Kadın istihdam olması gereken seviyeden uzakta: Engeller neler?
- Türkiye’de kadın istihdamı erkeklerin oldukça gerisinde. 2024 itibarıyla kadın istihdam oranı yüzde 35.5 seviyesinde bulunurken erkeklerde bu oran yüzde 71.3. Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, kadın istihdamının ve girişimci sayısının artması için rol modellere ihtiyaç olduğuna dikkat çekiyor.
- Kadınlara cesaretlendirecek rol model olacak örneklerden biri Gıda mühendisi Duygu Yılmaz. Uzun yıllardır doğru atığın yüksek verimle dönüştürülmesi için ekibiyle çalışmalar yürüten yılmaz, sürdürülebilirlik çalışmalarıyla Türkiye'yi uluslararası platformlarda temsil ediyor.
- Kadınların iş hayatında karşılaştığı engeller yalnızca ekonomik faktörlerle sınırlı değil. İstanbul Esenyurt Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Şule Aydın Yeral, cam tavan sendromu, öğrenilmiş çaresizlik ve rol çatışması gibi psikolojik bariyerlerin kadınların kariyer yolculuğunu zorlaştırabildiğine dikkat çekiyor.
Türkiye’de kadınların iş gücüne katılımı erkeklerin yarısından bile daha düşük seviyede. 2024 itibarıyla kadın istihdam oranı yüzde 35.5 seviyesinde iken erkeklerde bu oran yüzde 71.3’e ulaşıyor. Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, girişimci Duygu Yılmaz ve İstanbul Esenyurt Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Şule Aydın Yeral, kadınların iş hayatında karşılaştığı ekonomik, toplumsal ve psikolojik engelleri CNBC-e.com’a değerlendirdi.
“Kadın istihdamı olması gereken yerden çok uzakta”
Türkiye Kadın Girişimciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, Türkiye’de 2024 yılı itibariyle kadın istihdamının yüzde 35.5 iken, erkek istihdamının yüzde 71.3 olduğuna dikkat çekti. Türkiye’de girişimci ekosistemi ile ilgili son tabloyu da paylaşan Bezircioğlu, TÜİK verilerine göre işveren sayısının yüzde 12.3, işveren ve kendi hesabına çalışan kadın oranının ise yüzde 18.2 seviyesinde olduğunu söyledi. “Hem girişimcilik noktasında hem de istihdamda olması gereken yerden uzaktayız” dedi. Türkiye’de kadın istihdamının OECD sıralamasında alt sıralarda olduğuna işaret eden Bezircioğlu, aslında birçok ülkede kadın girişimci ve istihdam oranının, erkek istihdamından daha az olduğunu belirtti.
Türkiye’de kadınların daha çok hizmet ve perakende sektöründe yer aldığını ancak teknoloji ve yapay zekanın gelişimi ile sanayide, üretimde rol model kadın sayısının arttığını vurgulayan Bezircioğlu, “Kadınların istihdam yaşadığı en büyük problem Türkiye’nin demografik yapısı nedeniyle kadınları çocuk ve yaşlı bakımı gibi sorumlulukların yüklenmesi kadınları iş hayatından koparabiliyor” dedi.
Kadın girişimci sayısını artırmak noktasında kadınların cesaretlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Bezircioğlu, birlikte kolektif hareket etmeye çok ihtiyaç olduğunun altını çizdi. “Rol modeller bu noktada oldukça önemli” dedi.

Zeytin çekirdeğinden Silikon Vadisi’ne uzanan yolculuk
Gıda mühendisi ve öğretim görevlisi Duygu Yılmaz’ın girişimcilik hikâyesi ise zeytin çekirdeğinden Silikon Vadisi’ne uzanan bir yolculuğa dönüşmüş durumda. Yılmaz, zeytin çekirdeğinden biyoplastik üretmek için yola çıktı ve 9 yıl önce Biolive şirketini kurdu. Uzun yıllardır doğru atığın yüksek verimle dönüştürülmesi için ekibiyle çalışmalar yürüten yılmaz, sürdürülebilirlik çalışmalarıyla Türkiye'yi uluslararası platformlarda temsil ediyor. G20 Zirvesi'nde ve Birleşmiş Milletler'de sürdürülebilirlik alanında, döngüsel ekonomi projeleriyle Türkiye'yi temsil etti ve birincilik ödülleri aldı. Bilimsel çalışmaları sayesinde de dünyanın en başarılı 10 genci arasında yer aldı.
Yılmaz, biyoplastik fikrinin çıkış noktasının babasının kahvaltıda zeytin çekirdeği yutması olduğunu anlattı. Bu durumun bilimsel bir temeli olup olmadığını araştırmaya başladığını söyleyen Yılmaz, zeytin çekirdeğinde bulunan güçlü antioksidan bileşenlerin dikkatini çektiğini belirtti. Araştırmalarının ardından üniversiteden arkadaşlarıyla küçük bir laboratuvar kurduklarını anlatan Yılmaz, zamanla çalışmalarının zeytin çekirdeğinden biyopolimer üretimine dönüştüğünü ifade etti.
Türkiye’nin dünya zeytin üretiminde ilk sıralarda yer aldığını hatırlatan Yılmaz, her yıl ortaya çıkan zeytin çekirdeği atığının büyük bölümünün değerlendirilemediğini söyledi. Geliştirdikleri teknoloji sayesinde bu atıkları biyopolimere dönüştürdüklerini belirten Yılmaz, elde edilen hammaddenin ambalajdan otomotive kadar birçok sektörde kullanılabildiğini kaydetti. Türkiye, Amerika ve Avrupa başta olmak üzere birçok ülkede onaylanmış, altın madalyalı ve birincilik ödüllü patentli teknolojiler geliştirdiklerini belirten Yılmaz, “Bu teknoloji sayesinde yeni bir üretim prosesi geliştirerek hammaddemizi üretmeyi başardık ve aldığımız yatırımlarla üretim tesisimizi kurduk” dedi.

