Gözler Merkez Bankası'nın faiz kararında: Uzmanlar ikiye ayrıldı
Piyasaların gözü Merkez Bankası'nın Perşembe günü açıklayacağı faiz kararında. Uzmanlar, 100 ila 150 baz puanlık indirim ihtimali üzerinde dururken, enflasyon görünümü, enerji fiyatları ve finansal istikrar riskleri kararın seyrine ilişkin farklı görüş
Merkez Bankası’nın 22 Ekim’deki kritik faiz kararı öncesinde piyasaların gözü Para Politikası Kurulu toplantısına çevrildi. Ekonomistler 100 ila 150 baz puanlık indirim ihtimali üzerinde dururken, enflasyon görünümü, enerji fiyatları ve finansal istikrar riskleri kararın seyrine ilişkin farklı görüşleri beraberinde getiriyor. Faiz indiriminin zamanlaması ve büyüklüğü kadar, olası bir kararın piyasalara ve reel sektöre nasıl yansıyacağı da tartışılıyor.
“Faiz indirimi tek başına yeterli değil”
Ekonomim Gazetesi Yazarı Alaattin Aktaş, Merkez Bankası’nın faiz indirimine gitmesinin piyasadaki para sıkışıklığını tek başına çözmeye yetmeyebileceğini belirtti. Faiz indiriminin piyasayı rahatlatacağı yönündeki beklentilerin sorgulanması gerektiğine işaret eden Aktaş, faiz düşse bile bankaların kredi genişlemesinin önündeki sınırlamaların devam edebileceğini ifade etti.
Faiz indirimlerinin piyasaya etkisinin, finansal kuruluşların kredi kullandırma koşullarına da bağlı olduğunu vurgulayan Aktaş, bankaların kredi büyümesine yönelik sınırlamalar nedeniyle daha fazla kredi kullandıramayabileceğine dikkat çekti. Bu durumda faiz indiriminin, piyasadaki sıkışıklığı gidermek için beklenen etkiyi yaratmayabileceğini kaydetti.
Aktaş, piyasadaki para sıkışıklığının aşılabilmesi için yalnızca faiz oranına odaklanmanın yeterli olmayabileceğini belirtti. Faiz indirimiyle birlikte finansal kaynakların piyasaya ne ölçüde aktarılabildiğinin de önem taşıdığını ifade eden Aktaş, para arzındaki artışın piyasada yeterince karşılık bulmaması halinde sıkışıklığın devam edebileceğine işaret etti.
“Faiz indirimi için alan var”
Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeynep Ökten, yıl sonuna kadar 200 baz puan indirim beklediğini belirtti. "Büyük ihtimalle Ekim ve Aralık toplantılarında 100'er baz puan olabilir" dedi. Ökten, sene sonu enflasyon beklentisinin yüzde 30 civarında olmasını tahmin ettiğini, dolayısıyla da faizde 2 puanlık indirim için bir alan gözüktüğünü söyledi.
“Faiz indirimi için erken”
İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Binhan Eli Yılmaz, Merkez Bankası’nın ekim ayında temkinli duruşunu koruması gerektiğini belirtti. Politika faizinin 100 baz puan indirilerek yüzde 37’den yüzde 36’ya çekilmesi yönündeki piyasa beklentisinden ayrıştığını söyledi.
Eylül ayı enflasyonunun beklentilerin altında gerçekleştiğini ve yıllık enflasyonun 57 ay sonra yüzde 30’un altına gerilediğini hatırlatan Yılmaz, söz konusu düşüşün önemli bir bölümünün taze meyve ve sebze fiyatlarındaki gerilemeden kaynaklandığına dikkat çekti.
Kira enflasyonundaki katılığın devam ettiğini vurgulayan Yılmaz, Orta Doğu’daki gerginliğin akaryakıt fiyatlarını önemli ölçüde yükselttiğini belirtti. Yılmaz, bu nedenle manşet enflasyondaki iyileşmeyi kalıcı bir dezenflasyon olarak değerlendirmek için henüz erken olduğunu ifade etti.
