Üretim 6 kat artacak ama tedarik zinciri yetişemiyor: Havacılık ve savunmada kritik darboğaz

PAYLAŞ
  • Bain & Company'nin 15 havacılık ve savunma programını kapsayan analizine göre, incelenen programların yaklaşık yüzde 90'ında üretim artışının önündeki en büyük engel tedarik zinciri kapasitesi.
Üretim 6 kat artacak ama tedarik zinciri yetişemiyor: Havacılık ve savunmada kritik darboğaz

Dünyanın önde gelen yönetim danışmanlığı şirketlerinden Bain & Company yayımladığı "Aerospace and Defense: Winning the Race to Scale" başlıklı analizinde, havacılık ve savunma sektörünün yeni bir döneme girdiğinin altını çizdi.

CNBCE.COM'u öncelikli haber kaynağınız olarak ekleyin Ekle

Analize göre, ABD ve Avrupa'daki havacılık ve savunma şirketleri, bazı programlarda mevcut üretim seviyelerini 6 katına kadar çıkarmayı hedeflediği aktarıldı. Ancak üretim artışının önündeki en büyük engelin artık iş gücü veya sermaye değil, tedarik zinciri kapasitesi olarak öne çıktığı vurgulandı.

Bain & Company'nin 15 programı kapsayan araştırmasına göre, incelenen programların yaklaşık yüzde 90'ında üretim artışını sınırlayan temel unsurun tedarik zinciri kısıtları olduğunun görüldüğü aktarıldı. Tedarik zinciri kısıtları, iş gücü, mühendislik kapasitesi ve sermaye yatırımlarının önünde yer alarak sektörün en kritik darboğazı olarak öne çıktığı belirtildi.

Bain & Company ortağı Armando Guastella, analizle ilgili olarak sektörün karşı karşıya olduğu temel ikilemi şu sözlerle değerlendirdi: "Bugün havacılık ve savunma sektörünün önündeki en büyük çelişki çok net. Şirketler üretim kapasitelerini mevcut seviyelerinin altı katına kadar çıkarmayı hedeflerken, incelediğimiz programların yaklaşık yüzde 90'ında tedarik zinciri kısıtları bu büyümünün önündeki en önemli engel olarak öne çıkıyor. Sorun artık talep yaratmak değil; bu talebi zamanında, güvenilir ve sürdürülebilir şekilde karşılayabilecek bir üretim ekosistemi oluşturabilmek. Bu darboğazın aşılması, şirketlerin yalnızca kendi üretim kapasitelerini artırmalarıyla mümkün olmayacak. Tedarikçilerle uzun vadeli iş birlikleri kurulması, kapasite yatırımlarını destekleyecek çok yıllı taahhütlerin verilmesi ve değer zincirindeki tüm paydaşların ortak bir plan doğrultusunda hareket etmesi gerekiyor. Sektörde rekabet avantajını belirleyecek unsur yalnızca üretim kapasitesi değil; dayanıklı, esnek ve ölçeklenebilir bir tedarik zinciri kurabilme yetkinliği olacak."

Rekor siparişler teslimatlara yansımıyor

Rapor bulgularına göre küresel havacılık ve savunma sektöründe sipariş defterleri tarihi seviyelere ulaşırken üretim aynı hızla artmıyor. Habere göre ABD ve Avrupa programlarındaki üretim artış hedefleri, 2024 ile 2026 başı arasında belirlenen seviyelerin yüzde 20 ile yüzde 500 üzerinde seyrediyor.

Mevcut sipariş birikimlerinin, şirketlerin yeni talepleri karşılamakta yetersiz kaldığının gösterildiği vurgulandı.

Habere göre, müttefik ülkeler tükenen mühimmat stoklarını yenileyemiyor, havayolları filo genişletme planlarında gecikmeler yaşıyor ve tedarikçiler sözleşme fırsatlarını daha hızlı hareket eden rakiplerine kaybediyor.

Sipariş defterleri tarihi zirvelere ulaşırken teslimatlar aynı hızda ilerlemiyor. Bu tabloda Boeing'in sipariş birikiminin 695 milyar dolar seviyesine yükseldiği görülüyor.

Airbus'ın, devam eden motor tedarik kısıtlarına rağmen A320 ailesi için aylık üretim artışlarını hedeflemeyi sürdürdüğü aktarıldı. Savunma tarafında, Avrupa merkezli füze üreticisi MBDA'nın sipariş birikiminin neredeyse sekiz yıllık gelirine denk olduğunun ortaya konulduğu aktarıldı. Öte yandan Lockheed Martin'in füze ve atış kontrol sistemleri bölümü, rekor seviyede teslimat yapmasına rağmen yalnızca bir yıl içinde sipariş birikimini yüzde 20 artırdı.

Bain & Company'ye göre siparişlerle üretim arasındaki fark artık geçici değil, yapısal bir sorun niteliği taşıyor. Geçmişte güçlü sipariş portföyü şirketlerin başarısının göstergesi olarak kabul edilirken, bugün aynı tablo sektörün artan talebi üretime dönüştürmekte zorlandığını ortaya koyuyor. Bu nedenle rekabet avantajı, en fazla sipariş alan şirketlerden üretim kapasitesini en hızlı ölçeklendirebilen şirketlere kayıyor.

