedenleri...
İran Savaşı'nın başlamasının üzerinden üç ay geçti. Yüksek seyreden petrol fiyatları politika yapıcıları yeniden enflasyon endişeleriyle karşı karşıya bırakırken, bazı Asya para birimleri ise sert değer kayıplarıyla mücadele ediyor.
Buna karşın çatışma bazı varlık sınıflarını destekledi; özellikle petrol fiyatları ve doların güvenli liman algısı öne çıktı.
İşte savaş sürecinde piyasaların öne çıkan kazananları ve kaybedenleri...
Petrolün geniş çaplı etkisi
Brent petrol fiyatları savaşın etkisiyle yaklaşık yüzde 40 yükselerek enflasyon ve faiz görünümünü ciddi şekilde değiştirdi. Fiziksel piyasada ham petrol varil fiyatı 100 doların üzerinde seyrederken, savaşın ilk dönemlerinde ise savaş öncesi seviyelerin neredeyse iki katına çıktı.
Büyük ekonomilerin stratejik rezervlerinden 400 milyon varillik rekor tahliye ve alternatif tedarik arayışları arz şokunu kısmen dengeledi. Ancak küresel enerji sistemindeki baskının giderek arttığı ifade ediliyor.
Yapay zeka rallisi hisseleri destekliyor
Küresel hisse senedi piyasaları, savaşın olumsuz etkilerine rağmen yapay zekaya yönelik güçlü iyimserlik ve olası barış görüşmelerine dair beklentilerle dayanıklılık gösterdi.
ABD borsaları tarihi zirvelerde seyrederken Güney Kore Kospi endeksi de rekor seviyelere yaklaştı. Avrupa hisse senetleri de tüm zamanların zirvesine yakın hareket ediyor.
SK Hynix, yapay zeka kaynaklı ralliyle 1 trilyon dolarlık piyasa değerini aşarak önemli bir eşiği geçti. Aynı süreçte Samsung Electronics ve Micron Technology gibi yarı iletken devleri de güçlü performans sergiledi.
Buna karşın bazı sektörler negatif ayrıştı. S&P 500 havayolu endeksi yüzde 6’dan fazla gerilerken, küresel lüks tüketim sepeti yaklaşık yüzde 10 düştü.
HSBC Private Bank Küresel CIO’su Willem Sels, tüketim odaklı sektörlerde “ağırlık azaltma” pozisyonu aldıklarını belirterek bunun olası risklere karşı bir korunma sağladığını ifade etti.
Dolar güvenli liman olarak öne çıktı
ABD doları, yatırımcıların güvenli liman talebiyle birlikte savaş sürecinde yaklaşık yüzde 1,5 değer kazandı ve başlıca para birimlerini geride bıraktı.
ABD tahvil getirilerindeki artış da doları destekledi. Ancak bazı analistler, savaş sona erdiğinde doların yeniden zayıflama eğilimine girebileceğini belirtiyor.
Russell Investments Küresel Strateji Başkanı Van Luu, orta vadede doların daha zayıf olmasını beklediklerini ifade etti.
Asya para birimleri baskı altında
Asya ekonomileri, Hürmüz Boğazı üzerinden geçen petrolün yaklaşık yüzde 80’ine bağımlı olduğu için enerji fiyatlarındaki artıştan en fazla etkilenen bölgeler arasında yer aldı.
Hindistan rupisi, Endonezya rupisi ve Filipin pesosu dolar karşısında tarihi dip seviyeleri test etti. Bazı ülkeler faiz artırımı ya da döviz rezerv müdahaleleriyle piyasayı dengelemeye çalıştı.
Sri Lanka ise salı günü 100 baz puanlık sürpriz faiz artışıyla dikkat çekti.
Bölgede yalnızca Çin yuanı, güçlü enerji rezervleri sayesinde görece istikrarını korudu.
Küresel ekonomi üzerine ek yük
Petrol fiyatlarındaki yükseliş, özellikle enerji ithalatçısı ülkeler üzerinde ciddi baskı oluşturdu.
Euro Bölgesi’nde ekonomik aktivite, son iki buçuk yılın en sert daralmasını kaydederken Avrupa Merkez Bankası finansal kırılganlıklara dikkat çekti.
İngiltere’de şirketler, artan enerji maliyetleri nedeniyle maliyet baskılarının yükseldiğini ve faaliyetlerin yavaşladığını bildirdi.
ABD ekonomisi ise enerji açısından daha bağımsız olması ve yapay zeka yatırımlarındaki artış nedeniyle daha sınırlı etkilendi.
Buna karşın küresel petrol piyasasının etkisiyle ABD’de benzin fiyatlarının son dört yılın zirvesine çıkarak galon başına 4,56 dolara ulaştığı kaydedildi.
Tahvil piyasalarında satış rüzgarı
Tahvil piyasaları da kaybedenler arasında yer aldı. Yükselen petrol fiyatları enflasyon baskısını artırarak faizlerin daha uzun süre yüksek kalacağı beklentisini güçlendirdi.
ABD 30 yıllık tahvil getirileri 2007’den bu yana en yüksek seviyelerine çıkarak yüzde 5’in üzerine yükseldi. Almanya’da da 10 yıllık tahvil getirileri 15 yılın zirvesini gördü.
Piyasalar, Avrupa Merkez Bankası’nın yıl sonuna kadar en az iki faiz artışı yapabileceğini fiyatlıyor.