Fon krizi ortamında erken bir faiz indiriminin döviz talebini yeniden artırabileceğini ve henüz çıpalanmamış enflasyon beklentilerini bozabileceğini söyleyen Yılmaz, faiz kararının yalnızca enflasyondaki düşüşe bakılarak verilmemesi gerektiğini vurguladı.
İç talepteki yavaşlamanın sürmesi ve döviz talebinde yeni bir sıçrama yaşanmaması halinde aralık ayında 100 baz puanlık sınırlı bir faiz indirimi için alan açılabileceğini belirten Yılmaz, yurt içinde faiz indirimi beklentisi güçlense de küresel piyasaların yapısal olarak yüksek faiz gerçeğiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Yılmaz, bu nedenle faiz indiriminin kendisi kadar piyasaların söz konusu kararı nasıl değerlendireceğinin de kritik önem taşıdığını söyledi.
Politika faizi ile enflasyon arasındaki yaklaşık 7 puanlık farkın Merkez Bankası açısından bir güvenlik tamponu oluşturduğunu ifade eden Yılmaz, bu iki unsurun ekim ayında olası bir faiz indirimine gerekçe oluşturabileceğini kaydetti.
Olası bir faiz indiriminin reel sektörde kredi kolaylığına yansımasının sınırlı kalacağını belirten Yılmaz, buna karşılık söz konusu kararın fon krizi nedeniyle bir aydır kayıp yaşayan Borsa İstanbul üzerinde olumlu etki yaratma potansiyeli taşıdığını söyledi.
“Faiz indirimini 10 Aralık’taki toplantıda bekliyorum”
Yılmaz, 10 Aralık’ta gerçekleştirilecek yılın son Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında faiz indirimi beklediğini belirtti. Kasım ve Aralık aylarında enflasyon verilerinin geleneksel olarak düşük seyrettiğine dikkat çeken Yılmaz, ocak ayında yapılacak ücret artışları öncesinde faiz indirimi için uygun bir zemin oluşabileceğini ifade etti. Bu tarihe kadar fon krizinin ikincil etkilerinin de azalabileceğini belirten Yılmaz, faiz indiriminin aralık ayına bırakılmasının daha mantıklı olacağını söyledi.
Yıl sonu enflasyon tahminlerinde temkinli olunması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, piyasa katılımcıları ve uluslararası kuruluşların yıl sonu enflasyon beklentilerinin yüzde 29-30 bandında yoğunlaştığını, asıl tehlikenin ise enflasyonun bu seviyeleri aşması olduğunu ifade etti.
Yılın son çeyreğinde eğitim, sağlık, ulaştırma ve kira gibi kalemlerin enflasyonu yukarı yönlü etkileyebileceğine işaret eden Yılmaz, talebin zayıflamasına rağmen enflasyonun yeterince gerilememesinin sorunun yapısal niteliğini ortaya koyduğunu belirtti.
Kasım ve aralık aylarındaki düşük mevsimsel enflasyonu ve aralık ayındaki PPK toplantısını faiz indirimi açısından bir fırsat penceresi olarak değerlendiren Yılmaz, yıl sonuna kadar kademeli ve sınırlı bir faiz indirimi beklediğini söyledi. Yılmaz, söz konusu adımın temkinli ve veri odaklı bir çerçevede atılması gerektiğinin altını çizdi.
“150 baz puan faiz indirimi gelebilir”
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Prof. Dr. Fatih Özatay, OVP’de 2027 yılı enflasyon hedefinin yukarı yönlü revize ettiğine dikkat çekerek, mevcut politika faizi ile yeni hedef karşılaştırıldığında Merkez Bankası için bir faiz indirim alanı ortaya çıktığını belirtti. Eylül enflasyonunun da beklentilerin altında gerçekleştiğini hatırlatan Özatay, bu çerçevede 100, hatta 150 baz puanlık bir faiz indiriminin mümkün olabileceğini söyledi.
