Avrupa'nın savunma sanayisinde kritik soru: ABD'den silah alımı sürecek mi?
- MBDA CEO'su Eric Beranger, Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını kıta içindeki üreticilere yönlendirme konusunda ortak bir karar almadığını belirtti. Görüş ayrılıklarının Avrupa'nın savunma sanayisinde stratejik özerklik hedefini zorlaştırdığına dikkat çekti.
Avrupalı füze üreticisi MBDA'nın Üst Yöneticisi (CEO) Eric Beranger, Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını kıta içindeki üreticilere yönlendirme konusunda henüz ortak bir tutum oluşturamadığını belirtti. Beranger, ülkeler arasındaki siyasi görüş ayrılıklarının Avrupa'nın savunma sanayisinde stratejik özerklik hedefini zorlaştırdığını ifade etti.
CNBCE.COM'u öncelikli haber kaynağınız olarak ekleyin EkleReuters'ın haberine göre Beranger, Varşova Güvenlik Forumu'nda yaptığı konuşmada, Avrupa ülkelerinin kendi savunma kapasitelerini geliştirerek NATO'ya katkı sunmayı mı yoksa ihtiyaçlarını Avrupa dışından silah alımlarıyla karşılamayı mı tercih edeceği konusunda farklı yaklaşımlara sahip olduğunu söyledi.
Beranger, “Avrupalılar olarak kendi kaderimizi gerçekten kendi ellerimize alıp Avrupa'nın kabiliyetlerini NATO ittifakına mı sunmak istiyoruz, yoksa dışarıdan alım yaparak kabiliyetlerimizi mi artırıyoruz?” diye konuştu.
Avrupa ülkeleri arasındaki görüş ayrılıklarına dikkati çeken Beranger, “Bu konuda farklı hükümetlerin farklı tutumları var. Karar henüz verilmiş değil. Katedilmesi gereken daha çok yol var.” ifadelerini kullandı.
Avrupa ülkeleri ABD'den savaş uçağı alıyor
Avrupa savunma harcamalarının hangi ülkelere ve şirketlere yönlendirileceği tartışması, Washington'ın NATO müttefiklerinden savunma harcamalarını artırmalarını istemesiyle daha da önem kazandı. Fransa ise ABD'nin Avrupa'nın güvenliğine yönelik taahhütlerine ilişkin soru işaretleri nedeniyle Avrupa üretimi silahların tercih edilmesi çağrısında bulunuyor.
Buna karşın Polonya, Almanya ve Hollanda gibi ülkeler, F-35 savaş uçakları da dahil olmak üzere çeşitli savunma sistemlerinin tedarikinde ABD'li üreticilere yöneldi.
ABD'nin Avrupa Birliği nezdindeki misyonu, şubat ayında yaptığı açıklamada, Avrupa'nın savunma tedarik programlarında Amerikan savunma sanayisinin sınırlandırılmasının ortaklığı tehdit edeceğini ve karşılıklı güvenliği zayıflatacağını savundu.
Avrupa'nın caydırıcılık kapasitesi tartışılıyor
Varşova Güvenlik Forumu'nda Avrupa'nın stratejik özerkliğinin yanı sıra nükleer ve konvansiyonel caydırıcılık kapasitesi de ele alındı. Tartışmalar, Rusya'nın Ukrayna savaşı bağlamındaki gerilimlerin sürdüğü ve nükleer silah kullanma ihtimaline ilişkin uyarılarını yinelediği bir dönemde gerçekleştirildi.
Eski İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace, Rusya'nın konferansta en fazla Avrupa'nın nükleer ve konvansiyonel caydırıcılığını güçlendirme kapasitesine ilişkin tartışmalara dikkat edeceğini söyledi.
Alman Marshall Fonu Transatlantik Güvenlikten Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Claudia Major ise caydırıcılığın yalnızca askeri kapasiteyle değil, algıyla da ilgili olduğunu belirtti.
Major, “Caydırıcılık yalnızca kabiliyetlerden ibaret değil; algılar da önemli. Amerikan müttefiklerimizin yardıma geleceğine inanıyor muyuz? Rusya, Amerikan müttefiklerimizin geleceğine inanıyor mu?” diye konuştu.
ABD'den vazgeçilmesi gerektiğini savunmadığını belirten Major, bununla birlikte Avrupa'nın Washington ile Grönland, Rusya ve Ukrayna konularında yaşadığı gerilimleri görmezden gelmemesi gerektiğini ifade etti.
NATO üyeleri, ABD dahil olmak üzere, temmuz ayında Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi Bildirisi'nde kolektif savunma taahhütlerini yineleyerek “Birine yapılan saldırı, tümüne yapılmış sayılır” ilkesini bir kez daha vurgulamıştı.
Gelecek ay görevinden ayrılacak olan Beranger, Avrupa'nın savunmasını güçlendirmek için gerekli sanayi altyapısına zaten sahip olduğunu belirterek caydırıcılığın temelinde güvenilirliğin bulunduğuna dikkati çekti.