“En büyük zorluk fikrin anlaşılmamasıydı”
Girişimcilik yolculuğunun kolay olmadığını vurgulayan Yılmaz, en büyük zorluklardan birinin geliştirdikleri teknolojinin ilk aşamada yeterince anlaşılmaması olduğunu söyledi. Yeni bir malzeme geliştirme sürecinin uzun ve sabır gerektiren bir süreç olduğunu belirten Yılmaz, bilimsel verilerle ilerleyerek projelerini büyüttüklerini ifade etti. Yılmaz, “Fikriniz büyüdükçe sorumluluğunuz da artıyor. Disiplinli ve kararlı olmak gerekiyor. Ben hiçbir zaman başkalarının ne düşündüğüne odaklanmadım, inandığım projeye devam ettim” dedi.
“Psikolojik engeller kadınların kariyerini sınırlayabiliyor”
İstanbul Esenyurt Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Şule Aydın Yeral, kadınların iş hayatında karşılaştığı psikolojik bariyerleri değerlendirdi. Kadınların iş gücüne katılımını yalnızca ekonomik göstergeler üzerinden değerlendirmenin eksik bir yaklaşım olabileceğini belirten Yeral, psikolojik bariyerlerin çoğu zaman ekonomik engellerden daha görünmez ancak daha kalıcı etkiler yaratabildiğini söyledi. Cam tavan sendromunun bu noktada dikkat çeken bir olgu olduğunu ifade eden Yeral, “Cam tavan, kadının belirli bir noktaya kadar yükselebilmesi ancak görünmeyen ve yazılı olmayan normlar nedeniyle üst pozisyonlara erişememesi durumudur. Bu bariyer aynı zamanda içselleştirilmiş toplumsal cinsiyet rolleriyle de beslenir” dedi.
Öğrenilmiş çaresizlik kavramının da iş yaşamında kadınları etkileyebilen önemli bir psikolojik mekanizma olduğuna dikkat çeken Yeral, “Bu kavram, kişinin tekrar eden olumsuz deneyimler karşısında kontrol algısını yitirmesi ve çaba göstermeyi bırakmasıyla ilgilidir. İş hayatında sürekli değersizleştirilme, terfi süreçlerinde dışlanma ya da başarıların görünmez kılınması gibi deneyimler bazı kadınlarda ‘ne yaparsam yapayım değişmeyecek’ inancını pekiştirebilir” ifadelerini kullandı.

“Rol çatışması kadınların kariyerini etkileyebiliyor”
Kadınların aile ve sosyal çevrede de sorumluluklarının olmasının kariyer yolculuklarını nasıl etkilediğini değerlendiren Yeral, psikolojide rol çatışmasının kişinin aynı anda birden fazla sosyal rolün beklentilerini karşılamaya çalışırken zorlanması durumunu ifade ettiğini belirtti. Yeral, kadın söz konusu olduğunda bu rollerin çoğu zaman “iyi anne”, “iyi eş”, “iyi çalışan” ve “iyi evlat” gibi farklı beklentileri içerdiğini söyledi. Kadınların fiziksel olarak işte olsa da zihinsel olarak “evde yeterince iyi miyim?” sorusuyla meşgul olabildiğini ifade eden Yeral, bu durumun sürekli bir bölünmüşlük hissi yaratarak bilişsel yükü artırabileceğini ve performansı etkileyebileceğini dile getirdi.
Roller arasındaki beklenti çelişkisinin kronik stres üretebildiğini belirten Yeral, bu stresin uzun vadede tükenmişlik, motivasyon kaybı ve hatta kariyerden geri çekilme davranışlarına yol açabileceğini söyledi. Yeral, bu noktada önemli olanın kadınların bireysel dayanıklılığını artırmaya çalışmaktan ziyade yapısal düzenlemelerle rol çatışmasını azaltmak olduğunu ifade etti. Aksi halde sorunun bireysel baş etme kapasitesi üzerinden açıklanacağını ve sistemin görünmez kalabileceğini de sözlerine ekledi.
“Psikolojik olarak güvenli çalışma ortamı önemli”
Kadınların iş hayatında daha güçlü ve sürdürülebilir bir kariyer inşa edebilmesi için hem kurumlara hem de topluma önemli sorumluluklar düştüğünü belirten Yeral, kurumsal düzeyde psikolojik olarak güvenli bir çalışma ortamının sağlanması gerektiğini söyledi. Yeral, “Çalışanların hata yapmaktan korkmadığı, fikir beyan ettiğinde küçümsenmediği ve ebeveynlik sorumluluğu nedeniyle etiketlenmediği ortamlar kariyer sürdürülebilirliği için önemlidir. Şeffaf terfi sistemleri ve liderlikte cinsiyet dengesi bu süreci destekleyebilir” dedi.
Toplumsal düzeyde ise toplumsal cinsiyet rollerinin yeniden tanımlanmasının faydalı olacağını vurgulayan Yeral, kadının bakım rolüyle özdeşleştirilmesi ve erkeğin yalnızca ekonomik sağlayıcı rolüyle sınırlandırılmasının hem kadınlar hem de erkekler için psikolojik yük oluşturabileceğine dikkat çekti. Yeral, “Kariyer sürdürülebilirliği bakım emeğinin toplumsal olarak paylaşılmasıyla daha mümkün olabilir. Kadınların kariyerini güçlendirmek yalnızca eşitlik açısından değil, toplumsal gelişmişlik açısından da önemli bir meseledir” ifadelerini kullandı.