Gelecek haftaki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısının ardından 10 Aralık’ta bir toplantı daha yapılacağını belirten Özatay, bu tarihe kadar ekim ve kasım ayı enflasyon verilerinin açıklanacağını ifade etti. Geçen yıl kasım ve aralık ayı enflasyonlarının oldukça düşük gerçekleştiğini kaydeden Özatay, enerji fiyatları da dikkate alındığında bu yıl söz konusu aylardaki enflasyonun daha yüksek olmasının beklendiğini dile getirdi.
Kasım ayı enflasyonunun bu yönde gerçekleşmesi ve Merkez Bankası’nın aralık ayı tahmininin de benzer bir tabloya işaret etmesi durumunda aralık toplantısında faiz indirimi yapılmayacağını belirten Özatay, kasım toplantısında 100 baz puan yerine 150 baz puanlık bir indirime gidilmesinin Merkez Bankası’nın bu olasılığı dikkate aldığını göstereceğini söyledi.
“TL’ye güveni koruyan adımlar atılmalı”
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Çetinkaya da Merkez Bankası'nın 22 Ekim'de 150 baz puanlık indirimle politika faizini yüzde 37'den yüzde 35,5'e çekeceğini beklediğini söyledi.
MB Başkanı Fatih Karahan'ının son açıklamalarının, bu beklentinin gerekçelerini anlamak açıdan önemli olduğuna dikkat çeken Çetinkaya sözlerine şöyle devam etti: "Karahan, 6 Ekim’de TBMM’de yaptığı sunumda Temmuz ayından itibaren enflasyonun ana eğiliminde yeniden gerileme görüldüğünü belirtti. 14 Ekim’deki değerlendirmesinde ise yükselen enerji fiyatlarına rağmen ana eğilimin yavaşladığına ve zayıflayan talebin enflasyonist baskıları hafiflettiğine dikkat çekti. Ben bu açıklamaları, ölçülü bir indirimin değerlendirilebileceği yönünde okuyorum."
Eylül'de yıllık enflasyonun yüzde 29,73'e gerilemesinin olumlu ancak aylık artışın yüzde 1,84 düzeyinde kalmasının ihtiyatı gerekli kıldığına işaret eden Çetinkaya, Merkez Bankası'ndan dezenflasyon kazanımlarını ve TL’ye olan güveni koruyan bir adım beklediğini söyledi.
Yılın kalan döneminde ölçülü ve verilere bağlık bir faiz indirim sürecini beklediğini ifade eden Çetinkaya, MB'nin faiz politikasına ilişkin temel senaryosunu açıkladı. "Ekim’de 150 baz puanlık indirimin ardından, enflasyonun aylık eğiliminde ve beklentilerde iyileşme sağlanırsa, Aralık’ta da 100 baz puanlık indirimle yılın yüzde 34,5 politika faiziyle tamamlanması benim temel senaryom" dedi.
“Enerji fiyatları faiz kararını belirleyecek”
Yatırım Finansman Strateji ve Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Seda Yalçınkaya Özer, 22 Ekim toplantısında politika faizinin 100 baz puan indirilerek yüzde 36’ya çekilmesini beklediğini söyledi. İç talepteki yavaşlama ve yıllık enflasyondaki gerilemenin ölçülü bir faiz indirimi için alan sağladığını ifade eden Yalçınkaya, enflasyon beklentilerindeki katılık ve enerji fiyatlarından kaynaklanan yukarı yönlü risklerin daha yüksek oranlı indirimlere karşı temkinli olunmasını gerektirdiğini söyledi. Yalçınkaya, Merkez Bankası’nın sınırlı bir indirimle birlikte kararların enflasyon görünümüne bağlı olacağı mesajını koruyacağını düşündüklerini dile getirdi.