Asıl darboğaz alt kademe tedarikçilerde

Araştırmaya göre sektörün karşı karşıya olduğu sorun, ana yüklenicilerin görebildiğinden çok daha derin. Ticari havacılık ve savunma programlarının aynı büyümesi nedeniyle birçok şirket aynı alt kademe tedarikçilere yöneliyor. Sonuç olarak tedarikçiler, tek bir müşterinin öngördüğünden çok daha yüksek toplam taleple karşı karşıya kalıyor.

Bu durum özellikle katı yakıtlı roket motorları gibi kritik bileşenlerde belirgin şekilde görülüyor. Örneğin L3Harris, ABD'de 10'dan fazla füze programına üretim sağlarken katı yakıtlı roket motoru kapasitesini altı katına çıkarıyor. Ancak her programın farklı teknik gereksinim ve sertifikasyon süreçlerine sahip olması, ölçek ekonomisinin beklenen ölçüde oluşmasını engelliyor.

Üretim artışı maliyetleri düşürmek yerine artırabiliyor

Bain & Company analizi, "üretim arttıkça birim maliyet düşer" yaklaşımının havacılık ve savunma sektöründe her zaman geçerli olmadığını ortaya koyuyor. Yeni üretim hatlarının devreye alınmasıyla birlikte ilave sermaye yatırımları gerekiyor, öğrenme eğrisi yeniden başlıyor ve işletme sermayesi ihtiyacı önemli ölçüde artıyor. Aynı zamanda mühendislik değişiklikleri, yoğun dokümantasyon süreçleri ve değişen teslimat takvimleri düşük üretim seviyelerinde yönetilebilir görünürken, yüksek hacimli üretimde ciddi verimsizliklere neden olabiliyor. Üstelik bu ölçeklenme maliyetleri çoğu zaman mevcut sözleşmelere yansıtılamadığı için tedarikçiler, teslimat performansı ile kârlılık arasında seçim yapmak zorunda kalabiliyor.

Belirsizlik yatırımları yavaşlatıyor

Raporda dikkat çekilen bir diğer unsur ise kapasite yatırımlarının uzun vadeli taahhüt gerektirmesine rağmen sektörün çoğu zaman bunu sağlayamaması. Savunma sanayisinde bütçe dönemlerinin kısa olması ve önceliklerin değişebilmesi nedeniyle açıklanan talep her zaman kesin siparişe dönüşemeyebildiği aktarıldı.

Ticari havacılıkta uçak üreticileri ile motor üreticilerinin, birbirlerine kapasite yatırımlarını destekleyecek büyüklükte hacim garantileri vermekte zorlandığı vurgulandı. Bu nedenle tedarikçilerin, büyük yatırımların finansal riskini tek başlarına üstlenmek durumunda kaldığı vurgulandı.

Bain & Company'den üretim kapasitesini artırmak için dört stratejik öneri

Bain & Company raporunda, üretim artışında başarılı olan şirketlerin ortak özelliğinin tedarikçi kapasitesini yalnızca satın alma fonksiyonu olarak değil, stratejik bir rekabet avantajı olarak görmeleri olduğu belirtiliyor.

Bain, raporunda sektör oyuncularına dört temel öneride bulunuyor: Mevcut operasyonlar içinde verimliliği artırarak kapasiteyi yükseltmek. Hurda oranlarının azaltılması, kalite iyileştirmeleri ve stok yapısının yeniden tasarlanması en hızlı sonuç veren uygulamalar arasında yer alıyor. Tedarikçiler için "tercih edilen müşteri" konumuna gelmek. Tedarikçiler üzerindeki gereksiz süreç yükünü azaltmak, sahada mühendislik ekipleriyle birlikte çalışmak ve kritik tedarikçilerle ortak yatırımlar yapmak kapasite artışını hızlandırıyor. GE Aerospace'in 2026 yılında tedarikçilerine 100 milyon doların üzerinde yatırım yapma kararı bu yaklaşımın önemli örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Uzun vadeli ve güvenilir talep taahhütleri sunmak. Yalnızca sözleşme sürelerini uzatmak yerine, yatırım kararlarını destekleyecek kesin hacim taahhütleri verilmesi tedarikçilerin kapasite yatırımlarını hızlandırıyor. MBDA'nın sipariş gelmeden stok üretimine başlaması ve bu kapsamda 1 milyar avroluk yatırım yapması sektör açısından dikkat çekici uygulamalar arasında yer alıyor. Dijital teknolojiler ve yapay zekâdan yararlanmak. Yapay zekâ destekli tahminleme sistemleri tedarik zincirindeki darboğazları haftalar öncesinden tespit edebilirken, dijital ikiz teknolojileri kapasite planlamasını optimize ediyor. Airbus'ın Skywise veri platformu sayesinde A350 teslimat sürelerini %33 azaltması dijital dönüşümün somut sonuçlarını ortaya koyuyor.

Önümüzdeki on yılın kazananlarını üretim yetkinliği belirleyecek

Bain & Company'ye göre havacılık ve savunma sektöründe yaşanan üretim açığı geçici bir kriz değil, sektörün geleceğini şekillendirecek yapısal bir dönüşüm. Önümüzdeki dönemde kazananlar, mühendislik kabiliyetlerini güçlü, esnek ve ölçeklenebilir tedarik zincirleriyle destekleyebilen kuruluşlar olacak. Analizin, üretim kapasitesini hızla artırabilen şirketlerin yalnızca mevcut siparişleri daha hızlı teslim etmekle kalmayacağını, aynı zamanda gelecekte oluşacak tüm talep döngülerinde rakiplerine karşı kalıcı rekabet avantajı elde edeceğini ortaya koyduğu aktarıldı.