MSCI, Türkiye'den ne istiyor? 3 maddede net cevap
- MSCI, Türkiye hisse senetlerine yönelik kararını geçen hafta duyurdu. Zor bir dönemden geçen Borsa İstanbul’u bir kez daha sarsan açıklamada dikkat çekici gerekçeler yer aldı. Kuruluşun Türkiye’ye ilişkin sunduğu üç temel talep ve karara dair detaylar…
Uluslararası endeks sağlayıcısı MSCI, 15 Ekim’de Türkiye hisse senetlerine ilişkin belirli endeks değişikliklerini ikinci bir duyuruya kadar dondurdu.
CNBCE.COM'u öncelikli haber kaynağınız olarak ekleyin EkleKarar kapsamında yabancı yatırımcı dahil etme faktörleri ve endeks hesaplamalarında kullanılan pay sayıları artırılmayacak, MSCI Türkiye Yatırım Yapılabilir Piyasa Endeksi’ne yeni hisse eklenmeyecek ve şirketler büyüklük segmentlerinde üst kategoriye taşınmayacak.
Bu, statünün otomatik olarak değiştirileceği anlamına gelmese de sert bir uyarı oldu. Ertesi gün Borsa İstanbul’da BIST100 endeksi günü yüzde 2,89 oranında gerilemeyle 11.721,72 puanda kapattı. BIST30’da da görünüm farklı değildi, endeks yüzde 2,86 düşüşle 14.558,43 puanda günü tamamladı.
MSCI neden endeks değişikliklerini dondurdu?
MSCI, Türkiye’nin adımlarını açıklamasında kaydetti. Ancak düzenlemeleri başlangıç niteliğinde değerlendirdi ve koşullarını vurguladı.
SPK, 3 Eylül 2026’da fiilî dolaşım hesaplamalarına ilişkin yeni bir çerçeve açıklamıştı. Düzenleme, nihai sahibi fiilî dolaşım dışında değerlendirilen kişilerin sahiplikleriyle bağlantılı belirli fon paylarının da hesaplamadan çıkarılmasını ve MKK’nın verileri günlük yayımlamasını öngörüyordu. MSCI bu ve benzeri adımların olumlu olduğuna işaret ederken daha fazla şeffaflık istediğini belirtti.
Endeks sağlayıcıları açısından bu konu, uluslararası yatırımcıların hangi hisselere hangi ağırlıklarla yatırım yapacağını belirleyen verilerin güvenilirliğiyle ilgili.
MSCI, dünya genelindeki yatırım fonlarının ve kurumsal yatırımcıların hangi ülke borsalarına, hangi şirketler üzerinden ve ne ölçüde yatırım yapacağını belirlerken kullanılan endeksleri hazırlıyor. Bu endekslerde bir ülkenin veya şirketin ağırlığının artması, endeksi takip eden fonların o piyasaya daha fazla yatırım yapmasına yol açabiliyor.
MSCI’ın üç talebi, 15 Ekim’deki açıklamasında açıkça sıralandı. İşte MSCI’ın açıklamasında Türkiye’den talep edilen somut maddeler…
1. Hisselerin gerçek sahibi kim? MSCI bunu açıklamak istiyor
MSCI açıklamasındaki ilk talep, “granular and timely disclosure of beneficial ownership” ifadesiyle yer aldı. Türkçesiyle kuruluş, hisselerin nihai faydalanıcılarının kim olduğuna ilişkin bilgilerin ayrıntılı ve zamanında açıklanmasını istiyor.
Bu talep, yalnızca bir şirketin ortaklık listesinin yayımlanmasıyla sınırlı değil, hisselerin arkasındaki gerçek kişi ve kuruluşların, dolayısıyla sahiplik ve kontrol ilişkisinin anlaşılabilmesini gerektiriyor.
2. Birbiriyle bağlantılı fonların işlemleri denetleniyor mu?
Daha sonra MSCI, açıklamada “robust surveillance and enforcement against coordinated trading behavior” ifadesini kullanıyor. Bu, koordineli işlem davranışlarına karşı güçlü gözetim ve yaptırım uygulanması beklentisini ortaya koyuyor.
Kuruluş, daha önceki değerlendirmesinde bazı küçük ölçekli şirketlerle yakından bağlantılı fon varlıkları üzerinden olası koordineli işlemlere ilişkin kurumsal yatırımcı endişelerini aktarmıştı. MSCI’a göre bu tür işlemler, fiilî dolaşım tahminlerinin güvenilirliğini ve piyasa bütünlüğünü zedeliyor.
3. Borsada gerçekten kaç hisse alınıp satılabiliyor?
MSCI’ın üçüncü talebi ise, açıklamadaki “a transparent rules-based framework for identifying and treating securities with structurally distorted free float” ifadesinde yer aldı. Kuruluş, fiilî dolaşım oranı yapısal olarak bozulmuş hisselerin belirlenmesi ve bu hisselerin nasıl değerlendirileceği konusunda şeffaf, kurallara dayalı bir sistem istiyor.
Fiilî dolaşım, bir şirketin toplam hisselerinin ne kadarının piyasada işlem görebildiğini gösteriyor. Bu oran, MSCI’ın şirketlerin endekslerdeki ağırlığını hesaplarken kullandığı verilerden biri.
Bunun yanında MSCI açıklamasında “disclosure standards that enable independent verification of the free float of Turkish securities” ifadesi geçiyor. Buna göre de fiilî dolaşım verilerinin bağımsız olarak doğrulanmasını sağlayacak açıklama standartları isteniyor.
Kuruluş, Haziran 2027’ye kadar yeterli ilerleme görülmemesi halinde Türkiye’nin Gelişen Piyasa statüsünden Sınır Piyasa veya Bağımsız Piyasa statüsüne geçirilmesi olasılığı için danışma sürecini değerlendirebileceğini bildiriyor.


