Savaş sonrası temaslar yoğunlaştı: 40'ı aşkın firma 'İstanbul' için sıraya girdi
- İstanbul Finans Merkezi (İFM) CEO'su Ahmet İhsan Erdem, Ortadoğu'daki savaşın ardından İFM'de yer almak isteyen çoğu Uzakdoğu ve Körfez'den 40'ın üzerinde firmayla görüştüklerini belirtti.
- Erdem, bankacılık, sigorta, İslami finans, finansal teknolojiler, ödeme sistemleri şirketleri ile görüşüldüğünü kaydetti.
İstanbul Finans Merkezi (İFM) CEO'su Ahmet İhsan Erdem, Ortadoğu'da bir ayı aşkın süredir devam eden savaşın ardından İFM'de yer almak isteyen ve çoğunluğunun merkezi Uzakdoğu ve Körfez ülkelerinde bulunan 40'ın üzerinde firmayla görüşmeler gerçekleştirdiklerini söyledi.
Reuters ile yaptığı söyleşide Erdem, Uzakdoğu bölgesinden (Malezya, Japonya, Singapur, Güney Kore, Hong Kong) yoğun ilgi gördüklerini ve yakın temas halinde olduklarını belirterek, "Bölge ülkelerinden ilgili bakanlık ve parlamento üyeleri seviyesinde görüşüyor ve işbirliği potansiyellerini değerlendiriyoruz" diye konuştu.
Erdem, bölgedeki faaliyetlerinin bir kısmını Türkiye'ye çekmek isteyen ya da faaliyetlerinde Türkiye'yi daha da derinleştirmek ve operasyonlarını buraya çekmek isteyen bankacılık, finans sektörü, sigorta, İslami finans, finansal teknolojiler ve ödeme sistemleri, çok uluslu şirketlerin bölgesel hazine yönetimleri, dış ticaret ve uluslararası ticaret sektörlerinden şirketler ile görüştüklerini kaydetti.
Şubat sonunda ABD ve İsrail'in İran'a saldırısı ile başlayan ve İran'ın karşı saldırıları ile bölgeye yayılan savaş sonrasında pek çok büyük finans şirketi, çalışanlarının Ortadoğu seyahatlerini ertelemelerini söylerken; Dubai ve Riyad'da ofisleri olan Japon Mizuho bankası çalışanlarının bölgeden gönüllü olarak ayrılabileceklerini belirtmişti.
Türkiye Varlık Fonu'nun altında faaliyet gösteren İFM'nin 2026 yılına, iletişim ve tanıtım faaliyetlerini yoğun olarak gerçekleştirmek üzere hazırlandıklarını kaydeden Erdem, "Bu sebeple İFM'de yer almayı isteyen firmalarla uzun süre önce planlanan görüşmelerimiz hali hazırda başlamıştı. Bununla beraber bölgesel gelişmeler bu temasları yoğunlaştırdı" dedi ve ekledi: "Son bir buçuk ayda gerçekleştirdiğimiz 60'ın üzerindeki görüşmenin yaklaşık 15 tanesi uzun süre önce planlanmıştı. Bununla beraber bölgesel gerilimlerin artmasıyla birlikte son bir ayda, çoğunluğu, merkezi Uzakdoğu ve Körfez ülkelerinde bulunan 40'ın üzerinde firmayla görüşmeler gerçekleştirdik."
Erdem, uluslararası finans merkezlerinin fiziksel altyapı ile mevzuat ve operasyonel esnekliklerinin en önemli sac ayağı olduğuna dikkat çekerek; bölgesel gelişmelerin bu ayaklara, güvenlik, istikrar, sürdürülebilirlik ve öngörülebilirliği eklediğinin de altını çizdi.
İFM'nin iş ve finans dünyasının yanında uluslararası örgütlerden de ilgi gördüğünü ifade eden Erdem, uluslararası örgütlerin, bölgesel operasyonlarını yürütmek üzere İFM'de yer almayı değerlendirdiğini ve görüşmelerin yoğun şekilde sürdüğünü ifade etti.
"İngiliz hukukunu soranlar var ama ısrarcı değiller"
Erdem, görüştükleri şirket ya da ülkelerin İngiliz hukuku (Common Law) talebi ile gelip gelmedikleri sorusuna şu yanıtı verdi:
"Evet herkes olmasa da bize bunu soranlar oluyor ancak biz bunu bir yere talep vb. şekilde bile aktarmıyoruz, mevcut durumu söylüyoruz... Sorular geliyor ama bu çok ısrar edilen bir konu değil."
Erdem, her ülkenin kendi dinamikleri olduğuna dikkat çekerek, "Körfez'de bu model işliyor, İngiliz hukukunun geçerli olduğu bir yapı var. Bu onların kendi gerçeklikleri ilgili değerlendirdikleri bir husus. Biz (Bu yönde gelen soruları) kendi ekonomik gerçekliğimiz ve kendi rekabetçi olduğumuz hususlar çerçevesinde değerlendiriyoruz. Böyle sorular geliyor ancak çok ısrar edilen bir konu değil" diye konuştu.
İngiliz hukuku, Londra başta olmak üzere Singapur, Hong Kong, Katar ve Dubai (DIFC) gibi küresel finans merkezlerinde, uluslararası sözleşmelerin, bankacılık işlemlerinin ve finansal uyuşmazlıkların çözümünde yaygın olarak uygulanıyor. DIFC Ortadoğu'da İngiliz ortak hukukunu uygulayan özel bir serbest bölge ve finans merkezi özelliğini taşıyor.
Çalışan sayısı ikiye katlanacak
Yaklaşık 1,3 milyon metrekare ofis alanı büyüklüğündeki İFM'de şu anda 20 bin kişi çalışırken, 2026 yılı sonunda bu sayının iki katına ulaşacağı ve yerleşkenin doluluğunun yüzde 75'i bulacağı tahmin ediliyor.
İstanbul Finans Merkezi'ni ilk önce bölgesel sonra da küresel bir "finansal hizmetler ekosistem hub"ı yapmak istediklerini belirten Erdem, bu kapsamda vergisel olarak ilk 10 sene yüzde 100, takip eden seneler içinde yüzde 75 oranında kurumlar vergisi indirimi ve işlem vergisinden muafiyetler gibi teşviklerin olduğunu ifade ederek, İFM'de yer alan şirketlerin yabancı para birimi cinsinde defter tutma imkanları ve sözleşmesel olmak kaydıyla yatırımcıların kendi aralarındaki faaliyetlerde hukuk seçimi serbestliği gibi teşvikler sunulduğunu kaydetti.