Baz senaryolarının ekim ayındaki indirimin ardından aralık ayında da 100 baz puanlık bir indirim yapılması ve politika faizinin yılı yüzde 35 seviyesinde tamamlaması yönünde olduğunu belirten Yalçınkaya, bu patikayı kesinleşmiş bir takvim olarak görmediklerini kaydetti.
Piyasa Katılımcıları Anketi’nde 12 ay sonrası enflasyon beklentisinin yüzde 23,70’ten yüzde 23,89’a yükselmesinin beklentilerdeki iyileşmenin henüz kalıcı olmadığını gösterdiğini ifade eden Yalçınkaya, yılın kalanında aylık enflasyonun ana eğilimi, hizmet fiyatları ve enerji maliyetlerinin belirleyici olacağını söyledi.
Enflasyonda beklenen iyileşmenin sağlanamaması halinde Merkez Bankası’nın faiz indirimlerine ara verme seçeneğini koruyacağını değerlendirdiklerini belirten Yalçınkaya, faiz indirim döngüsü başlasa da sürecin otomatik olarak devam etmeyeceğini düşündüklerini dile getirdi.
“2027’de faiz indirimleri sürebilir”
İş Portföy Başekonomisti Hande Şekerci, Merkez Bankası’nın ekim ayındaki toplantıda politika faizini 1 puan indirerek yüzde 36 seviyesine çekmesini beklediklerini belirtti. Ağustos sonundan itibaren yurt içinde yaşanan gelişmelerin ekonomik aktiviteyi yavaşlatıcı etkisi olacağını değerlendirdiklerini ifade eden Şekerci, 2025’in üçüncü çeyreğinden bu yana ekonomik aktivitede hız kaybı görüldüğünü söyledi.
Ekonomik aktivitedeki ivme kaybının yüksek frekanslı verilerle de teyit edildiğine dikkat çeken Şekerci, “Taşıt satışları, beyaz eşya satışları, kredi kartı harcamaları, taşıt üretimi ve elektrik tüketimi gibi yüksek frekanslı verileri takip ettiğimizde yine bu ivme kaybının teyit edildiğini izliyoruz” dedi.
Merkez Bankası’nın ekonomik aktivitedeki yavaşlamayı dikkate alarak faiz indirimine gitmesini beklediklerini belirten Şekerci, indirimlerin aralık ayında da devam edeceğini öngördüklerini ifade etti. Şekerci, yıl sonunda politika faizinin yüzde 35 seviyesinde olmasını beklediklerini kaydetti.
Eylül ayında enflasyonun beklentilerin altında kalmasının piyasada daha yüksek montanlı faiz indirimi beklentileri oluşturmuş olabileceğini belirten Şekerci, buna karşın Merkez Bankası’nın finansal istikrarla ilgili riskleri gözeteceğini ve son dönemdeki rezerv gelişmelerinin de faiz kararında etkili olacağını değerlendirdiklerini söyledi.
Ağustos sonu ile ekim başı arasındaki dönemde TCMB rezervlerinde düşüş yaşandığını belirten Şekerci, ekim ayının başından itibaren yeniden rezerv birikiminin sağlanabildiğini ifade etti. Şekerci, rezerv birikimine ekim ayının ortası itibarıyla ara verildiğini kaydetti.
2027 yılında da faiz indirimlerinin devam etmesini beklediklerini belirten Şekerci, ancak küresel ve yurt içi gelişmelerin indirim sürecinin hızını etkileyebileceğine dikkat çekti.
Şekerci, gelişmiş ülke merkez bankalarının faiz artırımı ihtimali ile jeopolitik risklerin küresel enflasyonist riskleri canlı tutmasının, yurt içinde ise Merkez Bankası’nın faiz indirim sürecini yavaşlatabileceğini değerlendirdi.