Microsoft'ın 1 milyar euroluk veri merkezine protesto: 200'e yakın gözaltı!
- Amsterdam'da Microsoft'un kullanacağı veri merkezinin inşaat alanına giren protestocular vinçlere ve binaların çatılarına tırmandı. Polis, 150-200 kişinin gözaltına alındığını tahmin ediyor. Eylemler Avrupa'nın farklı ülkelerine de yayıldı.
Avrupa'da yapay zekâ ve bulut bilişim altyapısına yönelik yatırımlar büyürken, veri merkezlerinin çevresel etkileri ve enerji tüketimi de protestoların hedefinde. Hollanda'nın Amsterdam kentinde 6 Kasım Cuma günü Microsoft için inşa edilen veri merkezinin şantiyesine giren göstericiler polis müdahalesiyle karşılaştı.
CNBCE.COM'u öncelikli haber kaynağınız olarak ekleyin EkleAmsterdam'ın Sloterdijk bölgesindeki Westpoort sanayi alanında düzenlenen eylemde protestocular güvenlik çitlerini aşarak inşaat sahasına girdi. Bazı göstericiler vinçlere ve yapımı süren binaların çatılarına tırmandı. Polis ile protestocular arasında arbede yaşandı.
Hollanda polisi, izinsiz giriş şüphesiyle yaklaşık 150 ila 200 kişinin gözaltına alındığını tahmin etti. Kesin sayı için incelemeler sürerken olaylarda bir polis memurunun hafif yaralandığı açıklandı.
Eylemlere katılan gruplar arasında veri merkezlerinin çevresel etkilerine karşı çıkanların yanı sıra Microsoft'un İsrail ordusuyla ticari ilişkilerini protesto edenler de yer aldı.
1 milyar euroyu aşan yatırımın kapasitesi 78 megavat
Protestoların hedefindeki tesis, İngiltere merkezli Pure Data Centres tarafından geliştiriliyor. Microsoft'un kiralayacağı proje, toplam 78 megavat kapasiteye sahip üç veri merkezi binasından oluşuyor.
Her biri 85 metre yüksekliğinde planlanan binaların toplam kullanım alanı yaklaşık 95 bin metrekareye ulaşacak. Şirketin açıkladığı yatırım tutarı ise 1 milyar euronun üzerinde.
Pure Data Centres, inşaat aşamasında 1.000'den fazla kişiye istihdam sağlanmasını, tesis tamamlandığında ise yaklaşık 80 kalıcı nitelikli iş pozisyonu oluşturulmasını öngörüyor.
Yapay zekâ uygulamalarının çalıştırılması ve bulut bilişim hizmetlerinin genişletilmesi için gerekli işlem kapasitesini sağlayacak tesis, aynı zamanda yüksek elektrik talebi ve altyapı ihtiyacı nedeniyle tartışmaların odağında bulunuyor.
Protestolar Avrupa'ya yayıldı
Amsterdam'daki eylem, 6-7 Kasım tarihlerinde Avrupa genelinde düzenlenen protestoların en sert örneklerinden biri oldu.
Stop Dirty Data Centres adı altında bir araya gelen sivil toplum kuruluşları, büyük ölçekli veri merkezi projelerinin çevresel ve toplumsal etkileri değerlendirilene kadar yeni inşaatların geçici olarak durdurulmasını istiyor.
Almanya ve Polonya'da da protestolar düzenlenirken İrlanda, Danimarka ve İngiltere başta olmak üzere farklı ülkelerde benzer eylemler planlandı.
Göstericiler, veri merkezlerinin elektrik şebekeleri ve su kaynakları üzerindeki baskısına, arazi kullanımına ve yerel halkın yatırım kararlarında yeterince söz sahibi olmamasına tepki gösteriyor.
Microsoft, barışçıl protesto hakkına saygı duyduğunu ancak yasa dışı faaliyetleri ve insanların güvenliğini tehlikeye atan eylemleri kabul etmediğini açıkladı. Pure Data Centres ise göstericilere güvenli şekilde bölgeden ayrılma çağrısı yaparak görüşmeye açık olduğunu bildirdi.
Avrupa'ya 5,6 trilyon dolarlık veri merkezi yatırımı bekleniyor
Protestolar, Avrupa'nın yapay zekâ altyapısında ABD ve Çin ile rekabet etmeye çalıştığı bir dönemde yaşandı.
PwC'nin Eylül 2026'da yayımladığı Küresel Veri Merkezi Görünümü raporuna göre, 2026-2050 döneminde dünya genelinde veri merkezlerine yönelik toplam sermaye harcamasının 31,6 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Bu tutarın 5,6 trilyon dolarlık bölümünün Avrupa'ya yönelmesi öngörülüyor.
Söz konusu tahmin yalnızca yeni tesislerin inşasını değil, sunucu ve işlemci gibi teknolojik donanımların yenilenmesini de kapsıyor. Dolayısıyla rakam, kesinleşmiş yatırım taahhütlerinden ziyade uzun vadeli harcama beklentisini ifade ediyor.
Avrupa'da veri merkezi yatırımlarının önündeki temel engeller arasında elektrik şebekelerinin kapasitesi, izin süreçleri ve ülkeler arasındaki düzenleme farklılıkları bulunuyor. Protestoların yayılmasıyla birlikte teknoloji şirketleri için finansman sağlamanın yanı sıra toplumsal kabulü kazanmak da önemli bir sorun haline geliyor.


